SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Güncel/DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: Türkiye Suriye’de yapıcı rol oynamalı

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: Türkiye Suriye’de yapıcı rol oynamalı

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Türkiye’nin Suriye’de yapıcı rol oynaması gerektiğini ve Öcalan’ın Mazlum Abdi ile görüşmek istediğini söyledi. Suriye ve bölge konularına değindi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: Türkiye Suriye’de yapıcı rol oynamalı
Reklam yükleniyor...

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: Türkiye Suriye’de yapıcı rol oynamalı

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, "Türkiye’nin Suriye’de yapması gereken nedir? Yapıcı bir rol oynamak. Diyalog için teşvik edici bir rol oynamak. Bizim DEM Parti olarak beklentimiz bu" dedi. Terör örgütü lideri Öcalan'ın SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile görüşmek istediğini söyleyen Doğan, "Şimdi değilse ne zaman? Çünkü orada yaşanan gelişmelerin buraya etkisinin olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Daha önce de yine tecrübe edildi bu gerçek. Açın yine yolu. Öcalan doğrudan temas kursun ve önerilerini doğrudan iletsin" ifadelerini kullandı.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin dün gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu toplantısına, Türkiye, Suriye ve Venezuela’daki güncel gelişmelere ilişkin Genel Merkezde basın toplantısı düzenledi.

Sözlerine 30 yıl önce öldürülen gazeteci Metin Göktepe ile geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren gazeteci, yazar Hüseyin Aykol’u anarak başlayan Doğan, 2026’nın adaletsizliklerin giderildiği, eşitliğin tesis edilebildiği, demokrasinin güçlendiği bir sene olmasını istediklerini söyledi.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu’nda hem Türkiye’deki hem de dünyadaki başlıkları konuştuklarını belirten Doğan, TBMM'de kurulan Komisyon'un çalışmalarını da değerlendirdiklerini söyledi. Doğan, şöyle konuştu:

"Bir süredir ses yok, ne oluyor? Ne bitiyor diye merak edenler var. Daha önce son yaptığımız toplantıda da burada doğrudan yanıtlamıştım. Süreç nasıl gidiyor? Bir yavaşladı mı diye soruluyor demiştim. ‘Süreç olması gereken hızda değil. Ancak yürümeye çalışıyor, yürüyor’ diye ifade etmiştim burada. Bunu yine diyorum. En başından beri partimiz bu tartışmaların olması gereken tartışmalar olduğunu söylerken bir yandan da yapılması gerekenleri de hep hatırlattı. 'Somut emareye ihtiyacımız var' dedik, 'göstergeler ortaya çıkmalı' dedik. Çünkü içinde barış ve demokrasi geçen bir süreçten bahsediyoruz. Mesela komisyon da adında milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi var. İşte bunlarla uyumlu beklenen adımların atılması gerekiyor. Oysa ne oluyor? Böyle olmuyor. Ne yazık ki. Ya da bu konuya dair olanlar tartışma, söz, söylem boyutunda kalıyor. Eyleme geçmiyor, uygulamaya geçmiyor. Tüm bunlar da toplumsallaşması önünde ne yazık ki olan endişeleri ve kaygıları artırmaya yarıyor. Biz bu demokratik barış imkânının yasal adımlarla güçlendirilmesi gerektiğini ve 2026 yılında Meclis’in en çok bunun için mesai yapması gerektiğini söyledik. Çünkü Türkiye’nin en acil ihtiyacı, en hayati ihtiyacı bu. Bunu da yine demek isterim. Yani bir yandan süreçle ilgili görüşmeler yürüyebiliyorsunuz ama öte yandan siyasetin yapabilecekleri var, siyasi partilerin yapabilecekleri var. Meclisteki tüm komisyonların, yalnızca bir komisyonun değil, tüm komisyonların yapabileceği işler var önümüzdeki dönem için. Ya da hiç bununla bağlantılı olarak ele almasak bile ki almamak gerekiyor ancak bağlantıları da var."

