Kur'an ve peygamberimizin dünyaya dair öğütleri, dünyanın fani olduğunu ve ahirete hazırlık yapılması gerektiğini anlatır. Mal sevgisinden uzak durulması önemlidir.

Kasas suresinde (88) Rabbimiz buyuruyor; “ Allah’ın (cc) yanında, başka bir ilaha ibadet etme. Başka Allah yoktur. Her şey (dünya kâinat) helak olacaktır.”
Hüküm O’nundur ve sonunda sizler de ona döndürülüp götürüleceksiniz.
Peygamberimiz (sav), dünyayı tarif ederken, “Bir yolculuğa çıktınız, yoruldunuz ve bir ağaç gölgesinde dinlendiniz, ardından yolunuza devam ettiniz. İşte dünya, böyle bir gölgenin altındaki dinlenme süresi kadardır.” demiştir.
Hz. Ömer (ra), Peygamberimizi (sav) evinde ziyaret ettiğinde yerde hurma lifinden yapılmış, mübarek sırtına iz yapmış yatakta yatıyordu. Hz. Ömer (ra) bu duruma ağlamaya başladı. Peygamberimiz (sav) ona, “Ya Ömer, neden ağlıyorsun? Sen kralların ve sarayların sahibi olmayabilirsin, ama sen basit hurma lifinin üzerinde uyuyorsun” diye cevap verdi. O da onunla devamla, “Dünya onların, ahiret bizim olsun istemez misin?” dedi.
Bir başka seferde Peygamberimiz (sav), “Ya Rabbi, Muhammed ailesine yetecek kadar rızık ver” diye dua etti. Fakir bir sahabi ondan güzel bir amel istemiş ve o da “infak et” buyurmuştur. Sahabi, kendine yetmediği durumda ise “kardeşine güzel söz söyle” diye tavsiye edilmiştir.
Hz. Nuh (as), Kur'an-ı Kerim’de 950 yıl yaşadığı bildirilerek, dünyayı tarif ederken, “Güzel bir konak yapmışlar, iki kapısı olan, hepsi o. Fani ve geçici.” ifadesini kullanmıştır.
Harun Reşit, Behlül Dane ile birlikte otururken, Behlül uyuklamış ve uyandığında Harun Reşit’e, “Senin yerine halife olmuşum, saraylarda oturuyorum, orduları sefere gönderdim” dedi. Harun Reşit uyanınca, bunların hayal olduğunu anladı. Behlül Dane ise, “Göz açılınca kayboldu, göz kapayınca kaybolup gidecek” yanıtını verdi.
Hz. Mevlana (ra), dert ve hastalıkların geçici olduğunu, dünyanın fani ve geçici olduğunu belirterek, “Üzülmeyin, çünkü hepsi geçer.” dedi. Bu örnekler herkesin anlayabileceği şekilde, anlamayana ise anlatılmaz. Yolarımıza hazırlıklı olmalıyız ve dünya sevgisini kalbimize sokmamalıyız.
İmam Şafi (ra), “Dünya sevgisiyle Allah (cc) sevgisini bir arada tutan yalan söyler” diyerek, dünya sevgisinin tehlikesini vurgulamıştır. Peygamberimiz (sav), sahabeler ve ehli sünnet alimleri, mal biriktirmediler, yardım istemediler, el emeğiyle geçindiler ve kanaatkar oldular.
Hz. Davut (as), saltanat sahibi olmasına rağmen, kendi eliyle zırh yapar ve satarak geçimini sağlardı. Günümüz insanında ise, dünya sevgisi artmış, çok zengin olunmasına rağmen doyumsuzluk devam etmektedir. Bir taraftan açlık, diğer taraftan obezite ile uğraşılıyor.
Hz. Ömer (ra), “Dünyayı azalt ki hür olasın, günahları azalt ki, ölüm sana hafif gelsin” buyurmuştur. Şeyh Sadi (ra) ise, “İnsanın önce akıl ve kalp gerek, mal ve mülk sonra gelir. Yoksa, gafilin malı ve kuvveti, savaş silahı olabilir.” demiştir. Firavun ve Nemrutlar, zenginleştikçe saptılar ve azdılar. Bu örnekler, kalbimizi sızlatıyorsa, biz de durumu anlarız.
Bu anlatımlar, bize şunu söylüyor: Mal da, mülk de yalandır, biraz oyalanmaktır. Son Peygamberimiz (sav), “İnsanoğlu malını malı der, oysa kalanlar, infak ve sadakadır. Gerisi varislerindir” diyerek, sadaka ve infakın önemini vurgulamıştır.
Helal kazanıp, verene razı olmak, az da olsa infak etmek, iyi bir hayat yaşamak ve İslam’a uygun davranmak gerekir. Her söz ve davranış öncesinde Allah (cc) ve Resulü’nün (sav) ne dediğine bakmalıyız. Bu hayat, geçici ve ahiret yolculuğudur. Hatırlanmalı ki, son yolculukta defteri amali, güzelliklerle doldurup mizanı ağır getirmeye çalışmalıyız.
Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki, “İnsanoğlu malım malım der, oysa onun olan malı, infak ettiği, yediği ve giydiği elbisedir. Kalan ise varislerindir.”
Hayatta kalmak ve ahiret yolculuğuna hazırlanmak için, helal kazanca, adalete ve sadakaya önem verilmelidir. Büyüklerimizin ifadesiyle, “Bir gün tabutta insanlar seni taşıyacak, sonra tabut içindesin, sonrasında ise kabirde yalnız kalacaksın. O zaman, bu yolculuğu iyi yapıp, iyilik ve güzellikle doldurmalısın.”
Şadi Şirazi (ra) ne güzel demiştir; “Dünyada bir gül bahçesinde girdin, bir gül kopardın, onu koklamak istediğin anda, Azrail (as) seslendi: Haydi kalk, yola devam.”
Bizden önce gidenlere selam olsun, rahmet olsun. Gittiğimizde arkamızdan dua edenlere selam olsun. Hz. Mahmud Hüdayi (ra) da, “Kim Muhammed Mustafa’yı alan, dünya değil misin?” diyerek, hayatın hızla geçtiğine dikkat çekmiştir. Bu konu beş bölüm halinde devam edecektir ve Allah’a emanet olunmaktır.