Dünya Anadili Günü kapsamında düzenlenen sempozyumda anadil eğitiminin önemi ve hak mücadelesi vurgulandı. Katılımcılar, eşit yurttaşlık ve demokratik çözümün anahtarını anadil haklarında görüyor.

Dünya Anadili Günü kapsamında düzenlenen 3. Anadili Sempozyumu'nda konuşan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, "Ana dilde eğitimi 'bölücülük', 'tehdit' ya da 'lüks' olarak tanımlamak bilime, pedagojik bilgiye ve çağdaş eğitim anlayışına sırt dönmektir. Politik gerçeklik açısından bakıldığında ise ana dilinde eğitim bir hak mücadelesidir" dedi. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, "Demokratik bir çözüm gerçekleşecekse eşit yurttaşlık da gerçekleşir elbette ve eşit yurttaşlık ise ana dil hakkının güvence altına alınmasıyla başlayacaktır. Deyim yerindeyse yurttaşlığın ABC’si de ana dilde eğitim hakkının gereğinin yerine getirilmesiyle başlayacaktır. Ana dilde kamusal hizmet bir lütuf değil, eşit yurttaşlığın sorumluluğudur" ifadelerini kullandı.
Irmak, ana dilinde eğitimin yalnızca pedagojik bir konu olmadığını, aynı zamanda insan hakları ve eşit yurttaşlık meselesi olduğunu belirtti. Dilin, bireyin düşünsel ve duygusal gelişiminde temel rol oynadığını ifade eden Irmak, "Ana dili yok sayılan bir eğitim sistemi çocuğun özgüvenini, motivasyonunu ve bilişsel gelişimini olumsuz etkiler. Bu nedenle ana dilinde eğitim, pedagojik olarak bir tercih değil, çocuğun çıkarları doğrultusunda zorunluluktur" diye konuştu.
Bilimsel araştırmaların ana dilinde eğitim alan çocukların akademik başarılarının arttığını ve okula devam oranlarının yüksek olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Irmak, çok dilli eğitim modellerinin birçok ülkede temel eğitimin bir parçası olduğunu belirtti. Irmak, şu ifadeleri kullandı: "Çok dilli ve çok kültürlü toplumlarda bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, ana dilinde eğitim alan çocukların okula devam oranı artar ve akademik başarıları yükselir. Ayrıca ikinci ve üçüncü dilleri öğrenme kapasiteleri de güçlenir. Eğitimden erken kopuş ve okul terkleri azalır. Finlandiya, Kanada, İspanya ve Güney Afrika gibi ülkelerde ana dilinde çok dilli eğitim yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu gerçekler karşısında ana dilde eğitimi 'bölücülük', 'tehdit' veya 'lüks' olarak tanımlamak, bilime ve çağdaş eğitim anlayışına meydan okumaktır. Politik gerçeklik açısından bakıldığında ise ana dilinde eğitim, hak mücadelesidir."
Irmak, ana dilinde eğitimin demokratikleşmenin temel unsurlarından biri olduğunu ve bir dilin kamusal alanda kullanımının o dil konuşanların eşit yurttaşlık hakkını güvence altına aldığını vurguladı. Irmak, "Ana dilinde eğitim talebi, kültürel varoluş, kimlik ve toplumsal barışın anahtarlarından biridir. Gerçek bir demokrasi, ana dilde eğitim olmadan mümkün değildir. Hak tanıma ve eşitlik temel ilkeler olup, eğitim emekçileri bu mücadelenin öznesidir. Anadil, ertelemez bir haktır" şeklinde konuştu.
Irmak, eğitimde ana dilinde eğitimin kamusal, bilimsel ve laik eğitimin vazgeçilmez bir parçası olduğunu düşündüklerini ve hakkın savunulmaya devam edeceğini ifade etti. Koçak ise kamusal hizmetlerde ana dillerin sistematik kullanılmamasının hak kayıplarına yol açtığını, özellikle sağlık, adalet ve eğitim alanında iletişim sorunlarını ve güven eksikliğini artırdığını dile getirdi. Ayrıca, dilin tanınmamasıyla kimlik, tarih ve kültürel hafızanın inkar edildiğine dikkat çekti. Koçak, "Kürtçe başta olmak üzere anadil kullanımını engellemek, sadece dil meselesi değil, siyasal ve toplumsal bir sorundur. Eşit yurttaşlık hakkının temel ilkesi, ana dilde eğitim ve dilin kamusal alanda tanınmasıdır" dedi.
Koçak, ana dilin tanınmamasının aynı zamanda kimlik, tarih ve kültürel hafızanın inkar edilmesi anlamına geldiğini belirterek, "Ana dilde eğitim hakkının güvence altına alınması, eşit yurttaşlık hakkını sağlar. Demokratik bir çözüm, ana dilde eğitimin ve hakların tanınmasıyla mümkündür. Yurttaşlığın temel ilkesi, ana dilde kamusal hizmetlerin sağlanmasıdır" ifadelerini kullandı. Koçak, TBMM’deki rapor eleştirisinde, inkar ve asimilasyon politikasına vurgu yaparken, ana dilin tanımlanmamasını ciddi bir eksiklik olarak değerlendirdi.