"AİHM kararının uygulanmasını beklerken Demirtaş’a ceza verildi"

Ne yapılmalı mesela? Herkes önceki dönem eş genel başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere Kobani Kumpas davası tutsaklarının serbest bırakılmasını bekliyor. Biz de bekliyoruz. Artık gerçekten bu suç işleme hâline son verilmeli. Bakınız Tayfun Kahraman günlerdir en çok konuşulan konulardan biri. Yeni yıla böyle girdik. Bir yılı böyle kapattık. Yeni bir yıla böyle başladık. Artık bunlarla devam etmemeliyiz. Yani hasta tutsaklar, haksız ve hukuksuz bir biçimde hapiste tutulanlar, Kobani’den Gezi davasına kadar serbest kalmalılar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmalı. Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmalı. Bunları beklerken ne oluyor? Selahattin Demirtaş’a yeni bir ceza veriliyor. Üstelik ne cezası veriliyor? Cumhurbaşkanına hakaretten ceza veriliyor. İşte anayasanın 90’ıncı maddesi apaçık ortada. İşte bunlar yapılması gerekenler. Barış ve demokratik toplum süreciyle neden bağlantılı değil diyorum bir yandan. Çünkü zaten olması gerekenler dahi yapılmıyor. Ancak süreçle bağlantılandırdığınız zaman bunlar umudu tazeleyen, güveni artıran adımlar olarak kabul edilir. Toplum tarafından da siyaset tarafından da öyle görülür."

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarını mart başı, şubat sonuna kadar sürdüreceğini söyleyen Doğan, hukiki çalışmalar konusunda adım atılması gerektiğini ifade etti.

Komisyonun çalışmalarını çok değerli bulduklarını söyleyen Doğan, "Şimdi komisyondan beklentimiz ne? Biliyorsunuz ortak rapor yazım grubu oluşturuldu. Önümüzdeki hafta üçüncü toplantılarını gerçekleştirecekler. Salı günü gerçekleştirmelerini bekliyoruz; yani toplantıyı ayın 13’ünde. Aşağı yukarı bir ortak çerçevenin ortaya çıktığını bugüne kadar yapılan toplantılarda söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu ortak rapor yazımının ilk konsensüsle tamamlanması, karşılıklı müzakere ve diyalog ile yol alınması da beklentimiz. Bu beklentimizin de gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Yasal çerçeveye ilişkin tartışmalarda; bu yasa nasıl olacak, bundan sonra demokratik siyaset alanının genişletilmesi, silahlarını bırakanların demokratik siyaset alanına nasıl dâhil olacağı; tüm bu tartışmalarla ilgili bir mutabakatın sağlanacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

ABD’nin Venezuela saldırısı

DEM Parti Sözcüsü Doğan, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyonu ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun ABD’ye kaçırılmasını da değerlendirdi. Doğan, "Venezuela’da yaşananlar, çok açık bir biçimde Birleşmiş Milletler’in kurucu anlaşmaları, uluslararası hukuk ve egemenlik hakkı dikkate alındığında, daha pek çok başlıkta ifade etmemiz mümkün; çok açık bir saldırı, tüm bu etik değerlere, ilkesel normlara, uluslararası standartlara. Tüm bunların açıkça ihlali kabul edilemez bir saldırı bu" dedi.

Venezuela’da yaşananların geleceğe etkilerinin de olacağını söyleyen Doğan, İran’da devam eden protestoları desteklediklerini, İran'ın içinde bulunduğu durumdan kurtulabilmesinin yolunun demokratikleşme olduğunu belirtti.

