Ekrem İmamoğlu, tutuklu olduğu süreye rağmen Cumhurbaşkanlığı adaylığının kesin olduğunu ve partinin milletin iktidarını kurmak için çalışacağını açıkladı.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, tutuklu bulunduğu Marmara Kapalı Cezaevi’nden, Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtladı.
İmamoğlu, "Siz de artık bir sonraki seçim için adaylığınızın zora girdiğini kabul etme noktasında mısınız?" sorusu ve aday olamaması durumunda “en kuvvetli aday olarak Mansur Yavaş görülüyor” denilmesi üzerine şunları söyledi:
"Maalesef ki bugün bir avuç muhteris, devletimizin yargısını, kurumlarını istismar ederek 35 yıllık diplomamı almaya çalışıyor. Anlaşılan o ki Cumhurbaşkanı adayı olduğunuzda, helal olan haram edilmek isteniyor. Bu kumpas, net bir kara lekedir. Yalnız benim haklarım değil, devletin yargısının ve kurumlarının şeref ve namusu, güvenilirliği de söz konusudur. Biz inşallah siyasi tarihimize ve hukukî değerlerimize bu kara lekenin sürülmesine izin vermeyeceğiz. Adaylık meselesine gelince, ben kendi irademle değil, 15,5 milyon vatandaşımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayı oldum. Yetkiyi millet verir, millet alır. Diploma davası henüz sonuçlanmamıştır. Adaylığım kesin biçimde devam etmektedir. Ancak sonuç ne olursa olsun, Cumhuriyet Halk Partisi, milletin iktidarını kurmak için milletimize karşı üzerine düşen vazifeyi yapacaktır.
Özgür Özel ve Mansur Yavaş gibi değerleriyle partimizin birçok Cumhurbaşkanı adayı çıkarabilecek kalitede ve kalibrede olduğunu ifade eden İmamoğlu, adaylıkla ilgili endişeleri de değerlendirdi:
"Bizim kim aday olacak gibi bir endişemiz yok! Fakat iktidardakilerin Anayasa'mızdaki dönem şartını nasıl aşacağını çok merak ediyorum. Eğer adaylıkta ısrar ediyorsa, 15,5 milyon insanımızın iradesine halel getirmeyecektir. Sandıkta karşıma çıkmaktan korkmamalıdır. 400 milletvekili hülyasına kapılırsa, çok beklerler. Milletin önüne referandum sandığının koyulacağı günü heyecanla bekliyoruz. Ekrem İmamoğlu’nun katılamadığı, özgür yarışamadığı bir seçim, Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetinin bittiği bir seçim olur. Bu, on milyonların başka adayla katıldığı bir seçim haline gelir."
İmamoğlu, "Türkiye’nin demokratik bir ülke olmasının yolu Kürt meselesinin adil, kalıcı, devlet nezdinde ve yasal zeminde çözülmesinden geçer" diyerek, şu görüşleri paylaştı:
"Sayın Bahçeli’nin çağrısı son derece doğru, fakat eksik ve geç kalmış bir açıklamadır. Kürt meselesi, tüm Türkiye’nin meselesidir. Kürt meselesi, yalnız güvenlik değil, aynı zamanda demokrasi ve kader birliği konusudur. Türkiye’nin demokratik bir ülke olması için Kürt meselesinin adil, kalıcı, devlet nezdinde ve yasal zeminde çözülmesi gerekir. Güvenlik tehdidi ise, büyük ve bu tehdidi önlemek için hepimize görev düşüyor. Büyüklükten kastımız, Suriye’de istikrarın sağlanmasıdır."
YPG ve DAEŞ tehditlerine ilişkin sorulara cevap veren İmamoğlu, "DAEŞ, Türkiye için doğrudan ve ani bir tehdit olmuştur. Hücre yapılanması ve saldırılarla, toplumun güvenliğine zarar vermiştir. YPG ise sınır güvenliği ve stratejik risk anlamında daha çok risk taşır. Asıl tehdit, Suriye’de istikrarsızlıktır." dedi.
Merkezi otoritenin kaybının, güvenlik ve hukuk sisteminin parçalanmasının ana tehdit olduğunu ifade eden İmamoğlu, "Suriye’de kapsayıcı demokratik yapı, güvenlik ve meşruiyetin temelidir. Suriye’de istikrar olmadan, Türkiye’de yeni tehditler oluşur" diye ekledi.
İmamoğlu, "Terörsüz Türkiye" ve inşası süreçlerini desteklediğini ve bu sürecin hukuk ve siyaset zemininde yürütüleceğini belirtti. "İktidar bu süreci halledemiyorsa, biz gelir çözeriz" diyerek, bu konudaki inancını dile getirdi.
Komisyon çalışmalarını önemsediğini vurgulayan İmamoğlu, "Geleceğimle pazarlık yapmam ve Türkiye’nin demokratik yapısının korunmasının en büyük önceliğimiz olduğunu" söyledi.
İmamoğlu, "Kürt meselesinin çözümünün demokratikleşmeyle mümkün olacağını" vurguladı ve Diyarbakır’da birlik çağrısı yaptı. "Büyük değişimi başlatmak, tarihi hatalara ders çıkarmak ve birlik olmak zorundayız" dedi.
Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu üzerinden, hukuki adaletsizliklere değinen İmamoğlu, "Demirtaş’ın tutukluluğu, hukuk anlayışımızdaki boşlukları gösteriyor. Bu, iktidarın siyasi kumpaslarının açık delilidir" şeklinde konuştu.