Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, Humus'taki saldırıları kınadı ve Türkiye’nin baskıları artırmasını talep etti. Saldırılar, Suriye’de devam eden nefret kampanyasının bir parçası olarak görüldü.

Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, HTŞ’ye bağlı güvenlik güçleri ve Arap aşiretlerine bağlı silahlı grupların Suriye’nin Humus kentinde Alevilere yönelik araç yakma, işkence, ev boşaltma ve araçla insan ezme şeklinde katliam uyguladığını belirtti. Açıklamada, saldırıyı kınadı ve Türkiye hükümetine Alevilere ve Suriye halklarına yönelik katliamların durdurulması için siyasi ve diplomatik baskıları artırma çağrısında bulunuldu.
Antakya Necmi Asfuroğlu Lisesi önünde yapılan açıklamayı, Antakya Emek ve Demokrasi Platformu adına Mehmet Çelik okudu. Siyasi parti, sendika ve meslek odaları temsilcileri ile Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay da katıldı.
Açıklamada, 23 Kasım Pazar günü gerçekleşen saldırıyla ilgili olarak, saldırının Suriye’de aylardır devam eden nefret ve soykırım girişimlerinin devamı olduğu vurgulandı. Çelik, aşiret gruplarının ve Colani’ye ait güvenlik güçlerinin, Alevilik nedeniyle insanların katledildiği, kaçırıldığı ve zorla yerinden edildiği saldırılardan sorumlu olduğunu belirtti.
Ulusal ve uluslararası toplumun sessiz kalmasının, bu saldırılara karşı duyarsızlık ve siyasi bir tercih olduğu ifade edildi. Suriye’de devam eden saldırılar ve işkencelerin suç olduğu ve bu suçtan AKP iktidarı ve uluslararası güçlerin muaf olduğu kaydedildi. Bölgedeki mezhepsel çatışmaları ve destekleri eleştirilerek, Suriye Alevi lideri Şeyh Gazel Gazel’in çeşitli kentlerde saldırıların sona erdirilmesi için yürüyüşler düzenlediği ve insanların saldırıların durması talebiyle sokağa çıktığı belirtildi.
Mehmet Çelik, Suriye’deki Alevi halkı ve diğer halkların saldırıdan etkilenmemesini talep ederek, tüm kesimleri sorumluluk almaya çağırdı. Türkiye hükümetine, katliamların durdurulması adına siyasi ve diplomatik baskıları artırma çağrısı yaptı. Çelik, uluslararası hukuka göre bu saldırıların inanç temelli bir imha hareketi olduğunu belirterek, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve insan hakları kuruluşlarının harekete geçmesini istedi. Ayrıca, bölgeye tarafsız soruşturma yürütecek bağımsız uluslararası bir heyetin görevlendirilmesini ve sorumluların uluslararası mahkemelerde yargılanmasını talep etti. İnsanî koridorlar ve güvenlik garantileri sağlanması çağrısında bulundu.