AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, SDG’nin Kürtleri temsil ettiği iddiasının, DEAŞ’ın Arapları temsil ettiği iddiası kadar yanlış olduğunu vurguladı. Terörle mücadele ve bölgesel barıştan bahsetti.

AK Parti, MKYK toplantısı Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleşti. Toplantı sonrası AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, yoğun bir başlangıç yaptıklarını ve bu yoğunluğun pozitif anlamda olmadığını, dünyada krizlerle sarsılan bir dönemde olduklarını belirtti. Bu nedenle hassasiyetlerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurguladı. MKYK ve MYK’nin iç ve dış politika gelişmeleri üzerinde durduğunu, Dışişleri ve Aile Bakanlıklarının sunumlarıyla milletvekili çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.
Çelik, “Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” kavramlarının iç içe olduğunu belirtti. Bu iki kavramın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğine dikkat çekti. Terör örgütlerinin meşrulaştırılması ve kazanımlar gibi yaklaşımlara karşı olduklarını vurguladı. Bu süreçlerin ne kadar stratejik olduğunu ve dünya koşullarıyla uyumlu olduğunu söyledi. Ayrıca, Suriye’deki gündemin çok önemli olduğunu ifade etti.
Çelik, Suriye’de bölgelerin terörist unsurlardan temizlenmesi ve aynı zamanda hakların garanti altına alınması gerektiğini belirtti. “Tek Suriye, tek ordu” ilkesi çerçevesinde, tüm etnik ve mezhepsel grupların Suriye’nin inşasına katılması gerektiğini vurguladı. DEAŞ’la mücadelenin devamlı olması gerektiğinin altını çizdi. PKK ve diğer illegal yapıların silah bırakması ve kendini feshetmesi gerektiği konusunda net görüşlerini paylaştı.
10 Mart Mutabakatı’nın önemine değinen Çelik, SDG’nin terör faaliyetlerinden vazgeçtikleri takdirde Suriye ordusuna katılabileceğini belirtti. Havzaların, gümrük kapılarının ve enerji bölgelerinin Suriye Devletine devriyle çatışmasızlık sağlanacağını kaydetti. Ayrıca, Suriye’de kimliklerin garanti altına alınmasının sevindirici olduğunu söyledi. Esad rejiminin Kürtlere ilişkin kararnameyle kimlik haklarını güvence altına almasının önemli olduğunu belirtti.
Orta Doğu’da kimlik ve çoğulculuğun gelmiş olmasıyla hukuki bir zeminin oluştuğunu ifade etti. 10 Mart Mutabakatı’na uyulmadığı için askeri operasyonların başladığını ve 18 Ocak mutabakatıyla tekrar denge sağlandığını kaydetti. Suriye’de kazananların Kürtler, Türkmenler ve Araplar olduğunu, terör örgütlerinin bu unsurlara zarar verdiğine dikkat çekti. SDG’nin Kürtleri, DEAŞ’ın Arapları temsil ettiği şeklinde ifadelerin aynı olduğunu ve terör örgütlerine ilişkin ilkesel tutumun şart olduğunu belirtti.