CHP'li Nalbantoğlu'ndan 11. Yargı Paketi'ne eleştiri Eleştirinin detayları (ANKARA) - CHP İzmir Milletvekili Rıfat Nalbantoğlu, "Bundan önce çıkarılan 10 yargı paketinde olduğu gibi bugün yasalaşmış olan 11. Yargı Paket…

(ANKARA) - CHP İzmir Milletvekili Rıfat Nalbantoğlu, "Bundan önce çıkarılan 10 yargı paketinde olduğu gibi bugün yasalaşmış olan 11. Yargı Paketi'nde de yer alan düzenlemeler insan hak ve özgürlükler temelli olmadığı gibi devleti, iktidarı ve kurumları önceleyen bir yaklaşımla ele alınmış, yapısal sorunların çözümü yerine günü kurtarma amaçlanmıştır. Tutuklu ve hükümlüler arasında ayrım yapılmış, siyasi olarak içeride bulunanlar adeta gözden çıkarılmıştır" dedi.
Yeni düzenlemenin eksik ve yetersiz olduğunu savunan Nalbantoğlu, cezaevlerindeki mevcut tabloyu da değerlendirerek, şunları kaydetti: "Avrupa Konseyi'nin Cezaevi Raporu'na göre, nüfusa göre en fazla mahkûm ve tutuklu bulunan ülke sıralamasında ülkemiz yine ilk sıralarda. Onun için Adalet Bakanlığı'nın en büyük yatırımı cezaevleri. Sürekli cezaevi yapıyoruz. Halen ülkemizde toplam 304 bin 886 kapasiteli 402 hapishanede 428 bin 267 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bunların 121 bin 176’sı açık ceza infaz kurumlarında, 307 bin 91’i ise kapalı hapishanelerde yatmaktadır. Yani cezaevlerinde toplam kapasitenin üzerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 123 bin 381 kişi. Neredeyse yüzde 40 kapasite aşımı var. Son üç yılda yapılan tahliyelere rağmen hapishane nüfusu her ay düzenli olarak artmakta. Cezaevlerinde yatacak yer yok. Bu durum, yaşam koşullarının temel asgari standartların dahi altına düşmesine neden olmakta, hastalıklara ve ölümlere zemin oluşturmaktadır. Bu gerçekler ışığında çıkarılan düzenleme her ne kadar Covid 19 düzenlemesinin mağduriyetlerini giderme amaçlı olarak çıkarılmış olsa da burada asıl amaç, mevcut yığılmayı biraz olsun azaltmak, yeni tutuklu ve hükümlüler için yer açmaktır."
İlki 2009’da 4’üncüsü de 2025’in başında açıklanan Yargı Reformu Stratejisi Uygulama raporlarındaki hedeflerin hep kâğıt üstünde kaldığına ve hiçbir ilerleme sağlanmadığına belirten Nalbantoğlu, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: "Geçen 16 yıllık süre içinde hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması, hukuka güvenin ve inancın pekiştirilmesi, tarafsızlığın ve yargı bağımsızlığının geliştirilmesi, savunma hakkının etkin olarak kullanılması, şeffaflık ve yargılamanın sadeleştirilmesi adına hiçbir ilerleme sağlanamamasının yanında sorunlar ve hak ihlalleri artarak devam etmiş, hukuktan ve adaletten tamamen uzaklaşılmıştır. Bundan önce çıkarılan 10 yargı paketinde olduğu gibi bugün yasalaşmış olan 11. Yargı Paketi'nde de yer alan düzenlemeler insan hak ve özgürlükler temelli olmadığı gibi devleti, iktidarı ve kurumları önceleyen bir yaklaşımla ele alınmış, yapısal sorunların çözümü yerine günü kurtarma amaçlanmıştır. Tutuklu ve hükümlüler arasında ayrım yapılmış, siyasi olarak içeride bulunanlar adeta gözden çıkarılmıştır. Bu nedenle çıkarılan düzenleme gerçekçilikten ve samimiyetten uzaktır."
Hem komisyonlarda hem de TBMM Genel Kurulu'nda defalarca dile getirilmesine karşın cezaevlerindeki kötü muamelelerin ve hak ihlallerinin artarak devam ettiğini ve bu yönde hiçbir adım atılmadığını belirten Nalbantoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Yeni yasalaşan yargı paketi de diğerleri gibi, insan hakları adına hiçbir kazanım getirmemektedir. Kapasitesinin yüzde 40 üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunan cezaevlerindeki yaşam koşulları insan onuruna yakışmayacak bir düzeyde olup, her türlü hijyenden uzak, hastalıklara ve ölümlere zemin oluşturacak bir durumdadır. Öte yandan AKP’yle özdeşleşen ve 'Kuyu Tipi' olarak adlandırılan yüksek güvenlikli cezaevlerinde kalanlar fiziksel, ruhsal ve beden sağlıkları açısından büyük risk altında olmaya devam etmektedirler. Uzun tutukluluk sürelerinin yanı sıra, 335’i ağır durumda olan bin 400’ün üzerindeki hasta tutuklu ve hükümlünün sağlık protokollerine uygun tedaviye erişimindeki sorunlar da devam etmektedir. Oysa yargı paketlerinin de infaz düzenlemelerinin de birinci önceliği insan olmalı, iktidar kendisine muhalif olan herkese düşman hukuku uygulamaktan vazgeçmeli hukuka, adalete, vicdana ve insan onuruna yakışacak düzenlemelere imza atmalıdır.”