Muğla’da Akbelen Ormanı çevresindeki kamulaştırma kararına karşı yapılan protesto sonrası tutuklanan Esra Işık için cezaevi önünde Muğla Barosu öncülüğünde basın açıklaması düzenlendi. Işık’ın mesajı da okundu.

Muğla’da Akbelen Ormanı çevresinde alınan acele kamulaştırma kararı sonrası yaşanan protesto sonrasında, 30 Mart gecesi gözaltına alınan İkizköylü Esra Işık tutuklanmıştı. Muğla E Tipi Ceza İnfaz Kurumu önünde, Muğla Barosu öncülüğünde basın açıklaması yapıldı. Ayrıca İzmir Barosu, sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve köylüler de destek verdi.
Muğla Barosu Başkanı Levent Akgün, uzun süredir mücadele edilen bölgede yeni yasal düzenlemelerin orman, zeytinlik ve tarım alanlarını yok etmek amacı taşıdığını belirtti. Işık'ın tutuklanmasının bu mücadelenin sembollerinden biri olduğunu vurguladı ve ziyaret ettiklerini, mesajlarını ilettiklerini söyledi.
İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, bölgedeki faaliyetlerin bölgeyi zehirlediğini ve akıbetin bölgeyi olumsuz etkilediğini ifade etti. Ayrıca, Akbelen’de yaşananların halkın gündeminde olduğunu ve tutuklamanın bu nedenle yeniden gündeme geldiğini belirtti.
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Aytaç, tutuklamanın ölçülülük ve gereklilik ilkelerine uygun olmadığını, hukuksuz uygulamaların son bulmasını istediklerini dile getirdi. Ayrıca, yargı süreçleri tamamlanmadan yapılan uygulamalara son verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Aytaç, also, tutuklama kararının gözden geçirilmesini ve temel haklara saygı gösterilmesini talep etti.
İzmir Barosu’na kayıtlı avukat Canan Arıcı, Işık’ın cezaevinden gönderdiği mektubu okudu. Işık mektubunda, topraklarını ve onurunu savunduğunu, mücadele bayrağını köylülerine devrettiğini ve vazgeçmeyeceklerini belirtti.
İkizköylü Esra Işık’ın annesi Nejla Işık, kızının iyi olduğunu ve mücadeleye devam ettiğini ifade etti. Ayrıca, şirket görevlileriyle yapıldığını söyleyen ikna çalışmalarını ve kamulaştırma kararlarına karşı süregelen yargı süreçlerini anlattı. Nejla Işık, şirketin köylülere ve topraklara zarar vermek amacıyla hareket ettiğini, kendilerinin de şirket araçlarının varlığını ve amaçlarını düşündüklerini söyledi.