İsveç ve AB temsilcileri bakım ekonomisinin kadınların işgücü katılımı ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından önemini vurguladı. Politikalar ve hizmetlerin geliştirilmesine dikkat çekildi.

(ANKARA) - İsveç’in Ankara Büyükelçiliği ve AB Türkiye Delegasyonu tarafından düzenlenen panelde, bakım yükünün kadınların işgücü katılımını engellediği ve bakım hizmetlerinin güçlendirilmesinin ekonomik eşitlik için önemli olduğu ifade edildi.
İsveç’in Ankara Büyükelçisi Malena Mard, yaptığı açılış konuşmasında, İsveç’te bakım politikalarının kadınların ve erkeklerin ekonomik güçlenmesinde temel unsur olarak görüldüğünü dile getirdi. Bakım politikalarının çoğu zaman yalnızca sosyal politika olarak değerlendirildiğine değinen Mard, bu politikaların ekonomik altyapı ve eşitliği şekillendiren bir yapıya sahip olduğunu belirtti.
İsveç’te belediyelerin bir yaşından itibaren çocuklara bakım ve erken çocukluk eğitimi sağlamakla yükümlü olduğunu belirten Mard, 1-5 yaş grubunda okul öncesi eğitime katılım oranının yaklaşık yüzde 87, 3-5 yaş arasında ise yüzde 90 civarında olduğunu söyledi. Ayrıca, ebeveynlerin çocuklarına 480 gün izin kullandığını, bunun 90 gününün anneya da baba için ayırıldığı ve babaların izin oranının yaklaşık yüzde 30-31 seviyesinde olduğunu açıkladı. Yaşlanan nüfusla birlikte yaşlı bakımı ve engelli bireylere destek de bakım ekonomisinin önemli bölümleri olarak öne çıkmaktadır.
UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond, bakımın aile içi ve özel bir sorumluluk olarak görüldüğünü, ancak artık hem küresel hem de Türkiye’de bunun ekonomilere, işgücü piyasalarına ve kamu hizmetlerine doğrudan bağlı bir alan olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Kadınların ekonomik güçlenmesinin yalnızca işgücü katılımını artırmakla mümkün olmadığını, bakımın kimin verdiği, bakımın değeri ve yükün paylaştırılması gibi soruların çözülmesi gerektiğini vurguladı. Devletin erişilebilir, uygun fiyatlı ve nitelikli bakım hizmetleri sunma sorumluluğu olduğunu dile getirdi.
Guimond, bakım sistemlerinin adil, dayanıklı ve insan odaklı ekonomik yapıların temelini oluşturduğunu belirtti. Kadınların ücretsiz bakım emeğinin önemli kısmını üstlenirken, ücretli bakım sektörlerinde düşük ücretler, güvencesizlik ve değersiz işlerle yoğunlaştığını, bu durumun kadınların zamanını, özgürlüğünü ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini kaydetti. Ayrıca, küresel ölçekte toplumsal cinsiyet eşitliğinde son yıllarda geriye gidiş yaşandığını vurguladı. Guimond, dildeki değişiklikler ve taahhütlerdeki zayıflamalarla kadınların yaşamını ilgilendiren politikaların geri çekilmesine dikkat çekti.
AB Türkiye Delegasyonu temsilcisi Jurgis Vilcinskas, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca sembolik değil, demokrasi, ekonomik güç ve toplumsal dayanıklılık açısından önemli olduğunu ifade etti. Kadınların toplumsal yaşama katılımının toplumlar için fayda sağladığını belirtti. 2023 yılında İstanbul Sözleşmesi’nin AB tarafından yürürlüğe girdiğini, ancak sözleşmeye taraf olan ülkenin daha sonra taraf olmaması nedeniyle üzüntü duyduklarını açıkladı. Vilcinskas, sosyal cinsiyet eşitliği için siyasi irade, güçlü politikalar ve yatırımların zorunlu olduğunu vurguladı. Aynı zamanda, AB’nin Türkiye’de toplam 140 milyon avro destek sağladığını ve yaklaşık 270 projeyi hayata geçirdiğini belirtti. Bu süreçte, bakım meselesinin kadınların ekonomik güçlenmesiyle yakından ilişkili olduğunu ifade etti.