Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki 15 baro başkanlığı, son dönemdeki olaylara müdahale, ifade özgürlüğü ve gözaltılarla ilgili kaygılarını dile getirdi.

(DİYARBAKIR) - Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki 15 baro başkanlığı yayımladıkları ortak açıklamada, son dönemlerde toplumsal olaylara müdahale, ifade özgürlüğü ihlali ve gözaltılara ilişkin, “Temel haklara yönelik baskılar kaygı vericidir” ifadeleri kullandı.
Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Iğdır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van barosu, son dönemde yaşanan olaylar ve ifade özgürlüğünün sistematik biçimde kısıtlandığını, barışçıl protesto hakkına keyfi müdahaleler yapıldığını ve nefret söylemlerinin toplumsal şiddeti tetikleyen bir zemine dönüşmeye başladığını belirtti.
Açıklamada, Kocaeli’de bir sağlık çalışanının, ifade özgürlüğü kapsamında görülen saç örme eylemi nedeniyle gözaltına alınması ve hakkında adli ve idari işlemler başlatılması, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı tahammülsüzlüğün geldiği noktayı gösterdiği ifade edilerek, “İfade özgürlüğü, yalnızca çoğunluğun kabul ettiği ve rahatsızlık vermeyen görüşler için değil, eleştirel, simgesel ve aykırı ifadeler için de geçerlidir. Bu tür eylemlerin suç sayılması demokratik toplum düzeniyle bağdaşmamaktadır.” denildi.
“Gözaltı sürecinde kötü muamele iddialarının etkin soruşturulmaması cezasızlık algısını güçlendirmektedir”
İnsan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla güvenlik güçlerinin, Suriye’deki çatışmaları protesto eden gösterilere müdahale ettiği ve bunun insan hakları ihlali olduğu ifade edilerek, şunlar kaydedildi:
“Rojava’daki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla birçok ilde düzenlenen barışçıl protestolara yapılan müdahaleler, kötü muamele iddiaları, orantısız güç kullanımı ve hukuka aykırı gözaltı işlemleriyle ciddi hak ihlallerine dönüşmüştür. Anayasa ile güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, şiddet içermeyen eylemlerde bu kadar kolay sınırlandırılmamalıdır. Gözaltı süreçlerinde kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturulmaması ise cezasızlık ortamını derinleştirmektedir. Tutuklamalarda ölçülülük ilkesi gözetilmediği ve çocuklara yönelik tutuklamalarda yasal dayanağı olmayan gerekçeler kullanıldığı endişesi taşınmaktadır.”
“İfade özgürlüğü ve barışçıl protesto hakkına müdahaleler sona erdirilmeli”
Mersin’in Tarsus ilçesinde Suriye’deki çatışmalara tepki gösteren bir protestoda bir kişinin öldüğü belirtilerek, “Bu olaylara, Kobanili bir gencin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan saldırı da eklendiğinde, nefret dilinin, hedef göstermenin ve kutuplaştırıcı söylemlerin ölümcül sonuçlar doğurabildiği ortaya çıkmıştır. Toplumsal olaylarda kullanılan ayrımcı ve dışlayıcı dil, bireyleri hedef haline getirmekte ve şiddeti körükleyen nefret ortamını pekiştirmektedir. Bölge baroları olarak, ifade özgürlüğüne ve barışçıl protesto hakkına müdahalelere son verilmesini, Rojava protestolarındaki gözaltı ve kötü muamele iddialarının soruşturulmasını talep ediyor; nefret söylemi ve şiddeti meşrulaştıran dilin karşısında durduğumuzu vurguluyoruz.”