Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda emekli aylıklarındaki yüzde 12.2’lik artış ve eklenen bin 62 lira protesto edildi. Emekliler düşük aylıklar ve artış oranı hakkında tepki gösterdi.

Emekli aylıklarındaki yüzde 12.2’lik artış ve en düşük emekli aylıklarına eklenen bin 62 lira emekliler tarafından Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda protesto edildi. "En düşük emekli aylığı, Hazine katkısıyla 20 bin liraya çıkarılmıştır. Açlık sınırının 30 bin lirayı aştığı bir ülkede, 20 bin lirayı 'iyileştirme' olarak sunmak; emeklilerle açıkça alay etmektir. Bu yaklaşım, refah değil, sefalette eşitlik dayatmasıdır. 20 bin TL bir emekli aylığı değil, yoksulluğun içinde bırakılan, yaşamdan tasfiye edilen emeklinin, ancak kefen parası olur" diyen emekliler, diğer emekli aylıklarındaki artışın yüzde 12.2'de kalmasını çifte haksızlık olarak niteledi. Yere çürümüş meyve döken, kırmızı kart gösteren ve "Daha fazla primle ve yılla emekli olanların suçu nedir?" diye soran emekliler, seyanen zam istedi, "Sefaletin hesabını sandıkta soracağız" ifadelerini kullandı.
EYT ve Emekliler Federasyonu Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda "Emekliyi onuruyla yaşatmayan, ancak kefen parası olacak sadakayı reddediyoruz" başlıklı açıklaması yaptı. Eylem sırasında "En düşük emekli aylığı, Hazine katkısıyla 20 bin liraya çıkarılmıştır. Açlık sınırının 30 bin lirayı aştığı bir ülkede, 20 bin lirayı 'iyileştirme' olarak sunmak; emeklilerle açıkça alay etmektir. Bu yaklaşım, refah değil, sefalette eşitlik dayatmasıdır. 20 bin TL bir emekli aylığı değil, yoksulluğun içinde bırakılan, yaşamdan tasfiye edilen emeklinin, ancak kefen parası olur" diyen emekliler, diğer emekli aylıklarındaki artışın yüzde 12.2'de kalmasını çifte haksızlık olarak nitelendirdi. Yere çürümüş meyve döken ve "Daha fazla primle ve yılla emekli olanların suçu nedir?" diye soran emekliler, seyanen zam talebinde bulundu ve "Sefaletin hesabını sandıkta soracağız" ifadelerini kullandı.
Basın bildirisini Emekli ve Emekliler Federasyonu Başkanı Arzu Lastikçi okudu. Bildiride iktidara şu sözlerle seslenildi: "Emekli; sadaka beklemez, hakkını ister. Halkın ve haklının sesini duyun artık sayın iktidar sahipleri! Ülkenin mihenk taşı emeklilerdir. Bir ömür sabahın ilk ışığında uyanandır emekli, alın terini toprağa, demire, kâğıda bırakandır. Bu ülkenin destanı, kahramanıdır. Her taşında izi olandır. Çalışırken üreten, emekliyken öğreten, geçmişi ayakta tutan, bilge bir çınardır emekli. Ne yük oldu bu ülkeye ne de fazlalık… O, devletin temelinde duran en ağır ve en sağlam taştır. Emekli; sadaka beklemez, hakkını ister. Boynunu bükmez, başını dik tutar."
Emeklinin değeri ve mücadelesine vurgu yapılan açıklamada, 'Emekli yük değil, bu ülkenin ta kendisidir' denildi. Açıklamada, "Bir ülkenin vicdanı, emeklisine verdiği değerle ölçülür. Çünkü emekli, geçmişin emeği, bugünün onuru, yarının rehberidir. Unutulmasın ki; emekli susmayacak. Hakkı için konuşacak. Onuru için direnecektir. Emekli yük değil, bu ülkenin ta kendisidir. Evet, en düşük emekli aylığı, Hazine katkısıyla 20.000 TL’ye çıkarılmıştır. Açlık sınırının 30 bin TL’yi aşmış olduğu bir ülkede, 20 bin lirayı ‘iyileştirme’ olarak sunmak; emeklilerle açıkça alay etmektir. Bu yaklaşım, refah değil, sefalette eşitlik dayatmasıdır. 20 bin TL bir emekli aylığı değil, yoksulluğun içinde bırakılan, yaşamdan tasfiye edilen emeklinin, ancak kefen parası olur. Bu bir felaket tablosudur. Bu vicdani bir çöküştür."
