CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, 14 Mart Tıp Bayramı'nda yaptığı açıklamada askeri sağlık sisteminin yeniden kurulmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Sistem güçlendirilerek yeniden yapılandırılmalı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, 2016 yılında kaldırılan askeri sağlık sisteminin tekrar kurulmasının zorunlu olduğunu belirtti. Bağcıoğlu, Türkiye’nin bulunduğu coğrafya ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel temposunun güçlü, kurumsallaşmış ve sürdürülebilir bir askeri sağlık sistemini zorunlu kıldığını vurguladı. Bugün yapılması gerekenin askeri sağlık sisteminin yeniden kurulması, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ve ordunun harekat kabiliyetinin bir parçası olarak yeniden yapılandırılması olduğunu dile getirdi.
Bağcıoğlu, 14 Mart Tıp Bayramı’nın sadece bir meslek günü olmadığını, aynı zamanda hekimliğin vatan hizmetiyle birleştiği tarihi bir hafıza olduğunu belirtti. Bu hafızanın 1919 yılında işgal altındaki İstanbul ve Kurtuluş Savaşı döneminde yaşandığını hatırlattı.
Askeri tıbbiyelilerin tıbbi uzmanlık ile askeri disiplin ve vatan sorumluluğu anlayışını temsil ettiğini ifade eden Bağcıoğlu, askeri hekimlerin ve sağlık personelinin görevinin yalnızca sağlık hizmeti sunmak olmadığını vurguladı. Savaşın zor koşullarında yaralı askerin hayatını kurtarmak, birliklerin savaşma gücünü korumak ve harekatın devamlılığını sağlamak doğrudan askeri sonuçlara yol açar. Bu nedenle askeri sağlık sistemi modern ordular için sadece destek hizmeti değil, savaş kabiliyetinin ayrılmaz bir parçasıdır. Uzun süreli operasyonlar, yüksek hareket temposu ve uzak coğrafyalarda görevlerin sürdürülebilmesi için güçlü tıbbi altyapıya ihtiyaç vardır. Bu yapı kurumsal olarak inşa edilmiştir, ancak gelişmiş ordularda bile zafiyetler ciddi sorunlar doğurabilir. ABD’de askeri cerrahların yalnızca bir bölümünün harekata hazır olduğu belirlenmiştir ve bu durum 'barış zamanı etkisinin tuzağı' olarak tanımlanmaktadır. Savaş tecrübesinin azalması, cerrahların operasyonel yetkinliklerini korumalarını zorlaştırır.
Örnek gösterildiği gibi, güçlü kurumlara sahip ülkelerde bile askeri sağlık sistemi hassas bir denge üzerindedir. Türkiye ise, dünyada en yoğun harekat temposuna sahip ordulardan biri olmasına rağmen yaklaşık 10 yıl önce askeri sağlık sistemi kaldırılmıştır. Bu sistemin yeniden kurulması uzun yıllar alacaktır çünkü askeri cerrahların özel eğitim, savaş tecrübesi ve saha uyumu gerektiren uzun bir eğitim süreci vardır. Türkiye’de çok sayıda deneyimli askeri cerrah bulunmasına rağmen, önemli bir kısmı görevi bu alanda yürütmemektedir. Aynı durum diğer uzman sağlık personeli için de geçerlidir. Bu tablo, mesleki bir sorun olmanın ötesinde kritik bir askeri kabiliyet kaybını temsil etmektedir. Bağcıoğlu, Türkiye’nin coğrafyası ve operasyonel temposu dikkate alındığında, güçlü ve sürdürülebilir bir askeri sağlık sisteminin zorunlu olduğunu belirterek, 14 Mart’ın sadece sağlık personelinin günü değil, askeri tıp geleneği, vatan sorumluluğu ve milli güvenliğin birleştiği bir hatırlama günü olduğunu vurguladı. Bu yüzden askeri sağlık sisteminin yeniden kurulması, kapasitenin güçlendirilmesi ve ordunun güvenlik seviyesinin devamı açısından önemli olduğu ifade edildi.