Türkiye’de teknoloji odaklı GSYO’ların yapısal sorunlarına çözüm getirecek yeni yatırımda, ABD merkezli TSI Pharmaceuticals Türkiye’ye yaptığı yatırımla sektörün yeni dönemi başlatıyor.

Türkiye’de teknoloji odaklı Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıklarının (GSYO) yapısal sorunları uzun süredir gündemde olurken, ABD merkezli ilaç şirketi Thrombolytic Science (TSI) Pharmaceuticals’ın Türkiye’ye yapacağı yatırım sektörde yeni bir dönemi başlatacak.
ABD merkezli ilaç firması TSI’nin Türkiye’ye yönelik yatırım kararında, klinik çalışmalar ve bölgesel üretim tesisi kurulumu için yapılacak doğrudan yatırım bulunuyor. Bu yatırım, sadece şirketin kendi molekülünü üretmesine imkan tanımakla kalmayıp, GSYO’larda da bir ilk olmayı hedefliyor.
Dr. Kemal Oğuz Kalafat, daha önceki değerlendirmelerinde, GSYO’ların yeterince derinlikli portföy oluşturmadığı, kısa vadeli kazanç odaklı hareket ettiği ve spekülatif işlemlere açık olduğu yönündeki eleştirilerini yineledi. Bu yapıların uzun vadede yatırımcı güvenini zedelediğine dikkat çekerek, daha şeffaf ve üretim odaklı bir modelin şart olduğunu belirtti. Kalafat, mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
TSI’nin Türkiye’de planladığı yatırım, GSYO sisteminde yeni bir sayfa açmayı amaçlıyor. Yatırım, özellikle teknoloji ve biyoteknoloji projelerine odaklanacak olup, doğrudan üretim ve Ar-Ge içeriğine sahip olmasıyla fark yaratıyor. Bu adım, finansal ortaklıktan çok, bilimsel üretim ve yüksek katma değerli teknolojinin merkezde olduğu yeni bir GSYO modelini temsil ediyor.
Kalafat, TSI’nin yatırımıyla birlikte farklı bir yapının kurulacağını ve bu yapının, mevcut GSYO sorunlarından ayrı hareket edeceğini belirtti. Yatırımcılar, kısa vadeli kazanç yerine uzun vadeli teknoloji ve üretim hedefleriyle hareket edilmesi gerektiğine işaret ediyorlar. Bu modelin başarılı olması halinde, diğer GSYO’lar için de örnek teşkil edebileceği öngörülüyor. Ayrıca, bu yatırım sayesinde Türkiye’nin hem finansal hem de ilaç ve biyoteknoloji üretiminde güçlenmesi hedefleniyor. Uzmanlar, bu adımın hem yerli girişimciler hem de uluslararası sermaye için yeni fırsatlar sunacağını söylüyor. Sektör temsilcileri, bu gelişmenin Türkiye’de teknoloji ve sağlık alanında kalıcı dönüşümlerin başlangıcı olabileceğine inanıyorlar.