"Sosyal devlet anlayışı çok ağır bir yara almıştır"
Tarafsız bir kurum olmaktan çıkmış TÜİK eliyle emekçinin sofrası boşaltılmış, bilinçli düşük gösterilen enflasyonla emeklinin alım gücü sistematik olarak bitirilmiş, kira ve faturalarını karşılayamaz hale gelmiş ve temel ihtiyaçlarını karşılamada zorlanmıştır. Emekliyi yoksullaştıran bu düzen, ısrarlı politika olmuştur. Asgari ücrete yapılan %27’lik zamla yoksullaşma resmileştirilmiş ve 28.075 lira ile çalışanlar yok sayılmıştır. Dün düşük emekli maaşı alanların sayısı 4 milyon iken bu sayı 4 milyon 900 bine çıkmıştır. Bu rakamlar hangi sosyal devlet ilkesinin gereğidir? Bugün emekli, çöp ve pazar artığıyla ucuz otel odalarında yaşam mücadelesi vermektedir. Toplumun emeğine karşı yapılan bu düzen, sosyal devlet anlayışına ağır bir darbedir."
"Daha fazla primle ve yılla emekli olanların suçu nedir?"
2026 bütçesi, emek ve emekçilere kaynak ayırmaktan çok yandaşa, faiz lobisine ve sermayeye kaynak aktarmakta olup, düşük aylıklar ve adaletsiz zam oranları ile emekliler mağdur edilmiştir. En düşük emekli aylığına %18,5 artış yapılırken diğer aylıklara %12,2 oranında zam getirilmiştir. Ortalama emekli aylıkları aşağı çekilmiş ve tüm emekliler dipte kalmıştır. Emekliler ve emekçilere kaynak ayrılmayan bu politikalar, krizlerin faturasını emekliye ve emekçiye ödetmektedir. Bu politikalar yanlış olup, krizlerin sorumlusu emekli ve emekçiler değildir."
Emeklilerin talepleri ise şunlardır: Köklü maaşların yükseltilmesi, adil ücret sistemi, aylık bağlama oranlarının yüzde 70’e çıkarılması, hastane muayene ve ilaç katkı paylarının kaldırılması, özel banka ve sendikalar emeklilerinin haklarının korunması, memurlara verilen zamların diğer emekli gruplarına da uygulanması ve en düşük maaşın 50.000 TL’ye çıkarılarak tüm emeklilere 35.000 TL zam yapılmasıdır.
Emekliler, erken yaşta işe giriş ve emeklilik hakkını suç olarak görmüyor ve yasa dışı görenleri eleştirdi. Ayrıca, prim günü, ihya ve mağduriyetlerin giderilmesini talep eden emekliler, mezarda emeklilik istemediklerini belirtti. Bağ-kur ve SSK’lılar arasındaki farkların giderilmesi, adil emeklilik sistemi ve eşitlik talep edildi. Ayrıca, engelli ve malulen emeklilikte yaşanan adaletsizliklerin giderilmesini istediler.
Emekliler, “Geçim yoksa sandık var” diyerek, yaşadıkları sefaletin hesabını sandıkta soracaklarını vurguladı. Emekli maaşlarının insanca yaşam standardına çıkarılması, adaletin sağlanması ve hakların gözetilmesi talebini dile getirdi. Ayrıca, bazı emekliler yerdeki çürümüş meyveleri göstererek, "Bize reva görülen bu" dedi ve bu duruma tepki gösterdi. Emekliler, “Geçim yoksa sandık var” sloganıyla sözlerini sona erdirdi.