Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu Türkiye Direktörü Kunne, Hatay'da yaptığı açıklamada, depremler sonrası yatırımların hayata geçtiğini ve ekonomik toparlanmanın stratejik adımlarla devam ettiğini belirtti. Yeşil iyileşme ve katılım öneml

Burcu ÖZKAYA GÜNAYDIN
Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ) Türkiye Ülke Direktörü Robert Kunne, 6 Şubat depremlerinin üzerinden yaklaşık üç yıl geçtikten sonra, bölgedeki büyük ölçekli yatırımların hayata geçirildiğini ve konut inşaatlarının yapıldığını belirtti. Kunne, gelinen noktada ekonomik toparlanmanın sistematik ve stratejik biçimde yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yatırımların ekonomik iyileşmeye kanalize edilmesi ve yeni iş imkanlarının oluşturulmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Kunne, Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve AB ile Alman hükümeti tarafından finanse edilen “Yerel Kamu Hizmetleri İçin Katılımcı, Kapsayıcı ve Yeşil İyileştirme Projesi” (PACE) kapsamında düzenlenen etkinlik dolayısıyla Hatay'da bulunmaktaydı ve ANKA Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu.
Kunne, projenin Türkiye’deki ulusal ve yerel paydaşlarla tam uyum içinde yürütüldüğünü ve bölgenin iyileşmesine destek olmayı amaçladığını belirtti. Projenin temel hedefleri arasında bölgede yaşayanların ekonomik olarak toparlanması, yeni iş olanaklarının sağlanması, yatırım fırsatlarının artırılması ve ekonomik kalkınmanın desteklenmesi yer almaktadır.
Depremin ardından ilk etapta can kaybını önlemek ve temel iyileşme süreçlerini başlatmak için acil müdahaleler gerçekleştirildiğine dikkati çeken Kunne, şu ifadeleri kullandı: “Hemen sonrasında gerçekleştirilen müdahaleler, öncelikle yaşamı korumaya yönelikti. Şu an ise yaklaşık üç yıl sonra, büyük ölçekli yatırımlar ve konut inşaatlarının tamamlandığı bu aşamada, ekonomik toparlanmayı sistematik ve stratejik biçimde yönlendirmek temel amaç olmuştur. Bu kapsamda, yatırımların ekonomik iyileşmeye yönlendirilmesi ve yeni istihdam imkanlarının oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, sürdürülebilirlik ve kapsayıcı yeşil iyileşme kavramları da süreçte önceliklidir.”
Kunne, iyileşme sürecinde kamu otoriteleriyle birlikte toplumun tüm kesimlerinin de dahil edilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Yansıtılan görüşlere göre, karar alma süreçlerinin daha katılımcı hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Bu çerçevede, şehirlerde, köylerde ve bölgelerde yaşayan bireylerin, sivil toplum kuruluşlarının, ticaret odalarının ve ekonomik aktörlerin birlikte hareket ederek yatırım önceliklerini belirlemesi gerektiğini ifade etti. Bu katılımcı yaklaşımla, bölgelerin gelişimi ve kaynakların öncelikli kullanım alanlarının belirlenmesi amaçlanmaktadır.
Programın en temel unsurlarından birinin “Yeşil İyileşme” olduğunu kaydeden Kunne, bölgede iklim değişikliği etkilerinin giderek arttığını ve bölgenin iklim kaynaklı risklere karşı dirençli hale getirilmesinin önemine vurgu yaptı. Özellikle Hatay gibi bölgelerde yoğun yağışlar, sel ve kuraklık gibi risklerin görüldüğünü belirtti.
Proje ekiplerinin, depremden etkilenen 11 ilde aktif olarak çalıştığını belirten Kunne, ihtiyaçların masadan değil saha koşullarına dayanarak belirlendiğini açıkladı. Yöneticiler ve paydaşlarla doğrudan temas kurularak ihtiyaçların tespit edildiğine değindi. Bu yöntemin, acil ve öncelikli ihtiyaçların kapsamlı şekilde belirlenmesine olanak tanıdığını aktardı.
Kunne, tüm programlarda kapsayıcılık ilkesine vurgu yapıldığını belirtti. Kadınlar, gençler, engelliler ve mülteciler gibi kırılgan grupların ihtiyaçları ve ekonomik hayata katılımlarının detaylı analiz edilmesi ve desteklenmesi gerektiğine işaret etti. Kadınların bilgi ve becerilerinin ekonomik sektörlere kazandırılmasıyla birlikte, diğer kırılgan grupların da toplumsal ve ekonomik süreçlere dahil edilmesinin hedeflendiğini ifade etti.