CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Silivri’de devam eden yargılamaları değerlendirerek tutuklulukların hukuka uygun olmadığını ve siyasi bir operasyon olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Silivri’de devam eden İBB davasıyla ilgili açıklamada, tutukluluk halinin hukuki bir tedbir olmaktan çıkarak bir cezalandırma biçimine dönüştüğünü belirtti. Çiftçi, "İddiaların tek tek çürüdüğü bu süreçte, dosyanın anahtar kelimesinin 'tutukluluk' olduğunu bir kez daha görmek mümkün. İnsanların uzun süre özgürlüklerinden mahrum edilmesi hukuka uygun değildir" dedi.
Gül Çiftçi, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşmayla Silivri’deki yargılamaları değerlendirdi. Dosyadaki ifadelerin tehdit ve şantajla alındığını ve yargılamanın siyasi bir operasyon merkezinde yapıldığını savundu. "Savcılık makamı, delilsiz iddianameyle bu gerçeği ikrar etmiştir" şeklinde konuştu.
Çiftçi, suçlamalar ile tutukluluk süreleri arasındaki uyuşmazlığa dikkat çekerek, bütün yol arkadaşlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini altını çizdi. "İddiaların tek tek çürüdüğü bu süreçte, tutukluluğun hukuki değil, cezalandırıcı bir yöntem olduğu ortaya çıkıyor. Olası infaz süreleri açıkça belli olmasına rağmen, insanların aylarca özgürlükten mahrum edilmesi hukuka aykırıdır" ifadelerini kullandı.
İddianamede suçlar ve tutukluluk süreleri arasındaki çelişkiler ve hukuki ölçüsüzlük vurgulandı. Çiftçi, tüm yol arkadaşlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini ve bu görüşün sadece kendilerden değil, savcılık makamından da geldiğini belirtti. Silivri’deki süreç, hukuki görünüm altında tutukluluğun siyasi bir operasyon olduğu şeklinde yorumlandı.
Çiftçi, tutuklu bulunan isimler üzerinde örnekler vererek, hukuki ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğine değindi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, 19 Haziran’da tutuklandı. Kendisi suçsuz olmasına rağmen, ceza alsa dahi kısa süre kalmaya hak kazanırken, yaklaşık 9 aydır tutukludur. Esra Huri Bulduk ise 27 Ekim 2025’e kadar tutuklandı; suçsuz olsa da, hukuka uygun olmadan tutuklu bulunuyor. Diğer tutukluların da tutukluluk süreleri ve gerekçeleriyle ölçülülük ilkesi ihlal edilmiştir. Bu tutuklamalar, yargılamanın kendisinin fiili bir cezaya dönüştürüldüğünü göstermektedir.