DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kalıcı barış ve demokratikleşme için yasal düzenlemelerin hızla yapılması gerektiğini belirtti. Öcalan’ın statüsü güvence altına alınmalı, yasal ve demokratik reformlar acil gerçekleştirilmeli

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Gelin bu hayırlı ayda hayırlı işleri hep beraber yapalım. İnfaz Kanunu'nu, çerçeve kanun ve demokratikleşme kanununu bu ay çıkaralım. Bayramda 86 milyona müjdeler ve mutlulukları armağan edelim" dedi. Devletin sürece uygun demokratik dönüşümün adımlarını ilan etmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, "Kalıcı bir barış için Sayın Öcalan'ın statüsü yasal bir düzenlemeyle tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç sözde kalmamalı TBMM çapısı altında yasal düzenlemeler hızlıca yapılmalı. Muhaliflere dönük soruşturmalar derhal son bulmalı. Kayyım düzeni bitmeli, halkın iradesine ve seçilmişlere kesintisiz saygı esas alınmalıdır. Kürtlerle ilişki terör ve güvenlik parantezinden çıkarılmalı, eşit yurttaşlık ve demokratik ortaklık zeminine oturmalı. Devlet-vatandaş bağı inkarla değil; kabul, adalet ve barış temelinde kurulmalıdır" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, TBMM Grup Toplantısı'nda Türkiye ve dünyadaki güncel gelişmeleri değerlendirdi. 21 Şubat Dünya Ana Dil Günü'nün büyük coşku ve kararlılıkla kutlandığını hatırlatarak "Her yerde çok önemli ve anlamlı etkinlikler gerçekleşti. Ana dil günü Türkiye'nin gerçek zenginliğini hatırlattı. Türkçenin, Kürtçenin, Arapçanın, Lazcanın, Çerkezcenin, Ermenicenin, Rumcanın, Süryanicenin ve daha nice dilin aynı gökyüzünü paylaştığı bir ülkede yaşıyoruz. Ana dil, doğuştan gelen temel hakların başında gelir. Çok dillilik bir ülkeyi ayrıştırmaz, bölmez. Ülkeyi birleştirir, bütünleştirir. Bu nedenle ana dilde eğitim hakkı çok önemlidir" dedi.
Ana dil özgürleşmeden demokrasinin tamamlanamayacağını ifade eden Hatimoğulları, "Her dilin onuruyla konuştuğu bir Türkiye, eşitliğin ve ortak geleceğin güç bir kazancı olur. Dünya Ana Dil Günü'nü kutluyor, tüm dillerin yaşatılmasını savunuyoruz. Hiçbir dilin kaybolmasına izin vermemeliyiz" şeklinde konuştu.
Türkiye'de dört kişilik ailenin açlık sınırının 43.415 lira, yoksulluk sınırının ise 105 bin lira olduğunu belirten Hatimoğulları, "Eskiden biraz daha kolay geçiniyorduk, şimdi dört asgari ücretli aileyi dahi sağlayamıyor. Nüfus artarken yoksulluk artış oranı yüzde 51,6. Ekonomiyi düzeltmek yerine, büyük bir yoksulluk ve açlık söz konusu. Bu durumu önlemeliyiz" dedi. Ayrıca, 2015-2024 arası nüfustaki artışa rağmen, yardıma muhtaç insan sayısının yüzde 51,6 arttığını vurguladı.
Hatimoğulları, dünya genelinde gıda fiyatlarının Eylül 2021'den beri yüzde 4 azaldığını, ancak Türkiye'de yüzde 638 oranında arttığını belirtti. "En düşük emekli maaşı ve asgari ücret, yoksulluk sınırının yarısına çıkarılmalıdır. Muhalefetin önerilerine kulak verilmelidir" dedi. İşte bu noktada, muhalefetin yasal ve demokratik önerilerinin hızla uygulanması gerektiğine dikkat çekti.
İmralı Heyeti'nin 18 Şubat'ta yaptığı açıklamada PKK lideri Abdullah Öcalan'ın ifadelerinin önemli bir siyasi beyan olduğu belirtildi. Hatimoğulları, "Öcalan, birlikte nasıl yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz. Bu sorunun çözümünde rızaya ve özgürlüğe dayalı hayat öneriliyor. Bu süreç toplumun ortak sorumluluğudur" dedi. Ayrıca, Meclis raporu eleştirilerek, raportaki yetersizlikler ve dilin eski tarzda olmasının çözüm diline uygun olmadığı belirtildi. Kürt meselesinin sadece güvenlik ve terör parantezine alınmaması gerektiği vurgulandı.
Hatimoğulları, bayram sonrası beklemenin anlamı olmadığını ve yasal uygulamaların hemen hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. "AİHM ve AYM kararları hemen uygulanmalı, beklenmemelidir. Mahkemelerde tutuklu bulunan Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala ve diğerleri serbest bırakılmalı. Kayyımlar ve tutuklular derhal salıverilmeli. Bayram sonrası yapılacak önerilerin hiçbiri beklenmemelidir" dedi.
İktidara çağrıda bulunan Hatimoğulları, Meclis'in yasal düzenlemeleri hızla gerçekleştirmesi ve önerilere açık olması gerektiğini ifade etti. "Tüm köklü sorunlar için önerilerimiz hazır ve yasalarla çözüm sağlanabilir. Hukuk ve adalet, ülkeye güç verecektir. Çözüm çözümsüzlük ve şiddetten vazgeçerek, müzakere ve barış yoluna geçmekle olur. Türk ve Kürt kardeşliği hukuk altında, eşitlik ve yasal güvenceyle sağlanır. Sözün icraata dönüşmesi gerekir" dedi.
27 Şubat 2025, Sayın Öcalan'ın barış çağrısının yıldönümüdür. Bu gün, Kürt meselesinde demokratik siyasetin kapılarını aralayan tarihsel bir eştir. Devletin de bu eşiğe uygun demokratik adımlar atması bekleniyor. Öcalan'ın statüsünün yasal güvence altına alınması, TBMM'de yasal düzenlemeler ve muhaliflere dönük soruşturmaların durdurulması isteniyor. Kayyımların sona erdirilmesi, halk iradesine saygı gösterilmesi ve terör/parantez operasyonlarından çıkılması gerektiği vurgulanıyor.