ÇHD, ÖHD ve İHD gibi avukatlık meslek örgütleri, Suriye’deki çatışmalara dair ortak açıklama yaptı. Saldırılar ve tehditler altında olan halklara destek verdi.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve diğer meslek örgütleri, Suriye’de yaşanan çatışmalara karşı ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada, farklı etnik ve inanç gruplarının katliam ve soykırım tehdidi altında olduğu belirtildi. Ayrıca, saldırılarla hedeflenen unsurlar arasında Kürt halkının varlığı, statüsü, kimliği, dili ve kültürünün yanı sıra kadın özgürlüğü, halkların eşitliği ve demokratik yaşamın kazanımlarının bulunduğu ifade edildi.
Avukatlar, Ankara Adliyesi önünde bir araya gelerek Suriye’nin kuzeyinde meydana gelen gelişmeleri protesto etti. Açıklamada, bölgede devam eden saldırıların durdurulması çağrısı yapıldı ve “Rojova vicdandır, direniştir, özgürlüktür” yazılı pankart açıldı. Suriye’nin yeniden savaş sarmalına girdiği ve sivillerin insan hakları ihlallerine maruz kaldığı söz edildi. Bölgedeki kaçırma, işkence, zorla göç ve katliam tehdidinin arttığı ve bunların çeşitli halklar ile inanç gruplarını hedef aldığı belirtildi.
Suriye’deki çeşitli etnik ve inanç toplumlarına yönelik saldırıların, HTŞ ve bağlantılı silahlı grupların oluşturduğu Geçici Şam Yönetimi’nin güç kazanmasıyla yoğunlaştığı kaydedildi. Açıklamada, Lazkiye ve kıyı bölgelerinde Arap Alevilere, Süveyda’da Dürzi halkına ve Haseke ile Kobane’de Kürt halkına yönelik katliamların, Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal yapısını reddeden politikalara bağlandığı belirtildi. Ayrıca, Kürt halkının iç savaş boyunca IŞİD gibi insanlığa karşı suçlar işlemiş yapılara karşı direniş gösterdiği ve saldırıların bu halkın varlığı, kimliği, dili ve kültürüne yönelik olduğu vurgulandı. Ayrıca, kadın özgürlüğü ve halkların eşitliği ile demokratik ortak yaşam gibi kazanımların hedef alındığı ifade edildi.
Türkiye’deki AKP-MHP iktidarının, bu durumu engellemek adına, Suriye’deki siyasi ve fiili desteği eleştirildi. Destek verenlerin, özellikle Kürt halkının statü ve haklarını güvence altına almalarını engelleme amacını taşıdığı belirtildi. Açıklamada, Türkiye ve emperyal güçlerin desteğiyle gerçekleştirilen saldırılar sonucu Kürt halkının katliam ve soykırım tehdidi altında kalmaya devam ettiği kaydedildi. Bu tehditlere karşı Kürt halkının yanında olunacağı ve sessiz kalınmayacağı vurgulandı.
Açıklamada, uluslararası toplum ve kurumların sessizliği eleştirildi. Birleşmiş Milletler ve diğer insan hakları mekanizmalarının bu duruma kayıtsız kalması hukuki ve ahlaki sorumlulukların yerine getirilmemesi anlamına geldiği belirtildi. Ayrıca, Türkiye’deki yurttaşların barışçıl protestolara yönelik müdahaleleri de eleştirildi. Hukuk örgütleri, temel hak ve özgürlükleri, hukukun üstünlüğünü ve insani hukuk ilkelerini savunmaya devam edeceklerini açıkladı. Son olarak, uluslararası hukuk, insan hakları hukuku ve insancıl hukuk temelinde sorumluluk almaya ve ihlalleri seslendirmeye çağrı yapıldı.