DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yıkılmasıyla ilgili soruşturma izinlerinin verilmemesine ilişkin TBMM gündemine getirilen detayları aktardı.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, ANKA Haber Ajansı'nın 6 Şubat depremlerinde Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yıkılmasına ilişkin kamu görevlilerine soruşturma izni verilmemesini TBMM gündemine taşıdı. Konukçu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın yanıtlaması talebiyle soru önergesini TBMM Başkanlığı'na sundu.
Anka'nın haberine göre, Adana Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, 6 Şubat'da yaşanan depremde 68 kişinin yaşamını yitirdiği Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası ile ilgili olarak, Hatay Valiliği'nin eski başhekimler ve eski il sağlık müdürleri hakkında soruşturma izni vermeme kararını reddetti ve dosyayı kapattı.
Kezban Konukçu, konuya ilişkin hazırladığı soru önergesinde, 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen depremlerin, Hatay'da kamu idaresinin ihmalleri nedeniyle büyük yıkıma yol açtığını belirtti. Söz konusu hastane binasında 68 kişinin hayatını kaybettiği ve bunun idarenin ihmal sonuçlarından kaynaklandığını vurguladı. Adli soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporları ve iddianamelerde, hastane binasının yaklaşık 10 yıl boyunca depreme dayanıklı olmadığı resmi yazışmalarla bilindiği halde herhangi bir güçlendirme veya tahliye işlemi yapılmadığının tespit edildiği belirtildi. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, ilgili dönemin İl Sağlık Müdürü ve diğer görevliler hakkında soruşturma izni talep ettiği, ancak Valilik tarafından sadece İl Sağlık Müdürü hakkında izin verildiği, diğer görevlilerin sorgulamasına izin verilmediği anlatıldı.
Bu kararlar, yaşam hakkı ihlalinde kamu görevlilerinin ceza sorumluluğunun engellendiği ve yargı sürecinin fiilen durdurulduğu şeklinde eleştirildi. AİHM'in içtihatlarına göre, yaşam hakkı ihlalleri durumunda bağımsız ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün yerine getirilmediği, bu olayda ise 4483 sayılı Kanun'un idari izin mekanizmasıyla sınırlandığı vurgulandı. Bu durumun, hukuk devleti, eşitlik ve hak arama özgürlüğü ilkeleriyle çeliştiği belirtildi.
Konukçu, şu soruları yöneltti: