Birleşmiş Milletler’de 2026 genel sekreterlik seçimleri öncesinde diplomasi hız kazandı. Bölgesel denge, kadın temsili ve veto gücü süreçte önemli faktörler olarak öne çıkıyor.

Birleşmiş Milletler’de 2026 genel sekreterlik seçimleri öncesinde diplomasi trafiği artarken, süreçte bölgesel denge, kadın temsili ve Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin veto gücü gibi faktörler öne çıkıyor.
Son değerlendirmelere göre, seçim sürecini üç temel unsur etkiliyor. Doğu Avrupa ülkeleri, bugüne kadar bölgeden aday çıkmadığını belirterek "sıranın kendilerinde olduğunu" savunuyor. Aynı zamanda, ilk kadın genel sekreterin seçilmesi beklentisi de artarken, bu konuda üyeler üzerindeki baskı da artıyor.
Ancak en belirleyici unsur, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin tutumu olmaya devam ediyor. ABD, Çin, Rusya, Birleşik Krallık ve Fransa’dan herhangi birinin vetosu, adayların ilerlemesini engelleyebiliyor.
Diplomatik çevrelerde bazı isimler öne çıkmakta. Rafael Grossi, nükleer diplomasi alanındaki rolü nedeniyle olası adaylar arasında değerlendiriliyor. Rebeca Grynspan, BM’deki deneyimi ve siyasi geçmişiyle dikkati çekerken, eski Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall da bölgesel temsil tartışmaları çerçevesinde anılıyor.
Seçimlerde Güvenlik Konseyi’nde yapılacak gayriresmi “yoklama oylamaları” belirleyici oluyor. Daimi üyelerden olumsuz sinyal alan adayların şansı azalmaktadır. Resmi adaylar henüz açıklanmazken, María Ángela Holguín Cuéllar, adaylar arasında değerlendiriliyor. Holguín, BM Genel Sekreteri’nin özel temsilcisi olarak Kıbrıs dosyasıyla ilgili süreçlerde aktif rol almaktadır ve şu anda resmi aday değildir. Adaylık takviminin gelecek aylarda netleşmesi bekleniyor.