Artvin'de DİSK’li kadınlardan eşitlik ve güvenceli çalışma talebi Açıklama Haber : Uğur İSTANBULLU (ARTVİN) - DİSK Rize-Artvin Şube Başkan Yardımcısı Yeşim Sancal, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı a…

Haber : Uğur İSTANBULLU
(ARTVİN) - DİSK Rize-Artvin Şube Başkan Yardımcısı Yeşim Sancal, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınların düşük ücret, güvencesiz çalışma ve bakım yükü nedeniyle iş gücünden dışlandığını belirterek, eşit işe eşit ücret, kamusal kreşler ve şiddetsiz bir çalışma yaşamı için mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.
8 Mart'ta, dünya genelinde kadınlar eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam talebini dile getiriyor. DİSK’li kadınlar olarak bizler de buradan sesleniyoruz. Kadınlar, yaşamın her alanında eşitsizlik ve ayrımcılıkla karşılaşmaktadır. Siyasal iktidarın piyasacı, otoriter ve cinsiyetçi politikaları toplumsal cinsiyet eşitsizliğini büyütüyor, kadın emeğini değersizleştiriyor ve kadınları eve hapsetmeye çalışıyor. Türkiye’de her 10 kadın arasından sadece 3’ü istihdamda bulunmakta olup, kadın istihdam oranı yüzde 32 civarındadır. Bu durum, iş gücü piyasasında cinsiyet temelli eşitsizliğin devam ettiğini göstermektedir.
Türkiye’de kadınlar, erkeklere kıyasla daha düşük ücretler alıyor, daha güvencesiz ve esnek çalışma biçimlerinde çalıştırılıyor. Çalışan kadınların yaklaşık yüzde 30’u kayıt dışı olup, özellikle kısmi zamanlı işlerde güvencesizlik oranı yüzde 60’lara ulaşmaktadır. Bu durum, kadın emeğinin sistematik biçimde değersizleştirildiğini gösteriyor. Eşdeğer işe eşit ücret talebimiz temel önceliklerimizden biridir. Aynı nitelik ve sorumlulukta olmalarına rağmen kadınların daha düşük ücret alması kabul edilemez bir ayrımcıdır. Ücret eşitsizliği, cinsiyetçi çalışma rejiminin sonucudur. 8 Mart’ta talebimiz açıktır; eşit işe eşit ücret hem yasal hem de fiili olarak güvence altına alınmalıdır. Kadınlar, yaşamın tüm alanlarında ayrımcılığa maruz kalmakta; ev içi ve bakım emeği kamusal bir sorumluluk yerine, “doğal görevleri” olarak gösterilmektedir. Kreş hakkının yaygınlaştırılmaması ve yaşlı ile engelli bakımının kamusal olarak desteklenmemesi, kadınları düşük ücretli veya iş gücü dışına itmektedir.
Türkiye’de 21,5 milyon kadın iş gücüne dahil değildir, birçok kadın bakım yükümlülükleri nedeniyle çalışma yaşamı dışında kalmaktadır. Bakım emeği, toplumsal yeniden üretimin temel dayanağıdır ve kamusal bir sorumluluktur. Ücretsiz ve nitelikli kreşlerin yaygınlaştırılması, yaşlı ve hasta bakım hizmetlerinin kamusal olarak organize edilmesi ve ev içi ücretsiz emeğin sosyal güvence kapsamına alınması toplumsal cinsiyet eşitliği için şarttır. 8 Mart’ta tekrar belirtiyoruz; bakım yükü bizim kaderimiz değildir. Haklar, mücadele ile kazanılır ve örgütlenmek eşitliğin yoludur. Sendikalarda, işyerlerinde, mahallelerde ve meydanlarda taleplerimizi güçlendirmeliyiz.
Türkiye’de, her 10 kadın işçiden yalnızca biri sendika üyesidir; kayıt dışı istihdamı da göz önüne aldığımızda gerçek örgütlenme oranı yüzde 7’ye kadar düşmektedir. Kadınların örgütlenmesi, sadece bir hak değil, eşitlik mücadelesinin temel aracıdır. Bugün de talebimizi tekrar ederek, Istanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkin şekilde uygulanmalı. 25 Haziran 2021’de yürürlüğe giren ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi hükümeti onaylamalı ve uygulamalıdır. Toplumsal cinsiyet temelli suçlarda, kadın cinayetlerinde cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli. İktidarın politikalarında, kadın istihdamını artırmaya yönelik düzenlemeler yerine, tam zamanlı ve güvenceli istihdam modelleri desteklenmelidir. Kamu ve yerel yönetimler, kreş, gündüz bakım evi ve yaşlı bakım merkezleri açmalı ve bunlar ücretsiz olmalı. Çalışan ebeveynlere ise eşit ve dönüşümlü ücretli izinler sağlanmalıdır.
Bugün 8 Mart’ta, haklarımızı tekrar hatırlatıyor ve geri alacağımıza söz veriyoruz. Eşit işe eşit ücret, güvenceli çalışma, kamusal kreşler ve şiddetsiz yaşam talebimizle örgütlenmeye devam edeceğiz. Bu düzen değişmeden eşitlik mümkün değildir ve bu düzeni değiştirecek kadın örgütleridir. İşyerleri ve toplumun her alanında, kadın kardeşlerimizle birlikte mücadeleye devam edeceğiz.