Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da gerçekleşen Büyükelçiler Konferansı'nda Suriye ve bölgesel gelişmeler hakkında açıklamalar yaptı. 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması ve bölgesel sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı kapsamında Türkiye'nin yurt dışındaki temsilciliklerinde görev yapan büyükelçileri kabul etti. Erdoğan, Suriye'de DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin varlığına değinerek, DEAŞ belasıyla mücadelede NATO müttefiki olarak Türkiye'nin Suriye hükümetine gereken desteği verdiğini söyledi. Ayrıca, ayak direnenlerin krize yol açma riskine karşı 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması için gerekli telkinleri de iletti.
Erdoğan, Vestfalya Anlaşması'nın üzerinden yaklaşık dört asır geçtiğini vurgulayarak, teknolojinin ve küreselleşmenin etkisiyle uluslararası ilişkilerin daha dinamik ve geniş bir alana yayıldığını belirtti. Uluslararası sistemde çok kutupluluğun artmasıyla güç mücadelesinin şiddetlendiğine işaret etti. Son 30 yılda çok kutupluluğa evrilen sistemin krizler, savaşlar ve adaletsizlikleri artırdığını ifade etti. İkinci Dünya Savaşları'nın ardından inşa edilen küresel güvenlik mimarisinin başarıyla sonuçlanmadığını ve birçok bölgede milyonlarca masum insanın çatışma ve iç savaşlar sonucu hayatını kaybettiğine dikkati çekti.
Suriye’de 600 binden fazla Suriyelinin öldüğü, yüz binlerce kişinin işkence gördüğü ve milyonlarca kişinin ülke dışına çıktığı hatırlatıldı. Gazze’de ise 70 binin üzerinde Filistinlinin yaşamını yitirdiği, yüz binlerce yaralının bulunduğu dile getirildi. Türkiye’nin, Gazze’de sivillere yönelik bombalamanın ardından yaptığı insani yardım çalışmaları ve yeniden inşa süreçleri de değerlendirilerek, Türkiye’nin güç olmanın dışında bir seçenek kalmadığı belirtildi. Ayrıca, Suriye’deki mültecilerin sayısının 580 bine ulaştığı, gönüllü ve güvenli geri dönüşlerin sağlanmasıyla birlik ve beraberliğin kalıcı hale gelmesi amaçlanıyor.
İsrail’in Suriye’ye saldırıları ve DEAŞ tehlikesinin devam ettiği bildirildi. Türkiye’nin, ortak tarih ve gelecek vizyonuyla bölgedeki bütün kesimlerin bir arada yaşayabilmesi için çalıştığı vurgulandı. ABD Başkanı Trump ile yapılan toplantı sonrası başlayan süreçte, 10 Ekim’de ateşkes mutabakatı imzalandığı, insani yardım sevkıyatının sürdüğü ve Gazze’de yeniden inşanın hızlandırılacağı belirtildi. Suriye’de de 8 Aralık 2024 tarihinde Esad rejiminin devrilmesiyle birlikte yeni bir dönem açıldığı, mültecilerin geri dönüşlerinin hızlanacağı ifade edildi.
Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında, İstanbul sürecinde insani alanda önemli kazanımlar elde edildiği, ancak son günlerde Karadeniz’deki seyrüseferin tehdit altında olduğu bildirildi. Türkiye’nin, ekonomik, askeri ve diplomatik gücünü kullanarak, dış ilişkilerde herhangi bir rota değişimi veya eksen kayması olmadığını ifade etti. Ayrıca, Güney Kafkasya’da Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış sürecinin ilerlediği, normalleşme adımlarının atılmak üzere olduğu açıklandı. Türkiye'nin, uzak coğrafyalarda da artan bir profil yakaladığını ve vatandaşlarını koruma konusunda çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.
Türkiye’nin, hem bölgesel hem de küresel düzeyde güçlü duracak şekilde stratejiler belirlediği, iç ve dış politikasını kararlılıkla yürüttüğü ifade edildi. Türkiye’nin, millî çıkarlarını gözeterek, kriz ve çatışmalara rağmen barış ve istikrar sağlama çabalarının devam ettiği vurgulandı. Gazze, Suriye, Ukrayna ve Güney Kafkasya gibi bölgelerde yürütülen çalışmaların, Türkiye’nin dış politika öncelikleri doğrultusunda sürdürüldüğü kaydedildi.