DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İran ve bölge gelişmeleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin sınırlarını koruması ve diplomasiyi kullanması gerektiğini söyledi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarına değinerek, "Türkiye Cumhuriyeti de kendi hudutları içerisine bu ateşin düşmesine, yayılmasına asla izin vermemeli. Türkiye'nin bunu yapacak gücü var. Hiç kimsenin haddine değil Türkiye'ye karşı herhangi bir cürette bulunmak" dedi.
Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ama yine de su uyur, düşman uyumaz. Onu da geleni yerine getirmemiz lazım. Caydırıcı gücümüzü yerinde tutmak ve artırmak gerekmektedir. Sorunları çözmede diplomasinin ve diyaloğun da esas olduğunu unutmamalıyız."
Babacan, Trabzon ziyareti kapsamında basın mensuplarıyla bir araya gelerek, vatandaşların önemli sorunlarından birinin adaletsizlik olduğunu ve ekonomiyle adalet arasında bağlantı olduğunu ifade etti. Türkiye'de geçim sıkıntısının arttığını, emekliler, asgari ücretliler ve sabit maaşlıların zor günler geçirdiğini belirtti. Vatandaşa en önemli dert sorulduğunda, çoğunlukla "Geçim derdi" yanıtının alınmakta olduğunu söyledi.
Ekonomi dışında insanların en çok dert yandığı konulardan birinin adalet ve hukuk olduğunu dile getiren Babacan, "Adalet ve ekonominin iç içe kavramlar olduğunu, adaletin sağlandığı bir ülkede ekonominin yükselebileceğini ve halkın refah seviyesinin artacağını, adaletsizlik olan ülkelerde ise zenginlerin çoğalıp geniş kitlelerin fakirleşeceğini" belirtti.
Türkiye'de son dönemde ekonomi politikalarının eksik olduğunu, reel sektör ve tarım politikasının olmamasından yakındı. Makroekonomik politikaların yeterli olmadığını ifade eden Babacan, gençler ve fırsat eşitliği sorunlarının da önemli olduğunu kaydetti. Hak ve adalet kavramlarının geniş olduğunu ancak ülkenin bu konularda sıkıntı yaşadığını belirtti.
Babacan, Türkiye'nin sınırlarına ateş düşmemesi gerektiğine dikkati çekti. 2,5 yıl önce Gazze'den başlayıp bölgedeki çatışmalara değindi. İran'a karşı başlatılan savaşın hukuksuz olduğunu ve uluslararası hukukla bağdaşmadığını savundu. Amerika ve İsrail'in İran'a saldırılarını eleştirerek, "İran'ın saldırılara karşılık verdiğini ve bölgede bir savaşın yaşanmasının yanlış olduğunu" belirtti.
Babacan, Türkiye'nin bu gelişmeleri dürüstlük ve diplomasiyle takip etmesi gerektiğini, ülkenin kendi sınırları içindekilere zarar gelmemesi için güçlü caydırıcı gücünü kullanması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin bu tutumunu sürdürmesi gerektiğini kaydetti.
Babacan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılanma sürecine ilişkin açıklamada bulundu. Yaptırımların ve tutuklamaların siyasi operasyon olduğunu öne sürdü. Söz konusu işlemlerin usulen yanlış olduğunu ve siyasi müdahale olduğunu belirtti.
Babacan, İstanbul ve diğer belediyelerdeki olayların, yasal ve etik açıdan sorunlar içerdiğini, iddiaların ve şikâyetlerin araştırılması gerektiğini dile getirerek, belediyecilikte şeffaflık ve hesap verebilirliğin esas olduğunu vurguladı. İmar rantları ve yanlış uygulamaların belediyeciliğin ana sorunları arasında olduğunu söyledi. Temiz ve etik belediyecilik için düzenlemelerin yapılması gerektiğine dikkat çekti.