Mustafa Destici, jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte Kıbrıs’ın Türkiye'nin güvenlikstratjisinde önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Bölgesel gelişmeler de ele alındı.

Mustafa Destici, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarıyla birlikte artan jeopolitik risklere işaret etti. Türkiye'nin böyle geniş bir risk haritası üzerinde hem strateji geliştirmesi hem de askeri riskleri yönetmesi zorunluluğunun olduğunu belirtti. Tüm bu gelişmelerin merkezinde ise Doğu Akdeniz ve Kıbrıs bulunmaktadır. Destici, Kıbrıs meselesinin artık sadece bir dış politika konusu olmadığını ve Türkiye'nin geniş jeopolitik güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin varlığının Anadolu’dan Balkanlar’a ve Kafkasya’ya uzanan geniş bir güvenlik hattının önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
Destici, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümüne değinerek, bu zaferin Türk milletinin tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirtti. Çanakkale Zaferi’nin emperyalizme karşı verilen en büyük direnişlerden biri olduğunu ve dünyaya imanın, gücün, azmin ve yüreğin nasıl ayakta durduğunu gösterdiğini söyledi. Zaferin tüm milletin ortak başarısı olduğunu ifade etti.
İran’a yönelik küresel kuşatma ve yıpratma girişimlerinin bölgesel dengeleri etkilediğine dikkati çeken Destici, bölgesel hareketlerde dalgalanmalar yaşandığını belirtti. Türkiye’nin doğusundaki, güneyindeki ve kuzeyindeki jeopolitik risklerin arttığını vurguladı. Kıbrıs, Ege ve Trakya’nın stratejik öneminin daha da arttığını ifade eden Destici, Doğu Akdeniz’deki askeri yoğunluğun sıradan bir güvenlik önlemi olarak algılanmaması gerektiğine işaret etti. Türkiye’nin deniz yetki alanlarını daraltmaya yönelik hamleler ve riskler dikkatle izlenmelidir.
Destici, Kıbrıs, Ege ve Trakya hattının stratejik öneminin arttığını ve Türkiye’nin geniş jeopolitik risk haritası üzerinde hem müttefiklik hem de askeri riskleri yönetmek zorunda olduğunu kaydetti. Tüm bu gelişmelerin merkezinde Doğu Akdeniz ve Kıbrıs bulunduğunu yineledi. Doğu Akdeniz’deki askeri hareketlilik sıradan bir güvenlik tedbiri değildir; dikkatli ve detaylı değerlendirilmelidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığının Anadolu’dan Balkanlar’a ve Kafkasya’ya uzanan geniş güvenlik hattının önemli bir parçası olduğunu tekrar vurguladı.
Destici, PKK ve türevlerinin halen tehdit olmaya devam ettiğini belirterek, silah bırakmadan ve faaliyetlerini tamamlamadan sürecin tamamlanmayacağını söyledi. Türkiye’nin pazarlık masası olmadığını ve tehditlerle sonuç alamayacağını ifade etti. Devletin kudretli ve caydırıcı duruşunu sürdürmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, emeklilerin hak kaybı yaşadığını ve emekli maaşlarıyla çalışan maaşları arasındaki farkın arttığını vurguladı. Emekli ikramiyelerinin enflasyon artışına göre artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.