Deprem sonrası yaklaşık üç yıl geçtikten sonra, aileler adalet talebini yinelemek üzere Adıyaman Adliyesi önünde bir araya geldi. Tüm deprem sanıklarının olası kast suçlamasıyla yargılanması talep edildi.

(ADIYAMAN) - 6 Şubat depremlerinin üzerinden yaklaşık üç yıl geçtikten sonra, Adalet Peşinde Aileleri Platformu üyeleri, adalet talebini yinelemek amacıyla Adıyaman Adliyesi önünde toplandı. Tüm deprem sanıklarının, "bilinçli taksir" yerine "olası kast" suçlamasıyla yargılanması talebi dile getirildi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) gelen sporcuların da aralarında olduğu 72 kişinin yaşamını yitirdiği Grand İsias Otel davasının görüldüğü gün yapılan açıklamada, platform üyeleri, mücadelenin sadece tek bir bina ile sınırlı olmadığını vurguladı. Ebrar Sitesi, Üzümkent ve Akgül Apartmanı gibi sembol davaların aileleri de katıldı ve tüm deprem suçlularının "bilinçli taksir" yerine "olası kast" suçlamasıyla yargılanmasını istedi.
Açıklama, Grand İsias Otel'in yıkılmasında sorumluluğu bulunan 6 kamu görevlisi sanığın Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4. kez hakim karşısına çıktığı duruşma öncesinde yapıldı.
Adalet Peşinde Aileleri Platformu üyesi Celal Gezer, Adıyaman'ın artık "acının ve direnişin şehri" olduğunu ifade ederek, yürütülen hukuki mücadelenin sadece geçmişin muhasebesi olmadığını ve gelecekteki faciaları önlemek amacı taşıdığını belirtti. Gezer, şu görüşleri paylaştı:
"Burada Adıyaman halkı adına ülkenin vicdanına sesleniyoruz: Olası kast gerçektir. Bu yapılmıştır. Bu tartışma konusu değildir. Depreme dayanıklı yapılar inşa etmek yasal olarak zorunludur. Bile bile yapmayanlar; bilimin, tekniğin, kanunun ve defalarca uyaranlara rağmen gerekeni yapmadılar. 'Olursa olsun' diyerek insan hayatını hiçe sayanlar, hata yapan kişiler değildir. Bu kişiler, sonuçlarını bilerek, görerek, göze alarak hareket etmişlerdir.
Düşünün, bir fen işleri müdürünün, belediye başkanının, ruhsat verdiği binanın yıkılmayacağını bilmesi mümkün müdür? Bir müteahhidin malzeme çalarak inşa ettiği binanın depremde yıkılmayacağını bilmesi olası mıdır? Bir mimarın, projenin dayanıklılığını bilmemesi mümkün müdür? Bir inşaat mühendisi, inşa ettiği binanın yıkılacağını bilmemekte midir? Sıradan vatandaşların bu konuları bilmesi normaldir; fakat uzmanlar bile bile bu binaları inşa ettiler. Bu nedenle, deprem suçlularının olası kast kapsamında yargılanması kaçınılmazdır. Çünkü olası kast, sadece bir tanım değil, yaşadığımız gerçeğin kendisidir."
Bugün görülen davalar basit davalar değildir. Bu davaların 'kader' denilerek kapatılması asla kabul edilemez. Bu suçlar açıkça rant, göz yumma ve görevi kötüye kullanmadır. Bu suçlar, birer cinayettir. Bu cinayetler sadece şahsa değil, tüm topluma ve Türkiye'ye karşı işlenmiştir. Milyonlarca insanın yüreğine acı salmıştır. Türkiye'nin tüm iyi insanlarına sesleniyorum: Yüreği hukuktan, haktan ve adaletten yana olanlara sesleniyoruz, aramıza katılsınlar. Böylece, yaşanacak depremlerde, yangınlarda, göçüklerde ve sellerde sevdiklerimizin sağ salim kurtulması sağlanacaktır. Bu onurlu direnişi gelecek nesillere bırakın."
