Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunu eleştirerek, bu raporun anayasanın temel ilkelerini zayıflatmaya çalıştığını belirtti. Raporun, farklı kimlikleri öne çıkarıp, devlet ve m

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, İstanbul İl Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu değerlendirdi. Perinçek, raporun, milletimizi ayıran ve 'iki sütuna' dayalı anlayışlara yönelttiğini ve Batılı emperyalistlerin görüşlerine bağlandığını söyledi.
Perinçek, raporun, PKK’nın izlediği ayrımcılığı ve 'asgari müşterekte birleşmek' ifadeleriyle çelişkili itirafları perdelemek amacı taşıdığını belirtti. Raporun, Batılı emperyalistlerin 'çoğulcu değerlerini' vurguladığını ve bu değerlerin, anayasanın temelini oluşturan tek devlet, tek millet ilkelerini zayıflatmaya çalıştığını ifade etti.
Perinçek, raporun, millî mevzide olmadığını ve ABD ile Avrupa emperyalistlerinin Kürt sorunundaki konumunu yansıttığını belirtti. Raporun, küreselleşme planlarıyla uyumlu olduğunu ve milli devletin 'farklı kimlikler' dayatmasına teslim olduğunu vurguladı.
Rapor, 'kardeşlik' kavramını, farklı kimliklere endeksleyerek kullanmakta ve vatandaşlar arasındaki bağın ötesinde, halklar arasındaki ilişkiyi ön plana çıkarmaktadır. Bu anlayış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çeşitli konuşmalarından alınan güçle savunulmaktadır. Raporun, 'kardeş' kavramını, 'öteki' anlamını çağrıştıran bir biçimde kullandığı görülmektedir. Perinçek, böyle bir tutumu reddettiğini dile getirdi.
Rapor, AİHM ve AYM kararlarına karşı milli direnci zayıflatmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, rapor, AB ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde infaz adaleti önermekte ve milli devletin direnç gücünü kırmaya yönelmektedir.
'Türk, Kürt, Arap kardeşliği' vurgusu yaparken, bu ifadenin, Batı’nın Kürt projelerine destek anlamına geldiği ve bölücülüğü teşvik ettiği iddia edilmektedir. Rapor, Osmanlı milleti projelerini de çağrıştırmakta olup, 20. yüzyılda sınırlandırılan halklar anlayışını desteklemektedir.
Perinçek, raporun, 'Terörsüz Türkiye' hedefine uygun olduğunu ancak bu stratejinin yanlış kurulduğunu açıkladı. Devlette ve millette bütünleşmenin esas olduğunu ve raporun bu hedefi dıştladığını ifade etti. Raporun, PKK’nın silah bırakması ve çözüm sürecini engellediğini belirtti.
Raporun, 'adli işlem' ve ceza indirimleri gibi hukuki yaklaşımlarla süreci çıkmaza soktuğunu, yargılamanın ve mahkeme kararlarının önemli olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin anayasasında vatandaşlık tanımını değiştirmeyi amaçlayan öneriye karşı çıktı. Anayasanın, totolojiye izin vermeyen güçlü temellere sahip olduğunu vurguladı.
Raporun, bölünmeye ve ayrımcı politikalara hizmet ettiğini, anadilde eğitim ve ayrı örgütlenme taleplerinin gerçekçi olmadığını belirtti. Ayrıca, bölünmeyi teşvik eden politikaların, demokrasiyi zayıflattığını ifade etti.
Perinçek, 'Terörsüz Türkiye' sürecinin, ABD ve İsrail ile uzlaşma ve pazarlıklarla değil, Türkiye’nin komşularıyla ittifak kurması ve doğu-bakır medeniyetinin öncüleri arasında yer almasıyla başarılacağını açıkladı. Ekonomik ve siyasi problemler nedeniyle, mevcut hükümetin değişmesi gerektiğini ve yeni hükümetin, milli ve bütünleşmiş politika izlemesinin önemini vurguladı.