Doğuş Üniversitesi ve UNDP iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırma, dünya genelinde 430 milyon kişinin kısa süreli ve proje bazlı çalışma modeline geçtiğini ortaya koydu. Bu dönüşümün iş dünyasında kalıcı olabileceği belirtiliyor.

(İSTANBUL) - Doğuş Üniversitesi akademisyenleri ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) İstanbul Uluslararası Özel Sektör Merkezi’nin (ICPSD) ortaklığında devam eden araştırma, dünya genelinde iş gücünün yüzde 12’sine karşılık gelen 430 milyon kişinin kısa süreli ve proje bazlı çalışma sistemine geçtiğini ortaya koydu. Araştırma, bu değişimin iş dünyasında kalıcı bir değişiklik olabileceğine işaret ediyor.
Bu araştırma sonuçları, Doğuş Üniversitesi’nde düzenlenen "Esnek Çalışma Çağında Girişimciliği Yeniden Düşünmek: Gig Ekonomisi Raporu Lansmanı ve Panel" adlı etkinlikte kamuoyuna açıklandı. Araştırma, Prof. Dr. Halit Targan Ünal, Dr. Öğr. Üyesi Roza Süleymanoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Burak Beder, Dr. Öğr. Üyesi Hanife Candır Şimşek ve araştırmacıların katkılarıyla hazırlandı. İş gücü piyasasında esnek ve görev bazlı çalışma modellerinin hızla yayıldığı ve dijitalleşmenin yanı sıra pandemi sonrası değişen çalışma alışkanlıklarının bu dönüşümü hızlandırdığı ifade edildi.
Geleneksel istihdam anlayışından farklı olan bu yeni çalışma modelinin, yalnızca teknolojik bir yenilik olmadığı vurgulanıyor. Aynı zamanda, iş yapısında yapısal bir değişiklik anlamına geliyor. Kısa süreli serbest ve proje bazlı çalışma biçimlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bireyler, küresel iş piyasalarına daha kolay ulaşabiliyor ve geleneksel istihdam anlayışı şekil değiştiriyor.
Bu modelin girişimcilik ve ekonomik kapsayıcılık açısından fırsatlar sunduğu belirtilirken, iş güvencesinin olmaması, düzensiz gelirler ve sosyal koruma eksikliği gibi risklere de dikkat çekildi. Gelişmekte olan ülkelerde hukuki düzenlemelerin yetersizliği, platform çalışanlarının temel haklara erişimini güçleştiriyor.
Araştırma, özellikle kadınlar, gençler ve dezavantajlı gruplar için yeni gelir ve istihdam imkanları yaratıyor. Dijital becerilerin, bireylerin yerel sınırların ötesine geçerek küresel iş pazarlarına katılmasını sağladığı de vurgulanıyor.
Yükseköğretim kurumlarının bu dönüşümde daha aktif rol almaları gerektiğine değinilen araştırmada, kurumların yalnızca diploma vermekten çıkıp, sürekli beceri geliştiren, üretim ve portföy odaklı öğrenme modelleri sunan ve değişen iş piyasasına hazırlık yapan yapılar olması gerektiği savunuluyor. Dijital okuryazarlık, veri analizi, iletişim, finansal okuryazarlık ve girişimcilik becerilerinin eğitim programlarına entegre edilmesi, yaşam boyu öğrenmenin ve mikro-sertifika programlarının rolü vurgulanıyor.
Son olarak, bu yeni çalışma modelinin sürdürülebilir ve kapsayıcı hale gelebilmesi için dijital altyapının güçlendirilmesi, sosyal koruma mekanizmalarının geliştirilmesi ve çok paydaşlı iş birliklerinin artırılması gerektiği sonucuna varılıyor.