Atatürkçü Düşünce Derneği, 10 Nisan Laiklik Günü'nü laikliğin Cumhuriyet’in temel güvencesi olduğunu vurgulayarak kutladı. Laikliğin tarihsel ve hukuki önemi özellikle belirtildi.

Atatürkçü Düşünce Derneği, laikliğin Cumhuriyet’in temel taşı olduğunu vurgulayarak 10 Nisan Laiklik Günü’nü kutladı. Dernek, laikliğin ulusal bağımsızlığın, hukuk devletinin ve özgür yurttaşlığın güvencesi olduğunu belirtti.
Dernek yaptığı açıklamada, laikliğin Cumhuriyet’in “kilit taşı” olduğunu ifade etti. Açıklamada, laikliğin din ve devlet işlerinin ayrılmasıyla sınırlı olmadığını, aklın özgürlüğü, çağdaş eğitim, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve kadın-erkek eşitliğinin teminatı olduğunu vurgulandı.
10 Nisan 1928’de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir adım atılmıştır. Büyük Millet Meclisi, o tarihte oy birliğiyle kabul ettiği ve resmi gazetede yayınlanan yasa ile anayasanın 4 maddesinde değişiklik yaparak, dini devletin dini İslam olarak belirten ifadeleri ve dini liderlerin yeminlerine ilişkin cümleleri çıkarmıştır. Böylelikle, Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir iş ve işleminin dini kurallara dayalı olmaması yasalaşmıştır.
Yönetme yetkisinin Tanrı’dan veya ilahi nizamdan alındığı inançları tarih boyunca meşruiyet kazandırmış olsa da, dini ve devlet otoritesi arasındaki kırılmalar ve reform hareketleriyle bu anlayış değişmiştir. 1517’de Luther’in ortaya çıkışıyla başlayan süreç, Protestanlık, Kalvenizm ve Anglikanlık gibi mezheplerin doğmasına neden olmuş, Vatikan’ın vesayeti zayıflamıştır. 1789 Fransız Devrimi ise, yönetme erkinin gökyüzünden değil, halktan geldiği anlayışını pekiştirmiştir. Cumhuriyet devrimcileri, 23 Nisan 1920’de açtıkları Büyük Millet Meclisi ile ulusun iradesi ile yönetilme ilkesini hayata geçirmiştir. 1922’de saltanat ve hilafet kaldırılarak, ulusal egemenlik güçlendirilmiş ve 1928’de devlet laikleştirilmiştir.
1950’lerden itibaren çeşitli kişiler ve gruplar, 10 Nisan Laiklik Günü’nü yok sayma girişimlerine başlamış ve dini istismar etmişlerdir. Bu girişimler, meşruiyetlerini dini temellere dayandırmak ve tartışmasız bir yönetim isteğiyle hareket etmektedir. Laikliğin, bağımsızlık, barış ve kalkınma için temel bir kazanım olduğu vurgulanmakta ve teokratik yönetimlere karşı olunması gerektiği savunulmaktadır. Coğrafyamızda laik Cumhuriyet ve üniter ulus devletin olmaması halinde, barış, bağımsızlık ve gelişmenin sağlanamayacağı belirtilmektedir. Bu bağlamda, “Yeniden Atatürk Cumhuriyeti” çağrısı yinelenmekte olup, dernek görevlileri, bu ilkenin korunması ve yaşatılması konusunda kararlılıklarını dile getirmektedir.