DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, yurt dışı programlarda ülkenin çıkarlarını ve değerlerini temsil etmenin önemine vurgu yaptı. Güvenin korunması ve doğru iletişim üzerinde durdu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye Basın Federasyonu (TÜBAF) Genel Merkezi’ni ziyaret etti. TÜBAF Başkanı Sinan Burhan ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile görüşen Babacan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yurt dışı seyahatine ilişkin açıklamalarına yanıt verirken, yurt dışı programlarda ülkemizin önceliklerini ve çıkarlarını temsil etmenin zorunlu olduğunu vurguladı.
Babacan, uluslararası ilişkilerde güvenin büyük önem taşıdığını ve bu güveni sağlamak için konuşulan her şeyin doğru olması gerektiğini, ancak her doğruyu her yerde söylememenin önemli bir kural olduğunu söyledi. Kendisinin geçmişte dışişleri ve AB başmüzakereciliği yaptığı dönemde, Türkiye’nin öncelik ve değerlerine odaklanarak hareket ettiklerini belirterek, Londra’daki bir toplantıda karşılaştığı soruya verdiği yanıtı paylaştı: “Türkiye’deki yönetimi beğenmeyebilir, yanlışlar olduğunu düşünebilirsiniz. Ama şu andaki yönetime kızıp Türkiye ile ilişkileri zedelecek adımlar atmamalısınız. Türkiye büyük bir ülke, kaybetmeyin.”
Babacan, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin eskiye göre farklı bir hale geldiğine değindi ve şöyle devam etti: “AB ile ilişkiler, üyelik müzakereleri döneminde olduğu gibi değil. Artık, Avrupa Birliği’nin söyleyebileceği pek de bir şey kalmadı. Üyelik müzakereleri devam ederken kriterlere uyulup uyulmadığına bakılırdı. Şimdi, Avrupa Birliği’nin Türkiye hakkında söyleyebileceği sınırlıdır. Elementlere cevap verirken, eleştirilere karşılık verilir.”
Türkiye’nin kendi sorunlarını çözmeye çalışırken, insan hakları ve özgürlükler gibi alanlarda Avrupa’nın demokrasi tecrübesinden yararlanması gerektiğini vurguladı. Babacan, ülkenin büyük potansiyeli olduğunu bildirerek, dış politikada gücün ekonomik, askeri ve itibarı yüksek olan unsurlar tarafından ölçüldüğünü belirtti. O itibar ve güvenin, ekonomik ve askeri gücün ötesinde, sözün gücü ve güvenilirliğin oluşturduğu güç olduğunu söyleyerek, bunun barış ve kalkınmaya katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.