Ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer, Türkiye'nin hukuk koşullarını ele alarak, itiraf, delil ve tutuklama uygulamalarındaki değişikliklere dikkat çekti. Hukuk sistemi sorunlarını vurguladı.

Ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer, İstanbul Barosu’nun düzenlediği sempozyumda yaptığı açıklamada, Türkiye’nin koşullarını "Türkiye adı bile konulamayan şartlar" olarak tanımladı. Bazı kişilerin, "Türkiye'de düşman ceza hukuku uygulanıyor" dediğine değinen Sözüer, bu hukukun bile kategorileştirilmediğini belirterek, buna "kayıt dışı hukuk" dediğini söyledi.
İşkence yöntemlerinin suç itirafı sağlamak amacıyla kullanıldığını hatırlatan Sözüer, günümüzde ise itiraflara gerek kalmadan delil olmadan tutuklama ve mahkûmiyetin mümkün olduğunu vurguladı. Gizli tanıklar ile mal varlığına el konulabileceğine dikkat çekti.
Sorunun ceza kanunları değil, Türkiye’nin hukuk sisteminden kopup, keyfi uygulamalara yönelmesi olduğunu ifade eden Sözüer, kuvvetler ayrılığı etkin biçimde sağlanmadıkça sorunun çözülemeyeceğini kaydetti.
1 Haziran 2005'te yürürlüğe giren yeni ceza kanunlarının, çeşitli hukuk ilkelerini içermesine rağmen uygulamada yeterince hayata geçirilmediğine işaret eden Sözüer, bu düzenlemelerin eksikliklerini dile getirdi. Kanunlara katkı yapmanın kötüye kullanımına da dikkat çekti.
Türkiye’de başka reformlar yapılması gerekirken, hükümetin kanun tekliflerinin kötüye kullanıldığını söyleyen Sözüer, örneğin biyolojik temel davranışlara ilişkin suç taslaklarının gündemde olduğunu belirtti. Yürütmenin güçlerini kullanarak kararların önceden verildiğine vurgu yaptı.
Yapılan duruşmalardaki adaletsizliklere değinen Sözüer, hakimlerin delillerden şüphe duymadan karar verdiklerini ve kararların öngörüldüğünü anlattı. Türkiye’nin toplamda tutuklu ve uygulamalarda ciddi sorunlar yaşadığını dile getirdi.
İmar ve kaçak yapıların arttığını, imar affı gibi düzenlemelerin yaptıkların ardından uygulandığını belirtti. Türkiye’nin Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında hukuki açıdan güçlü olmasına rağmen, sistemin kopuk olduğu ve keyfi uygulamalara yöneldiğine dikkat çekti.
Yürütme ve yargıdaki tek taraflı hakimiyetin, adil yargılama ve hukukun üstünlüğünü engellediğini kaydeden Sözüer, kuvvetler ayrılığı sağlanana kadar bu sorunların çözülemeyeceğini ifade etti.
Sorunun ceza kanunlarıyla değil, Türkiye’nin hukuk sistemi ve uygulamalarında olduğunu vurgulayan Sözüer, hukuktan kopuş ve keyfi yönetime geçişin önlenmesi gerektiğine dikkat çekti.