Prof. Dr. Haluk Alkan, uluslararası hukukun dünya sisteminde çok geri plana itildiğini ve küresel güçlerin müdahalelerini arttırdığını belirtti, Venezuela ve diğer örnekleri değerlendirdi.

(ANKARA) - İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Alkan, uluslararası hukukun artık dünya sisteminde çok gerilere itildiğini ifade etti, "Kendi güç alanlarını tahkim etmeyen uluslar veya bölgesel işbirliğini geliştiremeyen ülkeler bu süreçten olumsuz etkileniyor" dedi.
Prof. Dr. Alkan, ABD’nin Venezuela’ya yönelik müdahaleleri hakkında Anka Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
Venezuela’ya yapılan müdahalenin arka planında, ABD’nin 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde yer alan bazı ilkelerin bulunduğunu aktaran Alkan, “Daha önce ABD dış politikasını Trump’ın söylemleri üzerinden değerlendirmiştik fakat yeni yayınlanan 2025 Güvenlik Stratejisi’ni incelediğimizde bu söylemlerin ABD’nin küresel stratejisine de yansıtıldığını gördük. Burada sadece Trump’ın söylemleri değil, aynı zamanda ABD’nin bölgesel ve küresel stratejisinin olduğunu anlıyoruz,” diye konuştu.
Bu stratejinin temelinin “Monroe Doktrini’ne dönüş” olduğunu belirten Alkan, şunları kaydetti: “Küresel anlamda Monroe Doktrini’nin revize edilerek dönüştürülmesi hedefleniyor. Buna ‘seçici çok taraflılık’ stratejisi denebilir. Bu politika temel argüman olarak şunu söylüyor: ‘Benim önceliklerim esasdır’. Küresel aktörler, uluslararası sistemde mevcut statükoyu tanımıyor, güç dengelerini yeniden şekillendirebileceğini ve statüyü değiştirecek şekilde müdahale edebileceğini savunuyorlar. İşbirliği yapacak aktörleri ise seçici ve soruna göre belirliyorlar. Zayıf aktörlere ya uyum sağlarsınız ya da cezalandırılırsınız,” ifadesini kullandı.
Devletlerin kendilerine sunulan çerçevede hareket etmesi durumunda güvenilir bir işbirliği kurulup kurulmayacağı sorusuna ise “Hayır, başka şeyler isteniyor. En güzel örneği Ukrayna. ABD, Ukrayna’da Avrupa’nın izlediği siyasetten hızla ayrıştı ve ikili ilişkiler temelinde değerli madenler ile ilgili anlaşmayı dayattı. Avrupa’ya ‘kazanan ben olacağım’ dedi. Ancak Ukrayna’nın bu anlaşmayı kabul etmesi Rusya tarafından yapılan işgali engellemiş değil. Şu an ABD, Ukrayna’ya topraklarının işgali konusunda bir barışa ‘evet’ demesi yönünde baskı uyguluyor. Bu politikalar, zayıf devletler veya bölgesel işbirliğine yönelen ülkeler açısından oldukça tehlikeli hale geliyor. Küresel güçler kendi çıkarları doğrultusunda çatışma, baskı ve müdahaleyi araç olarak kullanıyor. Zayıflar ise norm tanımıyorlar. Venezuela örneği, bu müdahalelerin somut göstergesidir. Venezuela’ya statükoyu değiştirecek şekilde müdahale edildi, Maduro ve eşinin yere serilmesi, ABD’ye getirilmesi ve hükümetin kontrol altına alınması gibi adımlar atıldı. Daha ötesinde, ülkeyi yönetmeye devam edecekleri ve istedikleri sistemi kurana kadar burada kalacakları mesajı verildi. Dünya sistemi bu temel üzerinden şekilleniyor,” diye devam etti.
Alkan, uluslararası hukukun artık dünya sisteminde çok gerilere itildiğini vurguladı ve “Bunu anlamamız gerek. Kendi güç alanlarını tahkim etmeyen ülkeler bu süreçten olumsuz etkilenir. 1990’larda Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla aşamalar halinde bu noktaya gelindi. Neo-liberal küresel sistem, ‘turuncu devrimler’ ve askeri darbelerle devam etti. Direnişler arttıkça müdahale stratejileri öne çıktı. Artık diplomasi, demokrasi ve uluslararası hukuk vurgusu yapılmıyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Bu gelişmelerin sadece ABD ile sınırlı olmadığını, Rusya’nın Gürcistan ve Güney Osetya işgali, Çin’in Tayvan politikası veya Hindistan’ın Müslüman politikaları örnekleriyle de görülebildiğine dikkat çeken Alkan, İsrail’in Gazze’deki saldırganlığı ve uluslararası hukuku hiçe sayması, saldırganlığı görmezden gelmeyi ve meşrulaştırmayı anlatırken, akademisyenlerin ve muhaliflerin işlerini kaybettiği, eğitim haklarının engellendiği örneklerini verdi.
Alkan, Venezuela saldırısına gelen tepki ve küresel güçlerin bu politikalara devam edeceğine işaret ederek, “Toplumlar buna tepki gösterecektir. Ama güç şu an belirleyici. Güçten anlıyorlar. Şu an küresel aktörlerin kendi güvenlik alanlarını yeniden inşa ettiği bir dönemi yaşıyoruz ve bunun tersine dönmesi zor görünüyor. Direnç zamanla oluşacaktır,” dedi.
Latin Amerika’da 1980’lerden sonra ABD hegemonyasına karşı çıkan girişimlerin toplumsal destek bulduğuna dikkat çeken Alkan, “Bu destek zamanla direniş haline gelebilir, fakat ABD baskısını kırmak zor. Latin Amerika ekonomileri küresel güçlere bağlıdır ve yapılan müdahaleler cezalandırılır. Petrol millileştirme veya yüksek katma değerli ürünlerin devlet eliyle yönetimi her zaman halka yararlı olmuyor. Yolsuzluk ve ekonomik sorunlar ortaya çıkıyor. Latin Amerika ülkeleri, ABD ve küresel güçler tarafından zorlanan ve toplumlarını düşünerek ekonomisini yöneten otoriteler de cezalandırılıyor. Bu bölgede halkın tepkisi zamanla direnç haline gelebilir, fakat bu dönüşüm oldukça zordur,” ifadelerini kullandı.