Etiler’de 12 apartmandan oluşan alanda yeni projeler ve kentsel dönüşüm girişimleri protesto ediliyor. Bölge sakinleri ve yetkililer duruma karşı çıkıyor.

Etiler’de 12 apartmanın bulunduğu alandan daireler satın alıp kat maliki sıfatıyla karot aldıran ve tüm adadaki binaları yıkarak yerine konsept bir proje yapacağı iddia edilen inşaat şirketine karşı bölge sakinlerinin mücadelesi sürüyor. Bölgeye gelen CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, yaptığı açıklamada, “Zemin ve yapı kalitesi nedeniyle acil dönüşüme ihtiyaç duyulan bölgelere çivi bile çakmıyorlar. İstanbul’un en eski ve köklü semtlerini plan ve programa uygun olmadan yıkma girişimindeler. Bu nedenle kent planına saldırıyorlar. Hukuk ve yasa gözetmeksizin inşa ettikleri binalar, oteller ve kuleleri bir oldubittiyle kabul ettirmeye çalışıyorlar” dedi.
Ayrıca, apartman sakinleri, “Boğaziçi’nin geri görünüm ve etkilenme bölgesinde yer alan yapıların, geçmişte alınmış ruhsatları ve fiili yapılaşmaları dikkate alınmadan, anayasaya aykırı şekilde imar haklarından mahrum bırakılmasını kabul etmiyoruz” açıklamasını yaptı.
Beşiktaş Etiler Mahallesi Toprakkale Sokak’ta 8 katlı otel inşaatı yapan bir şirketin, otelin de bulunduğu adadaki 12 apartmanı da kentsel dönüşüme zorladığı öne sürüldü. Şirketin, apartmanlardan daireler satın alıp karot aldırarak binaları yıkıp yerine AVM ve rezidanslardan oluşan proje yapmayı planladığı iddia ediliyor. Apartman sakinleri bu duruma karşı çıkıyor ve basın açıklamasıyla seslerini dile getiriyorlar. CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, bölgedeki durumu ve şirketin planlarını değerlendirdi.
Öztürkmen, “Kentsel dönüşüm adı altında iktidar destekli inşaat şirketleri, yüz milyarlarca liralık rant sistemi kurdu. Bu sistem, İstanbul’un merkezinde ve deprem riski altındaki alanlarda yoğunlaşmış durumda” diye belirtti.
Öztürkmen, Taşyapı şirketinin, Etiler’de imar planlarına aykırı olarak yaptığı oteline ruhsat alamadığı halde imar düzenini oteline uydurma çalışması yürüttüğünü kaydetti. Ayrıca, şirketin 10 yıl önce kanunsuz şekilde 13 katlı kaçak otel inşa ettiğini ve bölge imar planını oteline göre düzenlemeye çalıştığını dile getirdi. Bu projeler kapsamında, bölgedeki 400 daire olan binaların ve 12 apartmanın yıkılarak yeni konsept projeye dönüştürüleceği iddia ediliyor.
Öztürkmen, şirketin, bölgedeki maliklere anlaşma yapmaya zorladığını ve mülkiyet haklarını gasp ettiklerini belirtti. Şirketin, daire içi payları satın alıp, hukuki boşluklardan yararlanarak karot aldırma girişiminde bulunduğunu ifade etti. Vatandaşlar ilk karot girişimlerini engellese de, şirket polis eşliğinde yeniden karot aldırmayı başardı. Bunun sonucunda, “Ya benimle anlaşın ya da binalarınızı riskli ilan edip yıktırırım!” tehdidini dile getirdi.
Şirketin, imara uygun olmayan projeleri ve sözleşmelerinin belirsizliği dikkat çekiyor. Sözleşmenin tek belirgin noktası, imzalandığında arsa payının yüzde 50’sinin şirketin eline geçeceği. Ayrıca, şirketin, imara aykırı olan projeleri imara uydurma vaadiyle vatandaşları manipüle ettiğine değindi.
Öztürkmen, bu modelin Fikirtepe ve Seyrantepe’de de uygulandığını ve birçok insanın mağdur edildiğine işaret etti. Ayrıca, Şişli’de devam eden 72 katlı rezidans projesine dair de hukuki mücadelelerin sürdüğünü belirtti ve şirketin çalışmalarına devam ettiğine dikkat çekti.
Son olarak, yeni düzenlemeler ve yönetmelik değişiklikleriyle riskli binaların yıkım ve karar alma süreçlerinin hızlandırıldığını ifade eden Öztürkmen, bu gelişmenin inşaat sektöründeki rant amaçlı uygulamaları kolaylaştıracağını vurguladı.
Öztürkmen, “İstanbul’da deprem riskine rağmen, rant sağlamak ve yasal boşluklardan faydalanmak isteyen şirketler, toplumun güvenliğini hiçe sayıyor. Devlet ise vatandaşların haklarını korumakta yetersiz kalıyor” dedi. Ayrıca, halka çağrıda bulunarak konuya ilişkin tüm mağduriyetleri TBMM’ye taşıyacağını belirtti.
Apartman sakinleri, “Boğaziçi’nin geri görünüm ve etkilenme bölgesinde yer alan yapılar, alınmış ruhsatlar ve fiili yapılaşmalar göz önüne alınmadan hukuken var olan imar haklarından mahrum bırakılmak isteniyor. Bu durum, mülkiyet hakkını ihlal ediyor ve planlı kentleşmeye aykırıdır” açıklamasını yaptı.