CHP Sözcüsü Emre, İran’dan gönderilen füzelerin NATO tarafından düşürüldüğünü ve S-400’lerin varlığını sorguladı. Güvenlik ve savunma politikalarını eleştirdi.

ANKARA - CHP Sözcüsü Zeynel Emre, İran’dan Türkiye’ye doğru gönderilen üç füzenin NATO unsurları tarafından düşürüldüğünü belirterek, "Keşke vatandaşlarımızın yüreğine su serpen bir gelişme olarak bu füzeler bizim kendi yerli savunma sistemlerimiz tarafından düşürülmüş olsaydı. NATO’nun güvenlik şemsiyesi devreye giriyorsa o zaman S-400’ler hangi amaçla bizde duruyor?" dedi.
CHP Sözcüsü Emre, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’ye yönelik İran’dan gönderilen füzelerin NATO unsurları tarafından düşürüldüğünü belirtti ve şunları söyledi: "Ülkemize yönelik üçüncü füze gönderildi ve bu füzelerin hepsi NATO unsurları tarafından engellendi. Bu gelişmenin olumlu yanı, herhangi bir can veya mal kaybının yaşanmamış olmasıdır. Ancak bu kriz, Türkiye’nin güvenliğini, ekonomisini ve iktidarın sürekli öne sürdüğü güvenlik şemsiyesinin kapasitesini sınayan bir tabloya dönüşmüş durumda."
Malatya Kürecik’te Patriot füzelerinin konuşlandırılmasına karar verildiğini söyleyen Emre, "Bu durum sadece bölgedeki gerilim değil, savaş fiilen sınırlarımızda. Türkiye’nin bu tabloya hazırlıklı olup olmadığını, süreci nasıl yönettiğini sorguluyoruz" dedi.
Türkiye’nin NATO üyesi olduğuna vurgu yapan Emre, NATO unsurlarının füzeleri düşürmesini memnuniyet verici bulduğunu belirtti. Türkiye’nin savunma politikasına eleştirilerde bulunan Emre, "2017’de yaklaşık 2,5 milyar dolar ödeyerek Rusya’dan S-400 füzeleri aldık. Bu karar, ülkenin beka meselesi olarak sunuldu. Patriot füzeleri ise alınmadı. Emekli büyükelçilerden bazıları, geçtiğimiz günlerde Patriot füzelerinin alınabilirdi veya NATO uyumlu alternatifler geliştirilebilirdi diyerek eleştirilerde bulundu" ifadelerini kullandı.
Emre, Türkiye’nin S-400 alımının ardından F-35 programından çıkarıldığını ve CAATSA yaptırımlarına maruz kaldığını hatırlatarak, "Bugün gelinen noktada KAAN uçağının motorunu bile üretemez hale geldik. Uzmanlara göre Türk savunma sanayisinin kaybı yaklaşık 9 milyar dolar civarındadır" dedi.
"Keşke vatandaşlarımızın yüreğine su serpen gelişme, bu füzelerin yerli sistemlerimiz tarafından düşürülmesi olsaydı. NATO’nun koruma şemsiyesi her zaman devrede ise, S-400’ler neden ülkede duruyor?" diye sordu.
Emre, savaşın ikinci haftasında Brent petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesine yükseldiğine dikkat çekti ve "Merkez Bankası’nın petrol fiyatı tahminleri gerçekliği yansıtmıyor. 2026 için enflasyon raporunda ham petrol fiyatı 61 dolar olarak öngörülmüştü. Bugün savaşın ikinci haftasında Brent petrol 100 dolar seviyesinde" dedi.
Ekonomik açıdan kayıplara değinen Emre, "Bu durum, ekonomi yönetiminin riskleri doğru değerlendiremediğini gösteriyor. Sonuç olarak enerji faturası, lojistik ve gıda fiyatları artıyor. Türk lirası, dolar ve piyasa pek çok açıdan olumsuz etkileniyor" dedi.
Emre, "İhtiyacımız olan, uluslararası hukuka uygun, enerji güvenliğini güçlendiren bir yönetim anlayışıdır" şeklinde konuştu.
Silivri’de görülen dava hakkında da değerlendirmelerde bulunan Emre, beklentilerin üstünde bir yoğunluk olduğunu vurguladı. "Bu kadar büyük dosyanın ve çok sayıda sanığın olduğu davanın, tecrübeli hakimler tarafından yönetilmesi gerekirdi. İlk hafta yaşadıklarımız ise, heyetin ve yargının görevini yapıp yapmadığını sorgulamaya sevk etti" dedi.
Mahkeme başkanı ile üyelerin en az 20-25 yıl ağır ceza tecrübesine sahip olmaları gerektiğini belirten Emre, "Bu kadar karmaşık ve büyük davayı bu biçimde yönetemeyeceklerinden endişe duyuyoruz. Bütün bunlar, hukuki süreç açısından ciddi endişeler doğuruyor" diye ekledi.
Emre, davanın Türkiye’nin demokratik düzeniyle ilgili olduğunu vurguladı ve "Bu dava, iktidar alternatifi haline gelen CHP’nin önünü kesmek isteyen bir girişim. Seçim iradesine saldırı ve demokrasiyi zayıflatma girişimidir" ifadelerini kullandı.
Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini eriterek, döviz kurlarını kontrol altına almaya çalıştığını ve oluşan ekonomik zararları anlattı. "Türk lirası yüzde 12,7 değer kaybetti; dolar 42 seviyesine yükseldi. Borsa yüzde yedi, bankacılık hisseleri yaklaşık yüzde 10 düştü. Risk primi arttı ve 60 milyar dolar rezerv harcandı" dedi. "Bu zararların, üreticiden esnaf ve emekliye kadar herkes tarafından ödendiğini" belirtti.
Emre, "Kur ve rezerv kayıplarının, yaklaşık 250 milyar dolarlık bir ekonomik zarar oluşturduğunu" söyledi.
Son olarak, mahkemelerin herkese açık olduğunu, yargı süreçlerinin şeffaf olması gerektiğini vurguladı. "İzlenebilir, dinlenir ve saygı gösterilmelidir. Ancak karmaşık dosyalarda, yetkin hakimler görevlendirilmelidir. Hukuki süreçlerin düzgün işlemesi gerekir" dedi.
Emre, CHP’nin şeffaf bir şekilde bilgi paylaştığını ve her zaman halkın haklarını gözettiğini belirterek, "Duruşmaların canlı yayınlanması önerimize Cumhur İttifakı oylarıyla karşı çıkıldı" ifadelerine değindi. Ayrıca, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Bülent Arınç ile görüşmesine ve Milli Eğitim Bakanı’nın açıklamalarına dair açıklamalar yaptı.
CHP’nin gizli görüşmeleri, kamuoyuna duyurulmadan gerçekleştiğinde, bunların o kadar da gizli olmadığını ve kamuoyunun bilmek istediğini söyledi. "CHP, şeffaf ve doğru bilgi paylaşmaya devam edecektir" diyerek sözlerini tamamladı.