Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, SDG’nin güçsüz olduğunu ve Suriye’nin birlik ve bütünlüğü için 8 maddelik yol haritası önerdi. Bağlantıları ve gelişmeleri değerlendirdi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mevcut bölgesel konjonktür ve güç dengeleri ile yaşanan gelişmelerin SDG/PKK’nın iddia ettiği kadar güçlü, vazgeçilmez ve alternatifsiz bir aktör olmadığını gösterdiğini söyledi. Merkezi devlet otoritesi, bölgesel aktörlerin tutumu ve yerel sosyolojik dinamiklerin, SDG’nin giderek sıkıştığını ortaya koyduğunu ifade etti. Bu nedenle, en makul ve tek seçenek olarak Suriye’nin birlik ve bütünlüğünün korunması ve 10 Mart Mutabakatı’nın gereklerinin yerine getirilmesi önerisini dile getirdi.
Bahçeli, aynı zamanda Suriye’deki huzur ve istikrar için 8 maddelik yol haritası sunduğunu belirtti.
Bahçeli, SDG’nin ülkenin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde fiilî kontrol alanları oluşturmasının, yeniden inşa ve istikrarın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu vurguladı. SDG’nin 10 Mart Mutabakatı ile bu engeli kaldırmaya çalıştığını ancak özerklik ve federasyon talepleriyle süreci oyaladığını kaydetti. Suriye yönetiminin bu tutumu, ülkenin toprak bütünlüğüne karşı açık bir tehdit olarak görüldü.
Bahçeli, Türkiye’nin Suriye’nin üniter yapısına verdiği açık ve kararlı desteğin, SDG’nin tutumunu güçlendirdiğini ve örgütün talep ettiği özerklik veya federasyonun giderek daha fazla sosyolojik gerçeğe aykırı hale geldiğini belirtti. Kontrol ettiği alanlarda Arap nüfusun ağırlıkta olması, yerel aşiretlerin ve halkın SDG yönetimine mesafeli durması, örgütün toplum tabanını zayıflatmakta, uzun vadede dayanıklılığını azaltmaktadır.
Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısına ilişkin tutumunun, sahadaki dengeyi önemli ölçüde etkilediği vurgulandı. Ankara’nın bu yaklaşımı, hem Şam yönetiminin elini güçlendirmekte hem de SDG’nin dış destek beklentilerini azaltmaktadır. Bu durum, SDG’nin 'koruyucu şemsiye' talebini zayıflatmaya devam etmektedir.
Bahçeli, SDG’nin önünde üç temel seçenek bulunduğuna işaret etti: Merkezi yönetimle bütünleşme, mevcut statükoyu sürdürme veya dış aktörlere dayanarak zaman kazanmaktır. Mevcut güç dengeleri ve gelişmelerin, SDG’nin yeterince güçlü, vazgeçilmez ya da alternatifsiz olmadığını gösterdiğini belirtti. En uygun yol olarak Suriye’nin birlik ve bütünlüğünü korumanın üzerinde durulması gerektiğini vurguladı.
Suriye ordusunun bütüncül bir şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğine işaret eden Bahçeli, silahlı çatışmalardan kalan alışkanlıkların sona erdirilmesi çağrısında bulundu. YPG/SDG ve alt yapıların hızla ve tamamen feshedilmesi ve devlet kurumlarına bağlanması gerektiğini söyledi. Ayrıca, merkezî otoritenin tüm Suriye’de yeniden inşa edilmesi ve ekonomik–askerî yükümlülüklerin karşılanmasıyla istikrarın sağlanacağına vurgu yaptı.
Şara’nın Kürt dil ve kültürüne ilişkin açıklamalarıyla, Suriyeli Kürt vatandaşların ülkenin asli ve ayrılmaz bir parçası olduğunun belirtildiği ve kültürel hakların, birlik ve istikrar için olumlu olduğu ifade edildi. Bu kararname, Kürtlerin temsilcisi iddiasını zayıflatırken, Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne katkı sağlayıcı olarak görüldü.
Öte yandan, Kürtlere sunulan hakların diğer etnik unsurların da haklarını gözeterek, demokratik ve kapsayıcı bir ülke inşası açısından önemli olduğunu aktaran Bahçeli, 10 Mart Mutabakatı’nın tüm maddelerinin uygulanması gerektiğine vurguda bulundu. Fırat’ın batısından çekilmenin önemli olduğu, doğu ve batı bölgesinde egemenliğin artırılması ve bütün Suriye’de istikrarın sağlanması önerildi.
Bahçeli, açıklamasında, Suriye’nin barış, huzur, birlik ve bütünlüğü için izlenmesi gereken yol haritasını şöyle sıraladı: