DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, sürecin ilerleyişine ilişkin değerlendirmede bulundu. Uygun adımda duraksamalar olduğunu ve hukuki düzenlemenin önemini vurguladı.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, sürecin ilerleyişiyle ilgili olarak, "Yürüyor da uygun adım yürümüyor. Şöyle yürüyor: İki adım atıp bir nefes alıyorsunuz, sağa sola bakıyorsunuz, bir adım daha atıyorsunuz, böyle yürüyor, koşmuyor. Türkiye siyasi ikliminin dengeleri böyle icap ediyor" dedi. "Sen hukuki adımı atmazsan, kanun taslağı üzerinde çalışmaya başlamazsan ve bunu hissettirmezsen, silahı bırakmış olan insanlar hangi statüyle geri dönecek ve nereye gidecek" ifadelerini kullandı. Çandar, "PKK’nin silahları önemli değil. Konu, silahları kullanacak olan PKK'lilerin silahları kullanmayacak durumda olmasını ve onun hukuki düzenlemesinin yapılmasını içeriyor" dedi.
Çandar, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, DEM Parti’nin çalışmalarını tamamlayıp ortak rapor yayınlamasının ardından sürecin yol haritasını ve olası yasal düzenlemeleri değerlendirdi. AK Partililerin yasal düzenlemeler öncesi "kritik eşik" olarak tanımlanan silahların bırakılmasının teyidi gerektiğine ilişkin açıklamaları hakkında şunları söyledi:
Çandar, "Hukuki adım atılmazsa, silah bırakmış kişi hangi statüyle dönecek ve nasıl kabul edilecek?" sorusuna yanıt olarak, "Orada silah bırakanlar ve örgüt üyeleri, silahlarını bırakıp örgütünü lağvetmişse, buna uygun hukuki düzenlemenin yapılması gerekir. Silahlar yakıldıktan sonra, örgüt üyeleri demokratik yollarla amaçlarını sürdürebilir. Ancak hukuki düzenleme olmadan, mağaralar boşalmadıysa, silahlar ve envanterlere ilişkin net düzenlemeler yapılmadıysa, süreç duraksar" dedi.
Çandar, "Silahların tamamı yok ama yine de silahlanma riski var. Bütün silahlar hukuki statüye kavuşmadan mücadele devam ederse, başka devletlerden silahlar alınabilir. PKK’nin silahları önemli değil; konusu, silah kullanmayacak ve hukuki düzenlemesi yapılacak PKK’lilerin durumu" şeklinde konuştu.
Çandar, sürecin gidişatıyla ilgili olarak "Bundan sonra nereye ve hangi hızla gideceğimiz Cumhurbaşkanı’nın iradesine bağlı" dedi. "İki-üç ay içinde geçiş yasası tamamlanıp yürürlüğe girmeli" diyen Çandar, "Bu, tarihi bir fırsattır ve kaçırılmamalıdır. Hukuki düzenlemelerin süresi azami iki-üç ay olmalı. Umarım bu gerçekleşir ve süreç ilerler" ifadelerini kullandı.
Çandar, "İşim gereği önceki deneyimlerimden kaynaklı olarak, aşırı ihtiyatlı iyimserim" diyerek, "Olma ihtimalini olmama ihtimalinden fazla görüyorum ve umut ediyorum" şeklinde ekledi. "Daha fazla umudum olsa da, tam anlamıyla güvendiğimi söyleyemem; bölgedeki hızla değişen koşullar nedeniyle dikkatli olmaya devam ediyorum" açıklamasında bulundu.
Öcalan’ın statüsü ve sürecin çözümüne katkısı sorulduğunda, Çandar, "Öcalan her zaman Kürt hareketince başmüzakereci olarak tanımlanmıştır. Bu rol, 2006-2007 yıllarına dayanır. 2009’dan itibaren fiilen bu görev yürüyor. Oslo görüşmeleri de bunu destekler" diyerek, "Öcalan’ın bu konudaki rolü, sürecin çözümüne katkı sağlar" dedi.
Çandar, Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu ve kamuoyu desteğine değinerek, "Demirtaş ve Figen Yüksekdağ tutuklu ve hukuksuz biçimde hapistedir. Demirtaş, Kürtler ve Türkler nezdinde popülerdir. Demirtaş’ın içeride olması, Anayasa ihlalidir ve kanun uygulaması gerekir. Demirtaş’ın serbest kalması toplumsal rızayı artırır" ifadelerini kullandı. "Demirtaş’ın serbest bırakılması toplumda güven ve rızanın güçlenmesini sağlar, destek oranını artırır" diye ekledi.