CHP Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısında, yaşanan acılar ve yaşanan haksızlıklar karşısında dayanmanın mümkün olmadığını söyledi. Birlikte iktidara yürümek için çağrıda bulundu ve sistemde köklü değişiklikler yapılması gerektiğini v

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kartalkaya ve Soma’daki acılardan, yapılan haksızlıklardan ve zulümlerin bugüne kadar karşı konulmadan sürdürüldüğünden bahsetti. Artık bunlara katlanmanın gereksiz olduğunu ve CHP’ye katılarak birlikte iktidara yürüme çağrısı yaptı. Kendisine katılanların, kökünü kazıyacakları bu pislikleri ortadan kaldırmak için birlikte çalışacaklarını belirtti.
Özgür Özel, dünyada ve bölgede yaşanan krizlere rağmen Türkiye’nin iç barışını ve huzurunu sağlaması gerektiğini dile getirdi. Ekonomik krizlerin ve hukuksuzlukların sürdüğünü belirterek, yargı kararlarının partilere göre alınmasının yanlış olduğunu ifade etti. Özellikle belediye soruşturmalarında CHP’li isimlere yönelik ayrımcı uygulamaların olduğunu söyledi. İzmir’de görev yapan önceki Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve dönemin İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın tutuklandığını, ardından kamu zararının oluşmadığının ortaya çıkmasıyla tahliye edildiklerini anlattı.
Kentsel dönüşüm projelerinin AKP’nin müteahhit odaklı sistemine alternatif olarak kamudan maliyet çıkmadan yapılmaya çalışıldığını ve maliyet artışları nedeniyle sekteye uğradığını dile getirdi. Bu süreçte yapılan soruşturmaların, gözaltıların ve tutuklamaların, kamu zararı oluşmadığını göstermek amacıyla yapıldığını belirtti. 5 Ocak günü tutuklu kalmayanların olduğunu, asıl amacın yargı sürecinin adilliğine gölge düşürmek olduğunu ifade etti.
İnşaat maliyetlerinin hızla arttığını ve bu durumun inşaat sektörünü olumsuz etkilediğini anlattı. Belediyenin kooperatiflerle çalışarak sorunları aşmaya çalıştığını söyledi. Ancak, bazı soruşturmalar ve denetimlerde hukuki usulsüzlükler olduğunu öne sürdü. Kooperatifleri ve ilgili kişiler hakkında başlatılan soruşturmaların, kamuoyunda yanlış anlaşılmaları tutuşturduğunu belirtti. Soruşturmalarda, denetimlerde ve tutuklamalarda yasal süreçlerin adil işlemediğine dikkat çekti.
İzmir ve diğer belediyelerde yaşanan hukuki süreçlerde, yargı uygulamalarında ve denetimlerde büyük farklılıkların olduğunu belirtti. İzmir’de tutuklananların tahliye edilmesine rağmen, başka şehirlerde benzer suçlamalarla yapılan uygulamaların farklı olduğunu söyledi. AKP’li belediyelerde yukarıda sayılan ihmaller veya usulsüzlükler ise göz ardı edilerek, hakkında işlem yapılmadığını iddia etti. Bu durumu, adil olmayan hukuk sistemi olarak nitelendirdi.
Recep Tayyip Erdoğan döneminde Ankara’da su krizinin çözülemediğine vurgu yaptı. Mansur Yavaş’ın, Ankara’nın 200 günlük suyu kaldığını belirtmesine rağmen, krizlerin devam ettiğini kaydetti. Erdoğan’ın yağmur duası etkinlikleri ve suyun yönetimi konusundaki tutumlarını eleştirdi. Bu durumu, belediyelerin su problemlerin çözemediği, ancak yağmur duasına muhtaç hale getirildiği şeklinde değerlendirdi.
Aile Dayanışma Ağı’na (ADA) yönelik soruşturma ve gözaltı iddialarına değindi. Ailelerin devlet eliyle elde edilen bilgileri çetelere verildiğini belirtti. Bu durumu, FETÖ borsası benzeri bir uygulama olarak nitelendirdi. Bir tutuklunun yakınıyla ilgili alınan parayla ilgili örneği paylaştı ve devletin bu konudaki sorumsuzluğuna dikkat çekti.
İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili yapılan sahtecilik soruşturmasını gündeme getirdi. İstanbul Üniversitesi’nin, 35 yıl önceki olaylarla ilgili yaptığı hata ve hatalar nedeniyle, diplomanın geri alınmak istendiğini belirtti. İftira ve suçlamalarda bulunanlara cevap verdi. Ayrıca, Ekrem İmamoğlu’na yöneltilen yolsuzluk ve ihale iddialarını da hatırlattı.
Son 10 ayda uyuşturucu ve şike suçlarıyla ilgili yeni bir ilerleme olmadığını, yapılan iddiaların yalan olduğunu belirtti. Uyuşturucuyla mücadelede yakalanan kadınların ve diğer desteklerin, gerçek anlamda mücadele olmadığı görüşünü savundu. Ayrıca, basına yansıyan