Danamandıra Ormanları’nda ağaç kesimine karşı düzenlenen mitingde CHP yetkilileri, su kaynakları ve kültürel mirasın tehlikede olduğunu belirtti. Çevre ve tarih koruması öncelikli konular olarak vurgulandı.

Danamandıra Ormanları’nda gerçekleştirilen ağaç kesimine karşı düzenlenen mitingde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, İstanbul’un akciğerleri olarak bilinen bölgenin önemli su kaynaklarından Kerkos’un ne durumda olduğunu sordu. Mandıra derelerinden gelen suyun bu çalışmalardan etkilenip etkilenmediğini sorguladı. Su kanallarının yok edilmesiyle İstanbul’un içme suyunun kirlenme riski taşıdığını, çiftçinin ormanlarının ve topraklarının tahrip edildiğini, çocukların akciğerlerinin ise zehirlendiğini belirtti. Ayrıca, dinamit patlatarak antik kültürel varlıkların yok olma tehlikesine de dikkat çekti.
Silivri’deki Danamandıra Ormanları’nda gerçekleştirilen ağaç kesimine karşı düzenlenen mitingde CHP Silivri İlçe Başkanı ve hukuk birimi temsilcileri, ormanların korunması adına çalışmalar yapıldığını ve hukuk yoluna başvurduklarını ifade etti. CHP Genel Merkezi’nin de bu davanın takipçisi olacağını belirtti. Ayrıca, iki taş ocağını genişletmek amacıyla gerçekleştirilen çalışmaların bilinçli olarak yapıldığını, toplamda yaklaşık 110 dönümlük ormanlık alanın yok edildiğini söyledi.
Karabat, ağaçların ve ormanın korunmasının sadece çevre meselesi olmadığını, aynı zamanda memleket meselesi olduğunu vurguladı. Türkiye genelinde pıtrak gibi ruhsat verilen madencilik faaliyetlerine, ormanların ve madenlerin hukuka ve bilime aykırı şekilde yok edilmesine tepki gösterdi. Ormanın ve doğal varlıkların her birinin önemine işaret ederek, kısaca her ağaç ve ormanın birer çocuk ve memlekete ait olduğunu dile getirdi.
Çevre ve tarih açısından önemli olguya dikkat çeken Karabat, yaklaşık 1600 yıllık Roma dönemine ait su yolları ve kültürel mirasın tehdit altında olduğunu söyledi. Bu miraslara zarar verilmesine izin vermeyeceklerini belirtti. Ayrıca, su kaynakları ve ormanların yok edilmesiyle İstanbul’un en büyük su kaynaklarından Kerkos’un ve Mandıra derelerinin etkilenip etkilenmediği sorusunu yöneltti. Buralardan gelen suyun içme suyuna karışma riskini vurguladı.
Son olarak, kamu yetkililerine seslenerek, ormanların korunması için gösterilen yemin ve görev bilincinin gerçekten bu doğrultuda olup olmadığını sorguladı. Orman Kanunu’na aykırı ruhsatlandırma ve izinlerin durdurulmasını talep etti ve tarihi ve kültürel mirasların geri dönüşümsüz şekilde zarar görmesini kabul etmediklerini belirtti. Bu durumu memleket meselesi olarak gördüklerini sözlerine ekledi.