CHP Niğde Milletvekili Gürer, USDA tarafından yayınlanan rapora dayanarak Türkiye'de hayvancılık sektöründeki sorunlara dikkat çekti. Sürü küçülüyor, damızlık kesiliyor ve üretici üretimden çekiliyor.

(ANKARA) - CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ABD Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından yayımlanan 'Hayvancılık ve Ürünler Yıllık Raporu'nda yer alan verilere ilişkin, "Bu rapor bir muhalefet raporu değildir. Dünyada tarımın durumunu gözleyerek raporlar hazırlayan ABD Tarım Bakanlığı rapordur. Türkiye’nin hayvancılıkta neden ithalata mahkûm hâle geldiği rakamlarla iddia ediliyor. Sürü küçülüyor, damızlık kesiliyor, buzağılar kaybediliyor, üretici üretimden çekiliyor. İktidar bu uyarıları dikkate almazsa hayvancılıkta kriz daha da derinleşecektir. Çözüm ithalat değil, planlı ve üreticiyi koruyan politikalardır" dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, USDA tarafından yayımlanan 'Hayvancılık ve Ürünler Yıllık Raporu'nda yer alan iddialar ve sayısal verilerle, Türkiye’de hayvancılık sektöründeki sorunların incelendiğini belirtti. Gürer, USDA raporundaki iddiaların rakamlarca desteklendiğine dikkat çekerek, "Ülkemizde büyükbaş hayvan varlığı Cumhurbaşkanlığı Strateji Planı'nda 16 milyon 800 bin baş olarak belirtilmişti. USDA raporunda, Türkiye’nin büyükbaş hayvan sayısının 2026'da yüzde 4 azalarak 14,3 milyon başa düşeceği öngörülüyor. Bu gerilemenin başlıca nedenleri yüksek kesim oranları, artan üretim maliyetleri ve düşük kârlılık olarak gösteriliyor. Rapora göre, 2025 yılında da sığır sayısının yüzde 4 azalarak 14,9 milyon başa düşeceği, bu düşüşte Haziran 2025’te yaşanan şap hastalığı salgını ve zorunlu kesimlerin etkili olduğu belirtiliyor. Bakanlık, şap hastalığı ile telef olan hayvan sayılarını açıklamadı. USDA raporuna göre, 14,9 milyon baş hayvan varlığı ifadeleri bulunuyor ve 2 milyondan fazla hayvan ya ölmüş ya da kesime gitmiş durumda. Sürü küçülüyor, hayvan hastalıkları ülke genelini etkiliyor. Üreticiler hayvanlarını elden çıkarıyor. Bu durum, hayvancılığın bilinçli şekilde ithalata mahkûm edildiği kanaatini destekliyor" ifadelerini kullandı.
Gürer, "USDA raporunda, son yıllarda kesime gönderilen hayvan sayısındaki artışın 'normal dışı' olduğu, özellikle süt üretiminde karın kalmaması nedeniyle damızlık hayvanların kesildiği öne sürülüyor. Rapora göre, çiftçiler süt için belirlenen fiyatın maliyetleri karşılamaması nedeniyle damızlık hayvanlarını zarar etmeme amacıyla kesime gönderiyor. Bu durum, hem mevcut hayvan varlığını hem de gelecekteki üretim kapasitesini tehdit ediyor. Bir inek en az beş kez doğum yapar. Kesilen her inek, süt ve buzağı kaybını da beraberinde getirir. Bakanlık, bu sorunlara seyirci kalmıştır" dedi.
"Türkiye’de her yıl yaklaşık 400 bin ile 500 bin buzağı kaybediliyor"
Gürer, "USDA verilerine göre, Türkiye’de her yıl yaklaşık 400 bin ile 500 bin buzağı kaybediliyor ve bu sayının ithal edilen sığır sayısına yakın olduğu belirtiliyor. Doğum sonrası buzağı ölüm oranının yüzde 10-15 seviyesinde olduğu, bunun dünya ortalamasının üzerinde olduğu ifade ediliyor. Bu sorunlar uzun süredir Meclis konuşmaları, soru önergeleri ve basın açıklamalarıyla gündeme getirildi. Hükümet, bu durumu yeterince dikkate almadı ve buzağı ölümlerinin normal olduğu izlenimini verdi. Her yıl ithal edilen sayıda buzağı kaybı yaşanıyorsa, sorunun yönetimde olduğu ortaya çıkıyor" diye konuştu.
