SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Kültür Sanat/Ayşe Aslı Duruk

Ayşe Aslı Duruk

Ayşe Aslı Duruk, yaşlanmanın kaçınılmaz olduğunu ve gençlik ışıltısının estetikle alınamayacak kadar özel olduğunu dile getiriyor. Gençlik ve yaşlanma üzerine düşüncelerini paylaşıyor.

Ayşe Aslı Duruk
Reklam yükleniyor...

Ayşe Aslı Duruk

"Yaşlandık." diyorlar... Doğru da söylüyorlar. Gerçekten de yaşlanıyorlar. "Siz benim gençliğimi görecektiniz! Ne yakışıklıydım/çok güzel kadındım." diyerek, kastettikleri görünümle artık hiçbir zaman karşılaşamayacağımıza güvenerek ve inançla, ölçüyü kaçırmıyorlarsa, onu da doğru söylüyorlar. Tabii ki şu anki haliyle o kadar da yakışıklı ya da güzel değiller, muhakkak. Sonuç olarak, yaşlandıklarını ifade ederken, aslında çirkinleştiklerini de anlatıyorlar çoğu zaman.

Gençlik, kendine özgü ve dikkat çeken bir ışıltıya sahiptir... Sonraki yıllarda, yapılan estetik müdahaleler bile o parlaklığı tamamlayamaz. İnsan eliyle şekillendirilen, tazelik ve canlılık yansıtıcı gergin, sıkı ve dolgun görünümün altında ve arkasında yorgunluk ve eskiliği hemen fark edebilirsiniz, çünkü ışık eksiktir. Işık, gençliğin en önemli unsuru... Gençliğe özgü olan o pırıltı ve aydınlık, hiçbir estetik işlemle erişilebilecek bir şey değildir, sözün özü... Gençliğin, bedenin ve yüzün, görünmez ama çok sağlam bağlarla yukarıya doğru çekiştirilip, yerçekimine karşı direnerek askıya alınma etkisi henüz keşfedilmiş ya da taklit edilmiş değil, ne yazık ki... Sonuç olarak, sadece gençlik yıllarında kişinin içine ve ardından patlayan, parlak ve saf görünen büyük bir balon var gibi. Bu balonun patlaması ise, zaman makinesi dışında bir çözüm gerektirir.

Gençlik ışığı ve yaşlanma

Her durumda ve her zaman geçerli olmasa da, istisnalar da mevcuttur. "İşte böyle" diyebileceğimiz durumlar da yok değildir ve böyle durumlar gerçekten de var. Çok nadiren de olsa, yılların üzerini aşmış kişiler görüyorum; yaşlanmanın onlara daha cazip bir görünüm kattığını söyleyenler... Yok, yaşlanmıyorlar; genetik faktörler ya da başka bir neden de demiyorum. Evet, yaşlanıyorlar. Fakat, odadan çıkıp, bedeni terk edip, ardından kapıyı kapatan gençliğin kaybolan ışığı yerine, başka bir ışık geliyor ve bu, görünmeyen, varlığı açıklaması zor, çok güzel bir ışıltı... Bilinen fizik kanunlarına ve zamanın işleyişine karşı gelen, tuhaf ve güzel bir ışıltı... Dostlar, bu gerçekten de çok özel bir durum.

Ancak, koşturmacalar ve alışkanlıklar içinde, şartlanmış zihinlerimiz, olayın aslını fark edemiyor ve 'talihli' gözüyle göremiyor çoğu zaman. Hatta, gençliğin kayboluşunun yerine gelen yeni ışıktan söz etseniz, bunun sadece bir iltifat veya teselli olduğunu düşünüyorlar. Yaşlanmanın, elektrik kesintisi gibi olduğunu ve tek ışık kaynağının elektrik olduğunu sanıyorlar. Sonradan ortaya çıkan, kendi özüne ait olmayan, galaksi dışı güneş ışığını fark etmiyorlar.

İşte, yine yukarıda bahsettiğim şeytan tüyü olan ışık... Gençlik ışıltısının gerisinde kalan ve hatta sönük görünen güneş ışığı altında parlayıp parıldamak, umarım hepimizin nasibi olur.

Etiketler:

kültür-sanatguncel
Reklam yükleniyor...