Ali Babacan, grup toplantısında AK Parti'yi vekil transferleri ve ekonomi politikasını eleştirerek, emekli maaşı, döviz artışı ve uyuşturucu gibi konuları değerlendirdi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, vekil transferleri üzerinden AK Parti'yi eleştirdi. Babacan, "Biraz sonra grup toplantısı yapacaklar, değil mi? Ne var gündemlerinde? Vekil transferleri. Sayın Erdoğan, üç vekil transfer etseniz ne yazar? On vekil transfer etseniz ne yazar? Ülkenin geldiği noktayı görmüyor musunuz? Ülkeyi ne hale getirdiğinizi görmüyor musunuz? Siz son iki yıldır yakın tarihimizin en büyük servet transferini gerçekleştirdiniz. Üstelik yoksuldan alıp zengine transfer ettiniz bu ülkenin servetini. Yüksek faiz sayesinde parası olanın parasına para kattınız, yoksulları daha da yoksullaştırdınız. Bizzat izin verdiğiniz sanal kumar ve bahisle milyonlarca insandan aldınız, alıyorsunuz; yedi firmanın cebine koyuyorsunuz. Gün gelip yaşadığımız bu günlerin tarihi yazıldığında, kitaplara geçecek olan işte bu servet transferidir. Yaptıkları diğer transferler değil" ifadelerini kullandı.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grup toplantısında yaptığı konuşmada, en düşük emekli maaşının 2025 yılı boyunca değişmediğini belirterek, durumunu "tam bir hak gaspı ve zulüm" olarak nitelendirdi. Babacan, "Makas açılmıştır. Emekle hayat arasındaki bağ artık kopmuştur. Bu durum kötü yönetimin sonucudur. Başka bir şeyin değil. Bu durum gerçekleri inkar etmektir. Bu millete sırt çevirmektir. Açık konuşuyorum: Faiz ödemeleri artıyorsa, vatandaş kredi kartıyla hayatta kalmaya çalışıyorsa, orada artık bir ekonomi yönetiminden bahsedilemez. Orada sadece bir iflas yönetimi vardır. Başka bir şey değil. Bu iktidar seçimlerden bu yana faizi korumuştur, rantı korumuştur, israfı korumuştur, menfaat şebekelerini korumuştur. Ama emekliyi, çalışanı, memuru, genci koruyamamıştır" şeklinde konuştu.
Babacan, 1 Ocak itibarıyla borcu olan emekliler ile dul ve yetimlerin maaşlarında yüzde 25'e kadar kesinti yapılmasının önünün açıldığını belirterek, "Eskiden bir emekli maaşının dokunulmazlığı vardı. Zaten açlık sınırının altında olan bir emekli maaşına bari dokunmayın denildi. Şimdi diyor ki: Borcun varsa senin emekli maaşından bile kesebilirim. Bu ne demek? Yetimin, dulun, emeklinin boğazından kesmek. Çünkü dul ve yetim aylıklarından da bu yüzde 25'i kesme hakkını aldılar. Bu bir taslak meselesi değil arkadaşlar. Bu açıkça bir vicdan meselesidir, vicdan. Bugün en düşük yetim aylığı 4 bin 220 liradır. Bu düzenlemeyle onun da yüzde 25’ini kesecekler. Bu durumda aylık 3 bin 165 liraya indirilecek. Bu gelirle hangi çocuk hayatta kalabilir? Hangi anne hayatta durabilir? Devlet güçlü olanın değil, garip gurebanın yanında durur. Ama bu iktidar her seferinde aynı yolu tercih ediyor. Kıt kanaat geçinenleri, en kırılganları, en savunmasızları hedef alıyor. Yeni yılda atılan ilk adım yetimin maaşını azaltmak oluyor. Sosyal devlet, adalet ve utanma duygusu kalmadı. Bu düzen artık çürümüş bir ekonomik düzen. Faizi büyütüp vatandaşını küçülten bir ülke yoluna devam edemez. Borcu büyütüp umudu küçülten bir ülke de. Bu yoksullaşmayı kader olarak kabul etmeyeceğiz. Geri adım atmayacağız" ifadelerini kullandı.
Babacan, Türkiye'nin fakirliğe ve adaletsizliğe teslim olmayacağını, kaynağın ve imkanın olduğunu belirtti. "Ancak ülkeyi yönetenlerde kaynakları millet lehine kullanacak irade yok. Aynı imkanlarla faizi düşürüp enflasyonu kontrol altına almak mümkün. Yeter ki milletin derdiyle ilgilenen demokrat bir irade olsun. Bunu daha önce liyakatli kadrolarla başardık. Adalet, dürüstlük ve şeffaflıkla. Kurumların çökmemesi için liyakat şart. Ülke ehliyetsiz ellere teslim olur. Bu durum da yaşanıyor" dedi.
Babacan, TÜİK'e yönelik eleştirilerini de dile getirerek, "Barınamayan emeklinin söz söyleme zamanı geldiğinde TÜİK'in uydurduğu rakamlar iktidarı kurtarmayacak. Geçinemeyen esnaf, öğrenci, çalışan ve homurdananlar sandıkta gerçekleri gösterecek. Sistemi, zihniyeti köklü şekilde değiştireceğiz. Adil, kalıcı ve insanı merkeze alan bir sosyal devlet anlayışını önereceğiz" şeklinde konuştu.
Babacan, devlet katkısının yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirilmesine ilişkin, "Tasarruf artırma amacıyla kurulmuş en iyi sistemdir bu. 18 milyon vatandaşın içinde olduğu bu sistemde devlet katkısı yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirildi. Güvene dayalı bu sisteme vatandaşlar güvenip birikimlerini emanet etmişken, bu değişiklik güveni sarstı. Bu nedenle halk nereden güveneceğini bilmiyor. Ekonomide güven şart, sözde kalmamalı. Güven kaybını oluşturduktan sonra ekonomi düzelmez. Bu sistemi kendi elleriyle çökecek hale getirecekler" diye konuştu.
Babacan, Türkiye'nin uyuşturucu sorunu ve sokaktaki gençleri de değerlendirdi. "Uyuşturucuye ulaşmak artık kolay. Sokakta karşılaştığınız gençlerden saç örneği alın, sonucu korkutucu. Denetim ve eğitim mekanizmaları yok. Anneler ve babalar feryat ediyor, duyan yok. Sosyal devlet yok. Bataklığı kurutmak yerine, onunla mücadele etmiyorlar. Uyuşturucuyu kullanan ve satanlara karşı önlem alınmıyor. Bu uyuşturucu sorunu yaygınlaşıyor" dedi.
Babacan, milletvekili transferi üzerinden, AK Parti'ye yüksek faiz ve servet transferleri eleştirisi yaptı. "Yüksek faiz sayesinde parası olan kazandı, yoksul yoksullaştı. Bu ülkedeki en büyük servet transferidir. Gün gelecek, bu günler tarih kitaplarına geçecek" ifadelerini kullandı.
Babacan son olarak, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin kaçırılması olayına da değindi. "Uluslararası hukuk herkes içindir. ABD'nin Venezuela'ya müdahalesi ve Devlet Başkanı Maduro'nun kaçırılması kabul edilemez. Bir yanlış başka bir yanlışla düzeltilmez. Uluslararası hukuka aykırıdır. Bu olay, devletler arası ilişkilerin temel ilkelerine aykırıdır ve savaş çıkarmaz" şeklinde değerlendirdi.