Gürer, "USDA raporunda, Türkiye’de hayvan varlığına ilişkin resmi veriler arasındaki tutarsızlıklara da dikkat çekiliyor. TÜİK 2024 yılı için sığır sayısını 15,5 milyon olarak belirtirken, Tarım ve Orman Bakanlığı 16,9 milyon olarak açıklamıştı. Bu fark, planlama yapmayı güçleştiriyor ve sektöre olan güveni zedeliyor. Mera alanları ve hayvan sayısı tam olarak bilinmediği için planlamalar yapılamıyor. Çok küçük işletmeler kapanmış durumda. Hayvan varlığı sağlıklı olmadığı için piyasa de sağlıklı oluşmuyor. 600 bini aşkın 2025 ithalatı çözüme ulaşmıyor. Hayvancılıktaki sorunlar, et fiyatlarını artırıyor ve halkı olumsuz etkiliyor. İthal edilen et de fiyat artışını engelleyemiyor" ifadelerini kullandı.
Gürer, "USDA raporunda, yem maliyetlerinin hayvancılıkta en büyük sorun olduğu belirtiliyor. Toplam çiftlik giderlerinin yüzde 65-75’inin yem maliyetleri oluşturuyor. Türkiye’nin yem hammaddelerinin yaklaşık yüzde 60’ını ithal ettiği ve kendi kendine yeterlilik oranının yüzde 75 olduğu ifade ediliyor. Ayrıca, 13,1 milyon hektar mera alanı olmasına rağmen, sığır başına düşen mera alanı yaklaşık 0,80 hektar ve mera kullanımı verimsiz. Avrupa’ya kıyasla ot verimi düşük olduğu belirtiliyor. Büyükbaş hayvanların mera ot alanı da oldukça yetersiz. Bu nedenle, 12 ay kapalı alanlarda hayvancılık yapılıyor ve veteriner, aşı, yem, işçilik giderleri artıyor" diye ekledi.
Gürer, "Raporda, çiğ süt fiyatının Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen 19.35 liraya karşın, üreticilerin maliyetinin yaklaşık 20,50 lira olduğu ifade ediliyor. USDA raporunda, fiyat-maliyet farkının sürü satma nedenlerinden biri olduğu anlatılıyor. Bir süt hayvancılığı yapan üretici, 1 litre süt karşılığında 1,5 kilogram yem alamıyor. Çiğ süt, halen maliyetin altında satışa sunuluyor ve aracılar tarafından toplanıyor" şeklinde konuştu.
Gürer, "Uluslararası rapora göre, Türkiye 2024'te 514 bin 869 baş sığır ithal ederek 788 milyon dolar tutarında canlı hayvan ithalatı yaptı. 2025’te bu ithalat yaklaşık 460 bin, 2026’da ise 450 bin civarında kalması bekleniyor. En çok Brezilya ve Uruguay’dan besilik sığır ithal ediliyor. 2025 ve 2026 projeksiyonlarında, üretimin artması hedefleniyor olsa da, hayvanların kesim oranlarının düşük ve kilo ortalaması düşük seviyelerde kalıyor. Ayrıca, kesim yapan hayvanların ağırlıkları 400 kilogramın üzerinde iken, günümüzde 270-300 kilogram seviyelerine düşmüş durumda. Yönetimde yaşanan sorunlar, hayvanların kesilmeye zorlandığını gösteriyor. Artan girdi maliyetleri ve yem fiyatlarıyla baş edemeyen üretici, hayvanlarını kesime gönderiyor" dedi.
Gürer, USDA raporunun, hayvancılıktaki sorunları bütünsel şekilde gösterdiğini belirterek, "Bu rapor bir muhalefet raporu değildir. Tarımın genel durumu ve sorunları gözlenerek hazırlanan ABD Tarım Bakanlığı raporudur. Türkiye’de sürü küçülüyor, damızlık kaybediliyor ve üretici üretimden çekiliyor. İktidar bu uyarıları dikkate almazsa, hayvancılıkta kriz daha da artacaktır. Çözüm ithalat değil, planlı ve üreticiyi koruyan politikaların uygulanmasıdır. Yem fiyatlarının düşürülmesi ve ahır giderlerinin azaltılmasıyla birlikte, hastalıklar ve buzağı ölümlerinin önüne geçilmelidir" diye konuştu.