Adalet Peşinde Aileleri Platformu Sözcüsü Döne Kaya, deprem davalarındaki tıkanıklıklara ve kamu görevlilerinin "yetkisizlik" savunmasına sert tepki gösterdi. Sadece İsias davası değil, Üzümkent ve Akgül Apartmanı davalarında da benzer sorunların yaşandığını belirten Kaya, kamu görevlilerinin "Benim yetkim sadece evrak işleri" savunmalarını eleştirdi ve ekledi:
"İmza yetki gerektirir ve sorumluluktan kaçmak mümkün değil. Herkes önüne gelen evraka imza atabiliyorsa neden koltuklarda oturuyorlar? Deprem davalarında en büyük sorunlardan biri, bilirkişi raporlarındaki gecikmelerdir. Üzümkent ve Akgül Apartmanı davalarında bir buçuk yıldan fazla bilirkişi raporu bekliyoruz. Hukuki süre 6 ay olup, 1,5 yıldır rapor gelmiyor. yakın zamanda deprem sanıklarını içeren 27. madde kapsamındaki davalar, mücadele ve direniş sonucunda muaf tutuldu. Ancak, ertesi sabah yeni bir infaz düzenlemesi açıklandı. Bu düzenlemeleri kabul etmiyoruz. Deprem suçlarını ve sanıklarını affedecek hiçbir infaz düzenlemesine razı değiliz. Her durumda yargılamanın adil olması gerekirse, mahkeme salonlarında olması gerekir; yasalarla değil, adil yargılama gerçekleştirilecek. Eğer yasa değişikliği olacaksa, bu afet kanunu üzerine olmalıdır. Çünkü Türkiye ilk defa 53 bin insanını kaybetmedi."
Kaya, depremde yıkılan kamu binalarının yargılamalarının da henüz başlamadığını söyledi. Buna göre, "Güvenli" denilen binaların bile depremde yıkıldığına işaret ederek, adaletin sağlanması gerektiğini belirtti. Bu da olası kast suçları ve mahkeme kararlarıyla mümkün olur. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, kamu görevlilerinin soruşturma iznini ve üst mahkeme itirazını engellediklerini ve dosyayı kapattıklarını da sözlerine ekledi. Ayrıca, iyi hal indiriminin deprem davalarında da görülmeye başlandığını ve aileleri katledenlerin, özellikle 9 aylık yeğenleri öldürenlere nasıl indirim yapıldığını sordu.
Depremin üzerinden 18 gün geçerek üçüncü yılın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyen Kaya, "3 yıl. Anmalarında, deprem bölgesine gelecek yetkililere açık çağrımızdır: Başta deprem davası olmak üzere, 6 Şubat 2023 depreminin neden olduğu sorunların devam ettiğini buradan ifade ediyoruz. Bu sorunlar görmezden gelinip kapatılmasın. Halk sizden reklam değil, çözüm bekliyor. Hatay'da hâlâ su ve elektrik yok. Bu halkın güvenli yaşama hakkı, bu nedenle can kayıplarına yol açtı; 53 bin insan hayatını kaybetti. Bu anayasa ile güvence altına alınmış olan hakların korunması ve bu kayıpların önlenmesi yalnızca adil yargılama ve olası kastla olur" şeklinde değerlendirdi.
Bir depremzede anne ise şiirlerle seslendi ve, "Yeter artık yeter! Adalet istiyoruz. Bir yıldır oğlumun mezarına gidemiyorum. Ellerimle oğlumun mezarını kazmaya çalıştım. Neden bizi bu kadar süründürüyorlar? Her şey ortada; kolonlar kesilmiş, asansör yerine iki asansör konmuş. Neden bekliyorlar?" diye konuştu. Bir yakınını kaybeden vatandaş ise, Adalet Sarayı önünde olmalarına rağmen adaleti bulamadıklarını ve sanıkların kasıtlı ve isteyerek ölüme neden olduğunu savundu. Geniş katılımlı açıklamanın ardından aileler, Grand İsias Otel davasının 4. duruşmasını takip etmek üzere mahkeme salonuna geçti.