Dünyanın geçiciliği ve ahiretin kalıcılığı mesajıyla, ayetler, hadisler ve büyük şahsiyetlerin sözleriyle dini uyarılar ve hatırlatmalar sunuluyor.

Eş-Şuara (20) de Cenabı Hak, kim ahiret kazancını isterse, onun kazancını artıracağını, dünya kazancını isteyenlere ise ona da vereceğini fakat ahiretten nasip olmayacağını bildirir.
Peygamberimiz (sav) buyurmuştur ki; “Allah’ım, esas hayat ahiret hayatıdır.” Bu ayet ve hadisler, dünyada kalacağımız kadar, kalbimize sokmamak şartıyla, ahiret için de çok çalışmamız gerektiğini anlatır. Esas üzülmemiz gereken durum, ahirette hüsran olmaktadır.
Hz. Mevlana (ra), dünyayı geçici olarak nitelendirerek, ürkmememizi, tek üzülmemiz gereken şeyin ahiret endişesi olması gerektiğini ifade eder. Günümüzde imkanlar çok olsa da, bu durum insanların tatmin olmamasına neden olmaktadır. Bir öğretim görevlisinin, insanların hayat tahribatına neden olan zevkleri ve intihar girişimlerini anlattığı hikaye örnek gösterilir.
Sahabe ileri gelenleri, Allah’tan razı olma ve ahiret endişesi taşımanın önemini vurgular. Abdullah B. Mesud (ra), dünyaya karşı zahit olmanın, daha çok ahirete rağbet göstermenin hayırlı olduğunu söyler. Hz. Ömer (ra), zengin olunca kaybetme korkusunu dile getirir. Ebu’d Derda (ra), nimetlere dalmanın tehlikesine dikkati çeker ve dünya yerine, ölmeden önce oruç tutmayı ve hayatı anlamlı yaşamayı nasihat eder.
Hz. Osman (ra) ve Selahaddin Eyyubi’nin (ra) ölmeden önce yaptıkları vasiyetlerde, dünya mülklerinin fani, ahiretin ise baki olduğu vurgulanır. Hz. Zülkarneyn’in (as) ve diğer büyük şahsiyetlerin ölmeden önce dünya malını sümükle göstererek, gerçek anlamda ölçülü olmayı öğütlemeleri, dünya ve ahiret sevgisinin ayrıştırılmasına işaret eder.
Hamid-i Aksarayi (ra) ise, dünyada iken ahiret hayatına hazır olmayı, az yemeyi, az konuşmayı, kötülüklerden kaçınmayı ve her zaman hayırda bulunmayı öğütlerken, insanların bu öğütlere dikkat etmesi konusunda uyarır.
Kur'an ve sünnet ışığında, dünya ve ahiret sevgisinin bir arada bulunamayacağı, daha çok ahirete yönelmenin doğru olacağı bildirilir. Peygamberimize (sav) müşriklerin ahiret inancı sebebiyle itiraz ettiği, onların ahiret haberini vermelikten vazgeçmesini talep ettiği anlatılır. Ahiretin önemi, hayatın hayırla geçmesiyle ilgilidir. İnsanlar, saltanat ve dünya mülküne aşırı bağlanmamalıdır. Hz. Zülkarneyn ve Selahaddin Eyyubi gibi büyük şahsiyetlerin, dünya malı ve saltanatını küçümseyerek, ölümden sonra ahirete hazırlık yapmaya çağırmaları, İslam’ın temel öğretisidir.
Son olarak, Hz. Hamid-i Aksarayi’nin (ra) insanlara ölmeden önce hazırlık yapma ve ahiret hayatına önem verme nasihatleri, günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Kendimize ahiret hayatı için hazırlık yapmamız gerektiği hatırlatılır. Rabbimiz, bu uygulamalarda ihlas ve samimiyetle hareket etmeyi nasip etsin. Amin.