İYİ Parti genel Başkanı Dervişoğlu, TBMM bütçe görüşmelerinde sert ifadeler kullanarak, Kurtulmuş’un açıklamalarına tepki gösterdi. Bütçe ve politikalarla ilgili eleştirilerini dile getirdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda 2026 bütçesinin görüşmelerinin açılışında, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un "Terörsüz Türkiye" söylemlerine ilişkin sert ifadeler kullandı. Dervişoğlu, "Siz yapmış olduğunuz ziyaretin tutanaklarını bile yazdırmaya muktedir olmayan bir Meclis'in başkanısınız. Biz; 'Terörsüz Türkiye' masalıyla, Türkiye’ye kabus yaşatmak istediğiniz için, teröristlerle, iktidar pazarlığı yapacak kadar milli benliğinizden uzaklaşıp, şuursuzlaştığınız için, namus ve şerefiniz üzerine ettiğiniz o yeminleri unutup, 85 milyonun hakkına hukukuna göz diktiğiniz için, size de bütçenize de 'hayır' diyoruz" dedi.
Dervişoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda yapılan bütçe görüşmelerinde, hükümetin 19 trilyon liralık harcama yetkisi talebini eleştirerek, "Geçtiğimiz 8 yılda olduğu gibi servet harcayan ile servet harcanan arasında ilişki olmadığını" belirtti. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı bütçesine de değinen Dervişoğlu, "2026 yılında günlük harcamanın 60 milyon lira, saatte 2,5 milyon, dakikada 41 bin lira olduğunu ve bu miktarın bir asgari ücretlinin yaklaşık bir ay çalışmasına eşit olduğunu" vurguladı ve bütçeye hayır dediklerini açıkladı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş’un "Terörsüz Türkiye" açıklamalarına sert tepki gösteren Dervişoğlu, polise destek verdi. Ayrıca, "Anayasal hakkı olan 'barınma hakkını' şans oyununa çevirdiniz" diyerek, konut ve barınma politikalarını eleştirdi. 2002'de hane halkının yüzde 73 olan ev sahipliği oranının şu anda yüzde 55’e düştüğünü belirtti ve rant düzeninin, millete yuva değil; emlak baronlarına stok sağlama amacı taşıdığını savundu. Ayrıca, sosyal konut projelerine başvuran vatandaş sayısının yüksek olmasının başarısızlığı gösterdiğini ifade etti ve 'Evsiz Türkiye' yaratma politikasını' eleştirdi.
Deprem kuşağında bulunan Türkiye’de, bütçede riskli kentlerin dönüşümüne ayrılan payların yetersiz olduğunu belirten Dervişoğlu, rant ve imar rantıyla gelişen lüks rezidanslar ve villa projelerine karşı çıktı. Çevre ve şehircilik politikalarının insanı değil, müteahhitleri hedef aldığını söyledi. Ayrıca, afet sonrası riskli yapıların dönüşümü için kaynak bulunmadığını ve tarım alanlarının imara açıldığını dile getirdi.
Dervişoğlu, "İsrail kaynakları, Türkiye’den 2,8 milyar dolarlık mal geldiğini söylüyor" diyerek, "İsrail ile ticareti kestik" yalanını eleştirdi. Uluslararası verilere göre, Türkiye’nin İsrail’den en çok mal aldığı ülkeler arasında olduğu bilgisini paylaştı ve, "Gazze’deki soykırımın göbeğinde, Türkiye, İsrail’den en çok mal alan ilk beş ülke arasında yer alıyor" dedi. Ayrıca, "İsrail ile ticareti kestik açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını ve kapıların arkasında 'maskeli ticaret' yapıldığı iddiasını" dile getirdi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesinin artırılmasının sorunu çözmeyeceğine dikkat çekerek, bütçenin betona ve tabelaya gömüldüğünü, sanayinin milli gelirdeki payının düştüğünü vurguladı. Yüksek teknolojili ürünlerin ihracat oranının düşük olduğunu ve teknolojik bağımlılık nedeniyle ithalatın ihracatı aştığını belirtti. Türkiye’nin montaj sanayi ülkesi olmaktan öteye geçemediğine işaret etti ve katma değeri elin oğlu yediğini söyledi.
Görülen eğitim durumu ile ilgili olarak, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden ayrılan payın yetersiz olduğunu ve eğitimdeki kalite düşüklüğünü eleştirdi. Okullarda temizlik malzemesi ve temel ihtiyaçların dahi bulunmadığını, çocukların aç okula gönderildiğini, velilerin borçlandırıldığını ve öğretmenlerin mutsuz olduğunu belirtti. Ayrıca, müfredatın karmaşık hale geldiğini ve yabancı dil eğitiminin yetersiz olduğunu aktardı.
Sağlık hizmetlerine de değinen Dervişoğlu, hastanelerde randevu ve hizmet sorunlarını dile getirdi. Dijital kuyruklar ve uzman doktorun bulunmaması gibi sorunlar yaşandığını, hastanelerin sadece beton yapılar olarak kaldığını ifade etti. Ayrıca, ilaç bulunmadığını ve fiyat politikalarının vatandaşın sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti. Vatandaşların, özel hastanelerde ve eczanelerde hizmet alamadığına dikkat çekti.
Vatandaşın vergileriyle oluşturulan bütçenin, sistem tıkandığı için kullanılamadığı ve hizmetlerde aksama olduğu eleştirisiyle konuşmasını sonlandırdı.