Can Atalay, Hatay'da mücbir sebep halinin koşulsuz ve acil uzatılması gerektiğini vurgularken, bölgenin yeniden üretim ve yaşam alanı olabilmesi için tüm politika ve desteklerin uygulanması gerektiğini söyledi.

Milletvekilliği düşürülen ve Gezi Parkı Davası’ndan hükümlü bulunan Can Atalay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Hatay’da mücbir sebep halinin koşulsuz uzatılmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Atalay, 6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’ın halen toparlanamadığını, burada sanayi ve ticaretin kırılgan yapısının ve halkın sosyal ile ekonomik yaşamının büyük felaketin etkisinden kurtulmadığını belirtti. Hatay’daki STK’ların, meslek birliklerinin ve mali müşavirlerin ortak çağrısının, sahadan gelen hakikat olduğunu kaydetti.
Depremlerden sonra bölgedeki ekonomik ve sosyal sorunların devam ettiğine dikkat çeken Atalay, şunları söyledi: “Kim, hangi vicdani hesapla, hasılatı 2,5 milyon TL’nin altında olan küçük esnafın vergi yüküne omuz verebilecek güçte olduğunu iddia edebilir? Bu işletmeler, borç batağına sürüklenmeden, tasfiye riskine girmeden mücbir halin sona ermesini gerçekten bekliyor mu? İşyerleri yıkık, sermayeleri erimiş, işgücü göç yoluyla azalmış olan bu kesim, borçlarını ödeyebilecek duruma geldi mi? Depremlerden dolayı ekonomik ve sosyal sorunlar tamamen çözüldü mü? Bölgedeki yaşam normale döndü mü? Bu soruların cevapları, uzmanların gözlem ve raporlarıyla ve vatandaşların günlük yaşamındaki somut zorluklarla ortaya çıkmaktadır: Hayır. Hayat normale dönmemiştir. Yaralar kapanmamıştır. Ekonomik döngü yeniden başlamamıştır. Bu gerçekler, Hatay’daki STK’lar tarafından açıkça ifade edilmektedir: Mücbir sebep halinin uzatılması kaçınılmazdır.”
Hatay’ın Antakya, Defne, Kırıkhan, Samandağ, İskenderun ve Hassa ilçelerinde birçok işyerinin yeniden inşa aşamasında olduğunu dile getiren Atalay, ekonomik faaliyetlerin geçici alanlarda sürdürüldüğünü ve gelir döngüsünün halen istikrarsız olduğunu vurguladı. Bu koşullarda mücbir sebep kararının sona erdirilmesiyle küçük esnafın borç ve baskı altında kalabileceğini, tasfiye riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Aynı zamanda, bölgedeki mükelleflerin ülke ekonomisine katkısının sınırlı olduğunu ve uygulamanın uzatılmasının devlet bütçesine ciddi yük getirmeyeceğini ifade etti.
Depremin yarattığı kayıpların ve ekonomik, sosyal çöküşün uzun vadeli etkilerini dikkate alarak, mücbir sebep uygulamasının kaldırılmasının sadece resmi anlamda bir “normalleşme” olacağını, sahada ise yeni krizlerin habercisi olacağını söyledi. Hatay’ın ihtiyaçlarının, aşamalı geçişler, uzun vadeli destekler, finansal yeniden yapılandırma olanakları, kredi ve sigorta kolaylıkları ve en önemlisi devletin koruyucu desteğinin devam edilmesini gerektirdiğini vurguladı. Bu süreçte, bütüncül kamu politikalarıyla desteklenmesi ve yaraların sarılmadan bölgeyi yeniden canlı hale getirme girişimlerinin devam etmesi gerektiğine işaret etti.