"Türkiye için istediğimiz demokrasiyi Suriye için de istiyoruz"

Doğan, Suriye’nin Halep kentinde devam eden çatışmalara ilişkin, "Şam Yönetimi’nin Kürtlere ve Süryanilere yönelik saldırıları derhâl durdurulmalı. Durdurulması için gereken her şey yapılmalı" dedi. Halep’teki saldırılar ve sivillerin yaşadığı bölgelerden en az 7 sivil hayatını kaybetmiş, 58 kişi yaralanmış. En az 200 bin insanın kuşatma altında olduğu ve Türkiye’nin desteğini alan silahlı gruplar olduğu biliniyor. Doğan, Türkiye’nin yapması gerekenin yapıcı rol oynamak ve diyalog teşvik etmek olduğunu vurguladı. Oysa Suriye’deki çatışmalar, saldırılar ve kuşatma hükümet güçleri ile destekli silahlı gruplar tarafından gerçekleştirilmektedir. Doğan, 10 Mart mutabakatının uygulanması gerektiğini ve bu mutabakatın demokratik Suriye’nin temel belgesi olduğunu belirtti.

"Öcalan Abdi ile görüşsün"

Hem Suriye hem de Türkiye’deki görüşmeler için terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın "özgür iletişim kurabileceği" koşulların oluşması gerektiğini dile getiren Doğan, "Öcalan’ın görüşmek istediği, özellikle sürece dair bazı isimler var. Mesela bunları söylerken sayın Öcalan’ın sayın Mesut Barzani ile görüşmek istediğini ifade etmiştik. Sayın Neçirvan Barzani ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik. Sayın Mazlum Abdi ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik. Şimdi bölgedeki önemli gelişmelerle ilgili sayın Öcalan’ın önerileri var. Şimdi değilse ne zaman? Çünkü orada yaşanan gelişmelerin buraya etkisinin olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Daha önce de yine tecrübe edildi bu gerçek. Açın yine yolu. Öcalan doğrudan temas kursun ve önerilerini doğrudan iletsin. Çatışmayla, savaşla, saldırıyla, kuşatmayla yol almak mümkün değil. O yüzden tüm garantör ülkeler en başta şu anda orada yaşayan halkların yaşam hakkını güvence altına almalı."

"Heyetimizin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme talebi var, yakın zamanda gerçekleşmesini bekliyoruz"

Doğan, bir gazetecinin sorusu üzerine İmralı Heyeti’nin görüşme trafiğine ilişkin şunları söyledi: "Heyetimizin gündeminde daha önce de açıkladıkları gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme talebi var. Ancak görüşme ve randevu planlamasının henüz netleşmediğini ifade edebilirim. Heyetimiz takip ediyor. Fakat böyle bir gündem var. Ve böyle bir görüşme talebi de var. Yine Sayın Öcalan’la yapılan görüşme rutin bir şekilde biliyorsunuz devam ediyor DEM Parti İmralı Heyeti ile. Ve yeni yıldan önce yaptıkları açıklamada siyasi partilerle görüştüler. O partilerle yaptıkları görüşmelerden sonra Adalet Bakanı ile de bir görüşme gerçekleştirdiler. Kamuoyuna görüşmenin içeriğine ilişkin açıklamaları bizzat kendileri yaptı yine. İmralı Heyetimizden, Pervin Bul'dan ve Mithat Sancar yaptı bu açıklamaları. O zaman gündemlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la da görüşmenin olduğunu ifade ettiler. Tarihin ve o randevu planlamasının henüz netleşmediğini söylemişlerdi. Şu ana kadar netleşmedi. Ancak bunun netleşmemiş olmasını bir olumsuzluk olarak değerlendirmemek gerekiyor. Takdir edersiniz ki çok yoğun gündemler bir yandan da. Dolayısıyla yakın zamanda bu görüşmenin gerçekleşmesini bekliyoruz. Yine Öcalan'la yapılacak görüşmenin de henüz gerçekleşmemiş olması bir olumsuzluk olarak ya da bir negatif durum olarak düşünülmemeli. O da kendi rutin akışı içerisinde ilerliyor. Halep'teki saldırılar ve saldırılardan sonraki değerlendirmeleri ne olur Öcalan'ın? Onu şu anda bilmemize imkan yok. Çünkü bir görüşme gerçekleşmedi bu olaylar yaşandıktan sonra.

Etiketler:

guncelturkiyesuriyediyalogbaris
Reklam yükleniyor...