DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, iktidarın enflasyonu kendi eliyle artığını ve kontrol edemediğini söyledi. Aylık gıda harcamaları 31 bin lirayı aştı ve çocukların yoksulluk riski altında yaşadığına dikkat çekti.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "İktidar önce kendi eliyle enflasyonu patlattı, şimdi ise bir türlü dizginleyemiyor. Yanlışta ısrar ettiler. Millete bedelini ödetiyorlar şu anda. Bugün dört kişilik bir ailenin aylık sadece gıda masrafı 31 bin liranın üzerinde. Bu tutar, kira, elektrik, doğal gaz, okul, sağlık ve ilaç giderlerini içermiyor" dedi.
Babacan, İstanbul İl Başkanlığı'nın iftar programında eşi Zeynep Babacan ile birlikte bulunarak, "Türkiye’de çocukların yaklaşık üçte biri yoksulluk riski altında yaşamını sürdürüyor. Birçok çocuk, adil olmayan koşullarda eğitimine başlıyor ve okun aç gidiyor veya öğün atlamak zorunda kalıyor" şeklinde konuştu.
Babacan, 2025 yılında cari açığın 10 milyar dolardan 25 milyar dolara çıkmasının beklendiğini ve Türkiye'nin ithalatını ihracatından daha hızlı artırdığını belirtti. Aynı dönemde finans hesabındaki açığın 21 milyar dolardan 42 milyar dolara yükseldiğine dikkat çekerek, "Türkiye'de yapılan yatırım, gelen yatırımdan çok daha az. Yatırım kaçıyor ve sermaye dışarı çıkıyor" dedi.
Yatırımcıların başka ülkelerde fabrikalar kurduğunu ve üretimini yaptığını anlatan Babacan, "Son üç yılda tekstil ve hazır giyim sektöründe 9 bin 900 fabrika kapanmış ve 360 bin kişi işsiz kalmış. Güven kaybı ve ekonomik dengelerin bozulması nedeniyle yatırımlar durdu" ifadelerini kullandı.
Babacan, iş insanlarının tecrübesini başka ülkelerde kullanmak zorunda kaldığını belirterek, "Güven ve hukuk ortamının zedelendiği ülkede yatırım olmaz. Şirketlere el konma ve mal varlıklarının satılması korkusu yaygın" dedi.
Ali Babacan, İsrail'in İran'a karşı yaptığı askeri operasyona vurgu yaptı ve "Gerçek barış güç kullanmakla değil, uluslararası hukuk ve diplomasiyle olur. Türkiye bölgesinde bu anlayışı kararlılıkla sürdürmelidir. İnsanlık onuru ve adaleti gözetmek, çocukların hayatını korumak bizim sorumluluğumuzdur" ifadelerini kullandı. Ayrıca, Türkiye'nin güç değil, hak ve adalete dayalı bir politika izlemesi gerektiğine değindi.