Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, cezaevinde bulunan Demirtaş, İmamoğlu, Kavala ve Atalay'ı ziyaret etti. Yargı bağımsızlığı ve hukukun durumu üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu, Osman Kavala ve Can Atalay'ı cezaevinde ziyaret etti. Amor, "Türk makamlarının ülkedeki hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının durumunu ele almak için gerekli adımları atma konusundaki isteksizliğini görmek üzücü. Çeşitli sebeplerden dolayı AB'nin genişleme politikası yeniden ivme kazanmış durumda, fakat Türkiye bu fırsat penceresini kaçırıyor. Türkiye'nin katılım süreci, fasılların açılmasıyla değil, AİHM ve AYM kararlarına uyumla yeniden canlanacaktır. Mayıs ayındaki son ziyaretimde söylediğim gibi, Türkiye'nin AB'ye giden yolu Silivri gibi yerlerde başlıyor" açıklamasını yaptı.
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporunun hazırlıkları kapsamında Türkiye’ye "bilgi toplama" ziyaretinde bulunan Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu, Osman Kavala ve Can Atalay'ı cezaevinde ziyaret etti. Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komitesi'nin cezaevi ve Türkiye ziyaretine ilişkin yazılı açıklamasında şunlar kaydedildi:
Komite'nin yazılı açıklamasında Amor'un açıklaması şöyle aktarıldı:
"Burada bulunmam, günümüzde reelpolitiğin artan hakimiyetine rağmen, Avrupa Parlamentosu'nun –diğer AB kurumlarının aksine– Türkiye'de hukukun üstünlüğü ve temel özgürlüklerdeki ciddi aşınmayı göz ardı etmeme konusunda kararlı duruşunun açık bir göstergesidir.
Bugün ziyaret ettiğim dört kişinin tamamı siyasi saikli suçlamalarla karşı karşıya. Selahattin Demirtaş Kasım 2016'dan, Osman Kavala Ekim 2017'den ve Can Atalay Nisan 2022'den beri cezaevinde. Üç davanın da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) veya Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen, mahkumiyetlerini bozan nihai kararları bulunuyor. Türk makamları bu kararlara uymayarak fiilen Türk Anayasası'nın bazı bölümlerini askıya alıyor. Dahası, Ekrem İmamoğlu Mart 2025'ten beri, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ana muhalefet adayını siyaseten saf dışı bırakmaya yönelik açık bir girişimle tutuklu. Bunlar ve daha birçok olay, Türk yargısının siyasiler, gazeteciler, aktivistler ve eleştirel ses yükselten herkese karşı çifte standartlar ve keyfi kararlar uyguladığının açık örnekleridir.
Türk makamlarının ülkedeki hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının durumunu ele almak için gerekli adımları atma konusundaki isteksizliğini görmek üzücü. Çeşitli sebeplerden dolayı AB'nin genişleme politikası yeniden ivme kazanmış durumda, fakat Türkiye bu fırsat penceresini kaçırıyor. Türkiye'nin katılım süreci, fasılların açılmasıyla değil, AİHM ve AYM kararlarına uyumla yeniden canlanacaktır. Mayıs ayındaki son ziyaretimde söylediğim gibi, Türkiye'nin AB'ye giden yolu Silivri gibi yerlerde başlıyor.
Türkiye, AB'nin birçok alandaki kilit ortaklarından biri ve bu nedenle ortak çıkar alanlarında ilişkilerimizi derinleştirmenin devam etmesi gerekiyor. Ancak, Türkiye'nin demokrasi ve hukukun üstünlüğünde devam eden gerilemesi ülkeleri sadece AB'den uzaklaştırmakla kalmayacak, aynı zamanda ticaret, güvenlik ve diğer iş birlikleri alanında güveni sarsacaktır.
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü olarak çalışmalarımı kolaylaştırdığı için Türk makamlarına ve özellikle Demirtaş, İmamoğlu, Kavala ve Atalay'ı cezaevinde ziyaret etmem izin verdikleri için teşekkür ederim."