SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Eğitim/CHP'li Rızvanoğlu: 7 Gün İçinde Toplam 227 Bin Futbol Sahası Büyüklüğünde Toprak Şirketlere Devredildi

CHP'li Rızvanoğlu: 7 Gün İçinde Toplam 227 Bin Futbol Sahası Büyüklüğünde Toprak Şirketlere Devredildi

CHP'li Rızvanoğlu: 7 günde 227 bin futbol sahası büyüklüğünde toprak parça parça şirketlere devredildi (ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) ihaleler…

CHP'li Rızvanoğlu: 7 Gün İçinde Toplam 227 Bin Futbol Sahası Büyüklüğünde Toprak Şirketlere Devredildi
Reklam yükleniyor...

CHP'li Rızvanoğlu: 7 günde 227 bin futbol sahası büyüklüğünde toprak parça parça şirketlere devredildi

(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) ihalelerine dikkat çekerek, "Sadece ilk 7 günde 34 ilde, 146 ruhsat alanında, 162 bin hektardan fazla alan, toplamda 227 bin futbol sahası büyüklüğünde toprak parça parça, hızla şirketlere devredildi. Sadece bir haftada Yalova’nın iki katını aşan alan satıldı. Hiç kimsenin bu ülkenin insanını, doğduğu, büyüdüğü, ekmeğini kazandığı topraklardan koparmaya hakkı yok" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, MAPEG tarafından yayımlanan maden ihaleleri ve doğa tahribatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İktidarın vatan toprağına "tüketilecek ve yağmalanacak bir alan" gibi baktığını söyleyen Rızvanoğlu, kararların bilim ve planlama yerine kısa vadeli rantla alındığını savundu. Devlet kurumlarının resmi raporlarındaki uyarılara dikkati çeken Rızvanoğlu, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Ulusal Su Yönetimi raporlarına ilişkin şunları söyledi:

"Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, 2025 yılı faaliyet raporunda 'Korunan alanlar üzerindeki madencilik, enerji ve ulaşım baskısı artıyor' diyerek bunu bir tehlike olarak tanımlıyor. Ulusal Su Yönetimi Özel İhtisas Raporu da 'Maden ruhsatları verilirken yeraltı sularına vereceği zarar dikkate alınmalı' uyarısında bulunuyor. Kurumlar endişeli, raporlar uyarıyor.

2012–2024 arasında 121 bin 331 hektar orman alanı madenciliğe tahsis edildi. Bu alan, Yalova’dan büyük ve Kilis’e yakın büyüklükte bir orman alanını temsil ediyor. Bu büyük alanlar adım adım, parça parça elden çıkarılıyor. Peki iktidar ne yapıyor? Bu uyarı ve rakamlar dikkate alınmıyor; maden ruhsat dağıtımı hızlandırılıyor.

MAPEG tarafından 7 Şubat’ta başlatılan 317 numaralı ihalenin verilerine göre, tek bir ihalede satılan alan toplamda bir yılda çıkarılan toplam alanla eşit seviyeye ulaştı. Rızvanoğlu, "67 ilde, 485 ruhsat sahası ve toplam 548 bin 696 hektar alan satışa çıkarıldı. Bu alan, Nevşehir’in tamamına yakın bir büyüklükte. Satışlar 25 Mart’ta başladı ve ilk 7 günde 34 ilde, 146 ruhsat sahası ve 162 bin hektardan fazla alan, toplamda 227 bin futbol sahası büyüklüğünde toprak parça parça, hızla şirketlere devredildi" dedi.

"Bu bir çevre sürgünüdür"

Rızvanoğlu, maden sahası alanlarında tarım, emek ve yerel ekonominin varlığını hatırlatarak, "Bunun adı açıkça çevre sürgünüdür. Vatandaşa doğduğu, büyüdüğü, kök saldığı toprakları terk etmesi dayatılıyor. İktidarın sözü şu: 'Burada kazanç sağlayacağım, sen kendi başının çaresine bak.' Bu, 21. yüzyılda uygulanan sömürge modelidir. 19. yüzyılda Batı’nın Afrika’ya yaklaştığı gibi, bugün bu iktidar da bu ülkeye aynı gözle bakıyor" ifadelerini kullandı.

Rızvanoğlu ayrıca, "Toprağını koruyan insanlar cezalandırılıyor. Artvin’de ağacına sahip çıkan Reşit Kibar silahla öldürülüyor, İstanbul’da doğayı anlatan Hakan Tosun sokak ortasında dövülerek öldürülüyor veya toprağını savunan Esra Işık tutuklanıyor. Bir insan ağacını veya suyunu koruyorsa suç mu işliyor? Bu yapılanlar reva mı? Artık bu ülke ırmağını öldüren ülke değil mi? AKP iktidarı, anayasal hakkını kullanan vatandaşı cezalandırmaktan, toprağa sahip çıkanları karşısına almaktan vazgeçmelidir" dedi.

"Kimse bu ülkenin insanını, doğduğu, büyüdüğü ve ekmeğini kazandığı topraklardan koparmaya hakkı yok. Bu zenginlikler ise kamu yararını gözeterek, bilimle, planlamayla, doğayı koruyarak ve insanı merkez alarak değerlendirilebilir. Ancak şu anki uygulamalar, doğa ve insanın zararına, iktidarın para hırsına hizmet ediyor."

Reklam yükleniyor...