Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, TBMM’de bütçe görüşmeleri sırasında MESEM uygulamasına ilişkin eleştirilere yanıt verirken, mesleki eğitim ile çocuk işçiliğini ayırdıklarını ve sahadaki her adımın yakından izlendiğini açıkladı.

TBMM’de, TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl’ün başkanlığında, Milli Eğitim Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçeleri görüşülüyor. Siyasi partiler görüş ve önerilerini sunduktan sonra, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin sunum yaptı.
Yusuf Tekin, eğitim politikalarının yakın siyasi tarihten bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek, "Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan askeri müdahaleler, muhtıralar, vesayet girişimleri ve olağanüstü yönetim dönemleri, eğitim politikalarında en fazla etkisini göstermiştir. Okul, müfredat ve sınav sistemleri gibi konular, ideolojik yaklaşımlarla şekillendi. Bu dönemlerde eğitim, toplumun tamamını kuşatan bir hak olmaktan çıkmış; belli kesimleri dışlayan, bazı hayat tarzlarını kabul ederken diğerlerini sakıncalı gören bir anlayışa dönüşmüştür" dedi.
Tekin, 3 Kasım 2002’den bu yana, AK Parti iktidarlarının, demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda vatandaşla devlet arasındaki güveni yeniden inşa ettiği söyledi. Başörtüsü yasağının kaldırılması, katsayı adaletsizliğinin giderilmesi ve müfredatın kapsayıcı hale getirilmesi gibi adımların, toplumun adalet ve eşitlik taleplerine cevap olduğunu belirtti. Hangi kimlik, bölge veya aileden olursa olsun, okula giren her çocuğun eşit görülmesini ve devletin herkese eşit mesafede durduğunu hissettirmeyi amaçladıklarını söyledi. Eğitim alanındaki tüm aktörlerin de aynı düşünceyi paylaştığını ekledi. Hedeflerinin eğitimi ideolojiden arındırmak, toplumsal barış ve insan haklarına dayalı demokratik toplum düzenini güçlendirmek olduğunu vurguladı.
Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, eğitimde demokratikleşme ve değer temelli yerli ve milli bir sistem oluşturulduğunu belirtti. Ayrıca, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1921 Maarif Kongresi’ndeki sözlerine atıfta bulunarak, eğitim ve kültür alanında köklü ilkeler benimsendiğini ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bu perspektife bağlı olarak geliştirildiğini ifade etti.
Bakan Tekin, MESEM uygulamasına ilişkin eleştirileri şöyle cevapladı: "Mesleki eğitim, Türkiye’nin iktisadi ve ahlaki yapısında önemli bir rol oynar. Bu alandaki tartışmalarda, 28 Şubat’tan sonra gerçekleşen kırılmaların etkisi görülmektedir. Geçmişte yükseköğretim önünde engel olarak görülen meslek liseleri, şimdi farklı kavramlarla yıpratılmaya çalışılıyor. Bu uygulama, kökleri 1977’ye uzanan çıraklık eğitimini örgün eğitimle bütünleştiren bir programdır. Ortaokul mezunu ve 14 yaşını doldurmuş gençler, zorunlu ortaöğretim sürecine devam ederken, aynı zamanda sigortalı ve sözleşmeli olarak beceri kazanmakta, devlet gözetiminde eğitim almaktadır. Bu uygulamada, anayasa, mevzuat ve uluslararası sözleşmeler, ahlaki ilkeler ve kültürümüz referans alınmıştır. Mesleki eğitim ile çocuk işçiliği arasında kesin çizgiler olduğunu belirtiyor ve iş sağlığı ve güvenliği kurallarının kanunlarca güvence altına alındığını söylüyoruz. Her çocuğun emanet olduğunu bilerek, onu ucuz iş gücü olarak gören yaklaşımların kabul edilemez olduğunu vurguluyoruz."
Bakınız: 2024-2025 eğitim yılında, 253 bin işletmenin denetlendiği ve 23 bin 252 uygunsuz işletmenin sözleşmesinin feshedildiği açıklandı. İşletmeler, sağlık ve güvenlik kriterlerine uygunluk açısından çeşitli denetimlere tabi tutuluyor. İşletmelerin denetimleri sonucu, şartları sağlamayanlar programdan çıkarılıyor. Aynı zamanda, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının yer aldığı komisyonlar, okul ve öğrenci takiplerini gerçekleştiriyor. Hiçbir çocuğun hayatını riske atmadan, sahada her adım yakından izleniyor ve yönetiliyor."