CHP Sözcüsü Zeynel Emre, Aziz İhsan Aktaş davası hakkında açıklama yaparak duruşmanın halkın izlemesine açık olması gerektiğini vurguladı ve mahkeme kararını eleştirdi.

CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Emre'nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı: "Davayı 25 basın mensubunun izlemesine karar verildi. Bu 25 kişinin 5’i yabancı, 2’si yerli basın mensubu olup, kimlerin olacağı da mahkeme tarafından belirleniyor. İddianıza güveniyorsanız, kameraları kurun ve herkes gelsin, izlesin. Halkın hakemliğinde karar versinler. Burada bireysel bir savunma değil, ülkenin adaletini ve geleceğini savunuyoruz. Eğer samimiyet varsa, mahkeme salonlarını herkesin erişimine açalım."
Emre, CHP’nin İstanbul İl Başkanlığı’nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı’nın ‘İstanbul'u kazanan Türkiye’yi kazanır’ söylemine değinerek, 2019 seçimlerinden sonra yaşanan engellemeleri ve kara propagandayı anlattı. Halkın tercihlerini ve yapılan hizmetleri iyi değerlendirdiğini belirtti. Yukarıdaki süreçten sonra yargıyı siyasi amaçlarla kullanmakla suçladı ve AKP’nin, CHP’ye yönelik kumpas çalışmalarına giriştiğini iddia etti. Ayrıca, CHP’nin belediye başkanlarına ve belediye çalışanlarına yönelik tutuklamalara da değindi.
İddialar doğrultusunda, davanın en çok ilgilenen isimlerden Aziz İhsan Aktaş’ın 700 yıl hapisle yargılandığını, ancak tutuklu bulunmadığını ve duruşma sırasında büyük VIP koruma ile içeri alındığını belirtti. Diğer yandan, bazı belediye başkanlarının tutuklu olduğunu ve bunların dosyayla ilgisi olmadığını söyledi. 25 basın mensubunun duruşma izlemesine karar verildiğini ve kimlerin olacağının mahkeme tarafından belirlendiğini, halkın kararını halka bırakmak için herkesin duruşmayı izleyebileceğini dile getirdi.
Emre, ayrıca, CHP’nin belediyeler aracılığıyla yurttaşların sorunlarını çözmeye çalıştığını ve sosyal belediyecilik alanında yaptığı çalışmaları vurguladı. Ayrıca, İstanbul Belediyesi’nin çocuk etkinlik merkezlerindeki olayları ve tutuklamaları örnek gösterdi. Olaylarda kamera kayıtlarının olduğunu, ve ilgili eğitmenin suçsuz olduğunu ifade ederek, manipülatif bir algı operasyonu yapılmaya çalışıldığını belirtti.
Gazze’deki duruma da değinen Emre, İsrail’in genişleme politikası ve Trump’ın bölgedeki etkisine dikkat çekti. ABD ve Türkiye arasındaki tartışmalara da değinerek, Gazze’nin Birleşmiş Milletler ilkesine uygun bir şekilde yönetilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, mevcut projelerin rant ve kar amacı taşıdığını, gerçek bir barış için diplomasi ve uluslararası hukuk temel alınması gerektiğini vurguladı.
Son olarak, ülkenin kaynaklarının yurttaşlar için kullanılmadığını ve garantili soygun düzenine karşı olduğunu belirten Emre, Osmangazi Köprüsü örneği üzerinden, sözleşmelerdeki haksızlıkları ve zararları dile getirdi. Kaynakların halkın yararına kullanılması gerekliliğini vurguladı.