CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, eğitimde dini etkiler ve hükümetin politikaları hakkında eleştirilerde bulundu. Yoksulluk ve çocuk istismarı gibi sorunlara da değindi.

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Ankara’da düzenlenen "Türkiye’de laik eğitim ve laik yaşam" başlıklı panele katıldı. Nazlıaka, yaptığı konuşmada, CHP iktidarında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın adını Kadın ve Eşitlik Bakanlığı olarak değiştireceklerini belirtti. Ayrıca, mevcut dönemde kadınların, çocukların, engellilerin ve yaşlıların sorunlarının aile kavramı içine hapsolduğunu ve bu sorunlara köklü çözümler getirilmediğini ifade etti.
Naızaa, eşitliğin kadınlar ve çocuklar için vazgeçilmez olduğunu açıklayarak, çocuk istismarına ilişkin Nilay örneğini paylaştı. Nilay’ın 7 yaşında babası tarafından istismar edildiğini, sadece 9 ay cezaevinde kaldığını ve aile baskısıyla ifadesini değiştirmek zorunda kaldığını belirtti. Ayrıca, Nilay’ın bu olayın devamında 29 yaşında tekrar dava sürecinde olduğunu ve konu hakkında çalışmalar devam ettiğini söyledi.
Türkiye’de eğitim sisteminin her geçen gün laiklik, çağdaşlık ve bilimsel temellerden uzaklaşıp, AK Parti’nin politikalarıyla şekillendiğine vurgu yapan Nazlıaka, köy okullarının kapatılması ve taşımalı eğitime geçiş gibi uygulamalara dikkat çekti. Dönemin milletvekili olarak, bu uygulamalara karşı mücadele ettiklerini ve yasal değişikliklerin çocuk işçiliği ve erken yaşta zorla evlilikleri artırdığını belirtti. TÜİK verilerine göre, son 5 yılda 57 bin 618 kız çocuğunun evlendirildiği ifade etti.
Yaşanan olaylara örnekler veren Nazlıaka, eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin sonuçlarına değindi ve çocuk işçiliğiyle mücadelede iktidarın yeterince çaba göstermediğini dile getirdi. Eğitimle yoksulluk arasındaki ilişkiye vurgu yaparak, adaletsizlik ve liyakatin olmamasıyla yoksulluğun arttığını kaydetti. Bir örnek olarak Sakarya’daki Işık adlı çocukla ilgili durumu anlattı ve eğitime devam etmesi konusunda çalışmalar yaptıklarını dile getirdi.
Nazlıaka, Ramazan genelgesi ve ÇEDES projesiyle okullara imamların sokulması, çocuklardan iftar sofrası fotoğrafı çekilmesi ve Kur’an-ı Kerim’nin okunma sayısına dair geri bildirim alınması gibi uygulamalarla çocuklar ve veliler üzerindeki baskının arttığını belirtti. Ayrıca, karma eğitim uygulamalarını sorgulayan ve kız ile erkek öğrencilerin farklı davranılması gerektiğini savunan ifadelerden örnekler verdi. Trabzon İl Milli Eğitim Müdürü ve Samsun Müftüsü’nün söylemlerinin ardından kadın plajları ve kadınlara yönelik ayrımcı uygulamaların hayata geçirildiğine işaret etti.
İçinde bulunduğumuz dönemde, eğitimin dini etkilerle şekillendiğini ve eğitimde fırsat eşitsizliğinin derinleştiğini belirtti. Bakanlığın eğitim bütçesinin büyük bir kısmını dini eğitime ayırdığına dikkat çekti. Yoksulluk ve eğitim arasındaki ilişkinin de ciddi boyutlarda olduğunu ve eğitim sisteminin zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul hale getirdiğini ifade etti. Çocuk işçiliği ve eğitimden uzaklaştırılan yüzbinlerce çocuk olduğunu vurguladı ve bu sorunların çözümünde dayanışma çağrısı yaptı.