Ayşe Aslı Duruk, tasavvuf metinlerinde sıkça rastlanan aşk ve şarap temalarını, mecazi ve hakiki aşk arasındaki farkları, ilahi aşka ulaşma yollarını ve köprü metaforunu anlatıyor.

Tasavvufi metinlerde sıkça rastlanan 'aşkın şarabı' ve 'aşk' veya 'şarap' ifadelerine değinilmektedir. En yerinde tanım olarak Mevlana Celaleddin aşkı 'İradenin elden gitmesi' şeklinde tanımlamış olup, ilahi aşkı kast ettiğine şüphe yoktur. Hakiki aşkın mecazi aşklardan farklı olduğu, köprüden geçip gerçek aşka ulaşma anlamında kullanıldığı ifade edilmektedir.
Mecnun'un Leyla'dan geçip Allah'a yönelmesi veya Züleyha'nın Yusuf'un güzelliği yerine Allah'ı istemesi gibi örnekler anlatılmaktadır. Ayrıca 'şarap' konusu da ele alınmakta, bu şarabın alkollü olup olmadığı ve içeriğinde etanol olup olmadığı sorgulanmaktadır. Eskiden dervişlerin şarap içtiği ve bunun makbul olduğu belirtilmektedir.
'Aşkın şarabından içmek' ifadesinin, dünya hayatındaki metalar ve güzellikler karşısında duyulan hayranlık ve albeniye tutulmak anlamına geldiği anlatılmaktadır. Bu tutkunun sadece yüzeysel değil, daha derin bir anlamda da, güzelin ve sevgilinin tavrı ve edasıyla ilgili olabileceği de vurgulanmaktadır. Mecazi aşkı küçümsemek de uygun değildir; bu, yangın gibi yakıcı ve yıkıcı bir duygudur. Bu aşkın taşıdığı acı ve sevinçler edebi ve sanatsal eserlerde yer bulmuştur.
Hakiki aşka ulaşmak ve meleklere erişmek için köprünün uzunluğu ve hız gibi kavramlar tartışılmakta, şarabın metaforu üzerinden ilahi aşkın sarhoşluğu anlatılmaktadır. Köprüyü aşmanın ulaşma değil, ulaşma yolunu sağlayan bir araç olduğu vurgulanmakta ve gerçek aşkın şarabını içmenin, güzelliğin kaynağına ulaşmak için önemli olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca, bu soruların cevabı, ilahi aşka kavuşma coşkusunu ve sevinci tetikleyebilir.