Fındıklı’da yapılan sempozyumun ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, kamuculuğun kolektif ve örgütlü mücadele hattı olduğu ve halkçı politika ile yeniden kurulabileceği belirtildi.

(RİZE) - Fındıklı’da Kamuculuk ve Kent Hakkı başlıklı sempozyumun ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, kamuculuğun bir reform programı değil, kolektif ve örgütlü bir mücadele hattı olduğu belirtilerek, halkçı bir siyasetle ve ortak mücadeleyle yeniden kurulabileceği ifade edildi.
Fındıklı Belediyesi’nin ev sahipliğinde, hafta sonu düzenlenen sempozyuma alanlarında yetkin 15 akademisyen ve konuşmacı katıldı. İki gün süren sempozyumda kamuculuk, kent hakkı, kentsel direnişler ve müşterekler temalarında tartışmalar gerçekleştirildi.
Sempozyum kapsamında kamuculuğun tarihsel ve kavramsal temelleri, devletçilik ve kamuculuk ilişkisi, kamu yönetimi ve hizmetlerde kamuculuk, temel kent hakları, yerel yönetimler, kentsel direnişler ve müşterekler konularında oturumlar düzenlendi. Açılış ve forum bölümlerinde ise kamuculuğun güncel politik ve pratik alanlarındaki tartışmaları ile katılımcıların ve halkın deneyimleri ele alındı.
Sempozyum sonrası hazırlanan ve değerlendirmeleri içeren sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı.
Sonuç bildirgesinde, 21. yüzyılda dünya genelinde emekçi sınıfların temel gündemlerinden birinin kamuculuk kavramı olduğu vurgulandı. Neoliberal rejim altında kamunun maddi ve kurumsal açıdan zayıflatılmasına karşı, Türkiye’de kamuculuğun yeniden mücadele hattı haline geldiği belirtilti.
Kamuculuk, mülkiyet ilişkilerine müdahale eden, piyasayı sınırlandıran, toplumsal ihtiyaçları esas alan ve emekçilerin karar süreçlerine katılımını örgütleyen toplumsal ve politik bir içerik olarak tanımlandı. Bu mücadelenin, müşterekler, kooperatifler, yerel yönetimler ve devletin yeniden örgütlenmesini içeren çok katmanlı bir çerçevede ele alınması gerektiği ifade edildi.
Bildirgede, kamuculuğun tasfiyesinin kamu hizmetlerinin piyasalaştırılması, güvencesiz istihdamın yaygınlaşması ve sosyal politikaların piyasa mantığıyla yürütülmesine yol açtığı belirtildi. Yeniden kamucu bir yapının, güvenceli istihdam, hizmetlerin piyasadan geri alınması, katılımcı ve demokratik mekanizmaların güçlendirilmesi ve hak temelli sosyal politikalarla mümkün olacağı vurgulandı.
Kamuculuğun temel bileşenlerinden biri olarak tanımlanan kent hakkı, yaşam ve kentlerin kime ait olduğu üzerine politik bir mücadele alanı olarak anlatıldı. Bu hakkın kazanılabilmesi için örgütlü yerel mücadeleler ve kamusal mekanların savunulması ile kamucu belediyecilik pratiklerinin önemli olduğu belirtildi. Ayrıca, bu mücadelelerin savunmacı değil, kurucu nitelikte olması gerektiğine dikkat çekildi.
Kentlerde kamusal hizmetlerin kalitesi, bu hizmetleri üreten emekçilerin çalışma koşullarıyla doğrudan ilişkili olduğu anlatıldı. Kamucu belediyeciliğin, emekçiler için güvenceli ve insana yakışır çalışma koşulları esas alınarak yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Sendikal örgütlenme ve emekçilerin demokratik katılım mekanizmalarının, süreçte temel öğeler olduğu ifade edildi. Bu kapsamda, bugünün temel meselesinin yalnızca hakları savunmak değil, hakları yeniden kazanmak olduğu bir kez daha hatırlatıldı.
Kamuculuğun bir reform programı değil, kolektif ve örgütlü bir mücadele hattı olduğu belirtildi. Halkçı politika ve ortak mücadeleyle yeniden inşa edilebileceği ifade edildi. Fındıklı’dan yükselen deneyimin, mümkün olanın sınırlarını zorladığına vurgu yapıldı ve sonuç bildirgesi "Bugün iyisini, yarın daha iyisini, ertesi gün çok daha iyisini başaracağız" diyerek sona erdi.