İmamoğlu, diploma davasının siyasi amaçlar taşıdığını belirtip, yargıda yaşanan düzenlemelere ve adil yargılanma hakkının ihlaline dikkat çekti. Duruşmada savunmasını yaptı.

18 Mart'ta diploması iptal edilip ertesi günü gözaltına alınan CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, diploma davasının üçüncü duruşmasında hakim karşısına çıktı. Silivri'deki Marmara Cezaevi duruşma salonunda savunmasını yapan İmamoğlu, bu davanın siyasi bir dava olduğunu belirtti.
İmamoğlu, "Bu bir diploma davası değildir. Bir Cumhurbaşkanının, Cumhurbaşkanı adayına karşı siyasi bir davaya dönüştürmüş adayını, tabiri caizse devre dışı bırakma mücadelesidir" dedi. Ayrıca, "Ahmak davasında, 19 Mart sürecinde, diploma davasında, diplomanın iptalini idari mahkeme sürecinde, Beylikdüzü davasında, yani yakın zamanda adımın geçtiği her ceza davasında inanın şaka değil, gerçek üstüne basa basa söylüyorum. Tüm ceza davalarında hakimleri geri değiştirdiler" ifadelerini kullandı. Savunmasına devamla, "Her kritik aşamada dosyanın yeni bir el tarafından yönlendiriliyor olması büyük bir tehdittir. Bu durumda bir maçta hakem değiştirilmesi gibi, adil yargılama mümkün değildir" diyerek duruma tepki gösterdi.
İmamoğlu, "Sessizliğin arttığı yerde zulüm güç kazanır. Gücü elinde tutanlar bu durumdan cesaret alır. Sınır tanımayan zalimlikler ve hukuksuzluklar artar. Bu nedenle kendisini 86 milyon kişi adına en sorumlu kişi olarak kabul ettiğini ve bu mücadelenin sadece hukuk mücadelesi değil, aynı zamanda milletin adalet ve özgürlük mücadelesi olduğunu söyledi." diye konuştu.
Geleceğin çok güzel olacağına olan inancını her gün güçlendiğini belirterek, "Gücümün arttığını tarif edemem çünkü 86 milyon yurttaş arkamda. Onların gücüyle yürüyorum" dedi. Ayrıca "Devletin meşruiyetinin vatandaşın suskunluğunda değil, söz söyleyebilmesinde olduğunu" dile getirdi. Cumhuriyet ve demokrasi adına düşünce özgürlüğünün önemine vurgu yaparak, "Düşünmekten vazgeçenler ve boyun eğenler karşıdır." ifadesini kullandı.
İmamoğlu, "Siyasetin gücüne adalet erkini teslim edenleri suçluyorum. Mahkeme süreçlerinde, adil yargılanma hakkı ihlal edilmekte ve hakimler çeşitli yollarla yönlendirilmektedir" dedi. Ayrıca, "Hakimlerin değişimi ve dosyanın sürekli yeni el tarafından yönlendirilmesi büyük bir tehdit ve adil yargı ilkesine aykırıdır" diyerek yargının bağımsızlığına dikkat çekti.
“Bu ülkede hukuk artık hukukun kendi akışıyla işlemiyor. İktidarın ihtiyaçlarına göre şekilleniyor" şeklinde ifade eden İmamoğlu, "Konuların ve davaların siyasetin baskısı altında olduğunu ve bu durumun adil yargılamayı zorlaştırdığını" vurguladı. "Hakimlerin bağımsız olması gerekirken, dosyalar sürekli değişiyor ve yönlendiriliyor" diyerek adalet sistemine eleştirisini sürdürdü.